MEŞRULUĞUN KAYNAĞI: AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM
MEŞRULUĞUN KAYNAĞI: AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM
0 Yorum
985
14-09-2021

Enerjinin zamanda hız kazanması, mekânda mesafe kat etmesi hareket ve oluş; oluş da varlık (madde) haline gelmedir. İlk büyük patlama denilen zamandan insan toplumuna kadarki gelişme, enerjinin değişik hallerinden başka bir şey değildir. Evrenle ilgili tüm sırları içinde saklayan insan, evrensel bir varlıktır. İnsan türünün kendinden önceki primat (insana en yakın familya) türünden kopup insanlaşması, toplumsallaşma düzeyiyle at başı gider. Diğer canlılara göre doğa karşısında görece daha zayıf savunma mekanizması olan insan, ancak düşünce gücü ve toplumsallıkla doğadaki zorluklara ve tehlikelere karşı kendini korumaya alabilmektedir. Aksi halde varlığını sürdüremez. Toplumsallık, insan türünün varlık koşuludur. Toplumun ise varlık koşulu, politika ve ahlaktır; bunlarsız toplum var olamaz. İnsanlık tarihinin yüzde doksan sekizlik bölümüne tekabül eden en uzun süre toplumları (klan, kabile, aşiret) kendi kendilerini güncel olarak doğrudan demokrasi tarzında icra edilen politika (toplumun beslenme, güvenlik, savunma gibi ortak sorunlarını da bir araya gelerek konuşma, tartışma, ortak kararlarla çözme ve bu kararları uygulamakla yükümlü şeflerini, yöneticilerini seçme,  gerektiğinde görevden alıp yenileme) ile yönetirken, gönüllü uyulan ahlak (politikanın tecrübeyle elde edilmiş deneyimlerinin kurumsallaşmış gelenek hali) kurallarıyla da hem varlığını sağlamakta hem de birliğini korumaya almaktadır. Buna karşıt kutupta yer alan ve insanlık tarihinin sadece yüzde ikilik bölümüne tekabül eden devlet olgusu, ahlak yerine zora dayalı hukukun, toplumun doğrudan demokrasi temelinde icra ettiği politikasının yerine bürokratik yönetimin (birey ve toplumun söz karar yetkisi yerine tanrı sözünün/egemenin sözünün) ikame edilmesidir. Devlet, demokrasi, direniş, hukuk ve meşruluk sorunu bu temelde başlar.

Hukuk mu meşruluk mu, bir nevi öz mü biçim mi tartışmasına benzer. Biçim (form), özün kendisi olmayıp, asla özün yerini alamaz. Örneğin Enerji, maddenin özüdür; madde ise enerjinin kafeslendiği, dondurulduğu biçimi veya formudur. Asıl olan enerji olduğuna göre, madde (form) hiçbir zaman enerjinin (asıl olanın) yerine geçemez, enerjinin kendisi olamaz. Toplum ile devlet ve hukuk ilişkisinde de asıl olan, kalıcı olan tarihsel akış halindeki ahlaki-politik toplumdur; devlet ise bu akışın (ahlak ve politikanın) dıştan bir etkiyle (egemenin aldatıcı iradesi ve zoruyla) kafeslendiği, dondurulduğu biçimi veya formudur. Yani toplumun doğal gelişiminin ürünü olarak ortaya çıkmamış, aksine toplum karşıtı (İlk egemenlerin kendilerini tanrı sözcüsü veya tanrı-kral ilan etmeleri, birey ve toplumu ise tanrılara, yani kendilerine hizmetle yükümlü kul-köle kılmaları, ardıllarının bunu restore ederek Senyör/ağa-serf/köylü, patron-ücretli işçi sürdürmeleri gibi her dönem egemenlerin bir tercihi olarak tepeden ahlaki ve politik topluma zorla dayatılan gayrimeşru olgulardır. Meşruluğu olsaydı, yalana (aldatıcı mitoloji, ardından teoloji, felsefe ve günümüzün pozitivist ideolojileri) ve zora başvurma gereği duymazdı. Toplumsal ahlakın en çok lanetlediği yalan ve zorbalığa dayalı olarak, yani meşru yollarla gerçekleşmeyen ve ahlaki-politik dokuya mal edilmeyen devlet ve hukuk formunu, toplumsal doğanın bir kendiliği olarak değerlendiremeyiz. Toplumun doğal gelişim seyri içinde akışını sürdüren ve gönüllüce icra edilen politikası ve onun gelenek halini alan ahlakının egemenlerin yalan ve zoruyla kafeslenmesi, dondurulmasını ifade eden devlet ve hukuk formunu, akan suyun damacanaya alınıp satılmasına benzetebiliriz. Damacana suyu bittiğinde veya yetersiz kaldığında bir kenara bırakılır ve asıl olan su kaynağına geri dönülür. Damacana olmadan hayat devam eder ama su olmadan hayat devam edemez. Dolayısıyla asıl olan ahlaki politik toplumdur; form olan devlet, toplum olmadan, yine form olan hukuk da ahlak olmadan var olamaz ama ahlaki ve politik toplum, devlet ve hukuk olmadan da var olabilir, en uzun süreli tarihi boyunca olmuştur da. Kısa süreli devletli uygarlık tarihi boyunca da varlığını devam ettirmiştir. Hala devletsiz halklar, uluslar, topluluklar, klan, kabile ve aşiretlerin varlığı bunun kanıtıdır.

Asıl Olan Ahlaktır;

Meşruluğun kaynağı, asıl olan, kalıcı olan akış halindeki ahlaki-politik toplumdur, devlet ve hukuk, bu akışın değişik zaman ve mekânlarda egemenin iradesiyle (yalan ve zoruyla) kafeslenmiş, dondurulmuş (damacanaya alınmış) biçimi, formu olduğuna göre, çökmesi veya yıkılması sadece devlet formun çöküşüdür, toplumun değil. devletlerin (Orjinale bak) Hatta devletlerin çöküşü, toplumun tekrar politika ve ahlak organlarının özgürce işleyişine kavuşması anlamında olumludur da. Devletler olsun veya olmasın toplumlar her şart ve koşulda, politika ve ahlak organlarının işleyişinde varlığını sürdürür. Asıl olan politika ve ahlaktır, devlet ve hukuk zoruyla politika ve ahlakın alanı geriletilse de toplum var oldukça akışını sürdürür. Sorun devlet ve hukukun yetmezliğidir, politika ve ahlakın değil. Devletlerin sık sık restore edilmeleri, yetmezliklerinin kanıtı olurken, hukukun da yetmezliğinde ahlaka (suyun kaynağına) başvurulması bu nedenledir. Dünyadaki tüm hukuk sistemleri bu mecburiyeti kabul etmiştir. Her hukuk sisteminde bir kuraldır; “Hâkim, karşısına çıkan bir uyuşmazlıkta önce anayasa, yasa, tüzük ve yönetmeliklere bakar, orada sorunun çözümüne ilişkin bir madde bulmadığında teamül ve geleneklere, yani ahlaka başvurur” denilir. Tıpkı damacana suyu yetersiz kaldığında suyun asıl kaynağına başvurmak gibi. Bir başka deyişle hukukun bir form ve biçim olduğunu asıl olanın, asıl kaynağın ahlak olduğunu bizzat hukuk sistemlerinin kendisi de itiraf etmektedir. Son tahlilde hukukun kaynağı ahlaktır ama ahlakın kaynağı hukuk değildir, toplumdur. Dolayısıyla asıl olan ahlaktır. Hukuk, ahlakın devlet zoruyla kafeslenmiş, dondurulmuş formudur. Form olan hukuk, hiçbir zaman asıl olan ahlakın yerini tutamaz. O halde toplumlar hukuksuz yaşayamaz tezi, tamamen egemenlerin bir ideolojik yanıltma propagandasıdır, tersi doğrudur; toplumlar hukuk olmadan da yaşayabilir ama ahlaksız yaşayamaz.

Tarih, hep egemen zümrelerin ideolojik bakışlarıyla kodlandığından, toplumun en uzun süre tarihine göre kısa süreli devletli uygarlık için zorunlu, ilerletici hatta devrimci gelişme deniliyor! Bu konuda ilk elden söylenecek şey, toplumun ahlaki ve politik yargısında devletli uygarlık bir gelişme değil görece muazzam bir gerileme, insanlık için bir düşüş (Kulluk-kölelik, senyör/ağa-serflik, patron-ücretli kölelik, ahlaken reddedilmesi gereken bir düşkünlüktür) adımıdır. Doğrusu, bunun bir gelişme değil, zorunlu olmayan ya da zorunluluğu bulunmayan gerici, düşürücü bir karşı devrim olduğudur. Toplumun olmazsa olmaz kabilinden varoluş organları olan ahlak ve politikasına dayalı özgürce gelişimine karşıt yönde, egemen elitlerin aldatıcı mitoloji, teoloji, felsefe, ideolojileri ile ahlaki politik toplum üzerine inşa edilen ve zorla yürütülen hükümranlık rejimleri, en uzun süre toplumunun doğal ahlaki ve politik gelişmesinin kafeslenmesi, dondurulmasıdır. Bu şekilde ahlaki ve politik toplumun özgürlüğü, söz ve karar yetkisi egemenler lehine kafeslenerek dondurulur; özgürlük yerine kulluk-kölelik, serflik, ücretli kölelik; gönüllü ahlak kuralları yerine zora dayalı hukuk; doğrudan demokrasi tarzında icra edilen politikası yerine tek yanlı zora dayalı bürokratik yönetim ikame edilir. Sümer rahiplerinden başlayıp, günümüzün pozitivist ideologlarına kadar egemen sınıfların ahlaki ve politik topluma hâkim kılmak istedikleri devlet ve hukuk, toplumun doğal gelişme ürünü kendiliğinden bir oluş değil, yalan (aldatıcı mitoloji, teoloji, felsefe, ideolojiler) ve zorla dayatılan ideolojik tasarım ve icatlardır. Devlet Sümerlerde aldatıcı mitolojiye, Ortadoğu’da dine, Grek ve Helenlerde felsefeye, Roma’da hukuka, kapitalist çağda ise ‘Devlet her şey birey ve toplum hiçbir şey’ diyen Hegel’in Hukuk Felsefesine (ulus-devletin İncil’i) dayalı olarak ortaya çıktı. Yani Sümerlerden beri devletler, tarihleri boyunca sıkça yıkılıp, restore edilip yeniden yaratılmaktadır. Değişen sadece devlet formudur, yani biçimdir; asıl olan, kalıcı olan tarihsel akış halindeki ahlaki-politik toplumdur. Çeşitli biçimlerdeki (köleci, feodal, kapitalist) devlet formuna hapsedilip akışı barajlarla durdurulmaya çalışılsa da toplum, çeşitli direniş biçimleriyle ahlak ve politikasına sahip çıkmakta, her zaman ve her koşulda varlığını sürdürmektedir. Tarihin anlatılmayan diğer yüzü, kendi hiyerarşik sınıf ve devlet elitlerinin ihanetine karşı hep mücadele eden, direnen kadının, klan, kabile ve aşiretlerin, günümüzde demokratik ulus direnişlerinin demokratik, özgür ve eşitlikçi yapısında ve bilincinde ısrar eden kültürü, ilerleme ve gelişmeyi temsil eden asıl güç olduğudur. Devletli uygarlığın daha başında İnanna Destanı, ilk kadın direnişini simgelerken, şehir meclisindeki itirazlar bunun öyle kolay gerçekleşmediğini ortaya koymaktadır. Eğer bu direnişler bastırılmasaydı, uygarlık kadın önderliğinde (İlk Sümer kentleri koruyucu tanrıça kültüne dayalıyken sonradan aldatıcı mitolojilerle erkek tanrılar ve devlet icat edildi.) demokratik uygarlık olarak gelişebilirdi. Bunun yalana dayalı aldatıcı mitolojiler ve zor aygıtlarıyla tersine çevrilmesi, bir karşı devrim olarak köleci, feodal, kapitalist devlet formlarıyla günümüze kadar süregelmektedir.

Karşı devrim olarak devlet, kendini yalana ve zora dayalı hukuk ile meşrulaştırmaya çalışırken, bunun karşı kutbunda yer alan ahlaki ve politik toplum direnişleri ise, devletin mutlak iktidar tarzındaki yönelimlerine karşı toplumsal varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama direnişleri olarak ortaya çıkmıştır. İnanna şahsında ifadesini bulan ilk kadın direnişi, ilk şehir meclislerindeki direnişler, ardından gelişen kulluk ve köleleştirme seferlerine karşı direnen klan, kabile ve aşiretler veya etnisite hareketleri, peygamberlik hareketleri, sınıf mücadeleleri, günümüzde ulus-devlet faşizminin katı merkeziyetçi, tekçi ve soykırımcı hukuki pozitivizmine karşı gelişen meşru demokratik ulus direnişleri, demokratik anayasa hareketleri, kültürel, ekolojik, feminist hareketlerin direnmeleri hepsi, mutlak devlet iktidarının sınırlandırılması, daha az devlet daha çok toplum (ahlak), demokrasi (politika) ve özgürlükler (Üç Kuşak İnsan Hak ve Özgürlükleri) mücadelesidir. Daha da somutlarsak, mutlak devlet iktidarını sınırlandırmanın ilk yazılı ifadesi 1215 tarihli Magna Carta ile devam edip ardından gelişen Rönesans ve Reform Hareketi, devlet iktidarının kutsal olmadığı, göksel değil yersel olduğu, toplum sözleşmesi ürünü olduğu, devletin bu sözleşmeyle bağlı olması gerektiği, aksi halde direnme hakkının kullanılacağı düşüncesi üzerinden 1789 Fransız Devrimini, mutlak devlet iktidarını sınırlayan demokratik anayasa hareketleri ve birinci kuşak (bireysel) özgürlükleri doğurdu. Temsili demokrasi deneyimleri olarak İngiltere’de parlamentarizm ve parlamentonun üstünlüğü mücadelesi, 1793 Fransa Anayasasıyla liberal temsili demokrasi, bireysel özgürlüklerin ve temsili demokrasinin tek başına toplumsal ve ekonomik güvence sağlayamaması eleştirileri üzerinden gelişen sosyal demokrasi, 1919 Ekim Devrimi, beraberinde ikinci kuşak (sosyal-ekonomik) özgürlükleri getirdi. Nihayetinde gerek temsili demokrasinin gerekse ulus-devlete eklemlenen sosyal demokrasinin zaaf ve yetmezliklerine karşı demokrasiyi yerelde gerçek sahibine, topluma, tabana mal etme ihtiyacının ürünü olarak doğrudan demokrasi hareketi de denilen radikal demokrasi ve demokratik ulusçuluk ile yanıt verildi. Gelinen aşamada artık devlet, kutsal olmaktan çıkarılıp toplumun ve bireyin hizmetinde teknik bir araç durumuna getirilirken, görev alanı da dışişleri, maliye, savunma gibi uzmanlık gerektiren genel ve asli sınırlarına çekildi. Geriye kalan işler yerele-Eyalet, bölge, kanton, daha da tabana doğru köy, ilçe, kent meclisleri ve belediyelere bırakılarak yerelde doğrudan demokrasiye işlerlik kazandırıldı ve bu durum üçüncü kuşak özgürlükler olarak demokratik anayasalarda da yerini aldı.  Sonuç, “ne kadar az devlet o kadar çok demokrasi ve özgürlük” anlayışına, “Demokratik anayasa ve yerelde doğrudan demokrasi”  sentezine ulaşmak oldu. ‘Daha Az Devlet Daha Çok Toplum/Demokrasi/Özgürlükler’ sloganı olarak somutlaşan tüm bu tarihsel direnişlerin özü ve sınırı, toplumu devlet iktidarının zora dayalı hukuk ve bürokratik yönetimlerinin alanını iyice daralttıkları ve işlevsizleştirdikleri ahlaki ve doğrudan demokrasi olarak icra edilen politik organlarına yeniden işlerlik kazandırmaktır. Bu temelde devrimler, ancak toplumun ahlaki ve politik işlevini özgürce yerine getirmesi ve sürdürmesi katı biçimde engellendiği zaman, başvurulacak toplumsal eylem biçimleridir. Devrimler, yeni toplumlar, uluslar ve devletler yaratmak için değil ancak ahlaki ve politik toplumu özgür işlevine kavuşturmak için geliştirildiğinde, toplumca meşru kabul edilebilir ve kabul edilmelidir. Toplumu değiştirme yolunun ahlaki ve politik toplumsal düzeyi yükseltmesi halinde meşru kabul edilebileceğini, her türlü totaliter ve otoriter yöntemin ahlaki ve politik toplumun düzeyini düşüreceğini ve sonuçları ne olursa olsun meşru olarak kabul görmeyeceği açıktır. Çünkü toplumlar yaratılmaz, ahlak ve politikasının işlevselliğinde özgürce yaşanır. Gerek en uzun süre toplumlar tarihinin yüzde doksan sekizindeki başatlığı olsun, gerekse kısa süreli devletli uygarlık tarihinin baskı ve istismarına karşı direnişe geçmesi olsun, her zaman ve her koşulda ahlak ve politika gibi varoluş organlarına sahip çıkması, meşruiyetin asıl kaynağının nerede aranması gerektiğini yeterince kanıtlamaktadır.

Hukuk, Devlet Zoruyla Kanunların Yürütülmesidir;

Meşruluğun kaynağı ahlak ve politika, hukuktan ve bürokratik yönetimden (devletten) önce gelmektedir. Hukuk, devlet zoruna dayanır, zora dayalı uyulan kuralları ifade eder, ahlak ise gönüllü uyulan kurallardır. Sınıf ve devlet oluşumları, hukuk ve bürokrasi, yalana, baskı ve zora dayalı icatlar olduğundan toplumun ahlak ve politikasının reddettiği gayri meşru olgulardır. Yalan ve zorbalık, ahlaki yargının vicdanlarda en fazla lanetlediği olgulardır. Zorbalığı meşrulaştırma aracı olarak hukuk, uygulanmak için devlet zoruna ihtiyaç duyar. Meşru olsaydı yalana ve zora başvurma gereği duymazdı. Meşruluğun ölçüsü, toplumun söz ve karar yetkisi olarak doğrudan demokrasi tarzında icra edilen politikasına, ahlakına dolayısıyla hakikate ve gönüllülüğe dayalı olmaktır. Hakikatin kanıtladığı ise, devlet ve onun zoruna dayalı hukuk olmadan da toplumlar var olabilir, yaşayabilir ama toplumlar ahlak ve politikası olmadan var olamaz, yaşayamaz. Toplumsal hakikatin temel varoluşu için olmazsa olmaz olan ahlak kuralları, gönüllülüğe dayalı olduğundan meşruiyeti tartışma konusu bile olamaz. Yine tarihsel-toplum gerçeği kanıtlamaktadır ki, toplumlar tarihinin yüzde doksan sekiz gibi uzun bir döneminde, hukuk değil doğrudan demokrasi ve ahlâk kuralları geçerlidir. Toplumlar tarihinin geriye kalan yüzde ikilik süreçten günümüze kadar çok parçalanmış, kendi haline bırakılmış olsa da toplum birimlerinde de hâlâ ezici ağırlıkla uygulanan hukuk değil ahlâktır. Halk arasında “Hani eski insanın söze bağlılığı” deyimi biraz da ahlaki bozulmaya işaret eder. Çok bozulmuş da olsa, bireyden, aileden etnisiteye kadar hatta hukukun en ince detayına dek düzenlediği birçok kurumsal alandaki iş yapımına kadar ahlâk olmadan yaşamın yürüyemeyeceğini gözlemek zor değildir. Hukuk sadece bir örtüdür, esasen işi yürüten güç hâlâ da ahlâktır. Sorun ahlâkın işlevsiz kalması değil yalan, hile, aldatma ve zorbalıkla toplumun elinden alınmasıdır. Karmaşık hal alan toplumun, artık ahlâkla yönetilememesi nedeniyle hukuka ihtiyaç duyulduğu iddiası büyük bir yalan ve o denli ahlâksız bir yargıdır. Tersi doğrudur; yukarıda örneğini verdiğimiz gibi hukukun yetmediği durumlarda ahlaka başvurulmaktadır. Ahlâkın yetmezliği, başarısız kalması, toplumun karmaşıklığından dolayı iş görememesi durumu kesinlikle söz konusu değildir. Burada da basit bir liberal ideolojik hegemonya kuralı işletilmektedir: Rakibi kolay saf dışı bırakmak için propaganda ile iyice yıpratma kuralı. Kapitalist Modernite Çağında ahlâka olumsuz yaklaşımın oluşumunda, liberalizmin ideolojik hegemonyasının rolü çok açıktır. Yerine ikame edilen hukukun ise, gerçekten en yönetemez, akıl ve vicdan dışı kurallarla yüklü olduğunu herkes biliyor. “Suratın mahkeme duvarı gibi soğuk”, “Mahkemelere düşenin vay haline” gibi yakınmalar, hukukun soğuk, ağır, hantal ve iş göremez ahlak ve vicdandan uzak yüzünü ifade eder. Bir yerde, kurumda ne kadar çok hukuk kuralı varsa, orada o kadar etkili bir baskı ve sömürü tekeli var demektir. Pratik gerçekler, günümüzde ilk adım atılan her kurumda bu hususu doğruluyor. Halen tüm toplumlarda gözlemlenen, sorunlarını mahkemeye gitme yerine geleneksel ahlak önderlerinin veya toplumun örgütlü olduğu alanlarda politik kurumlarının hakemliğinde çözme pratiğidir.  Bu bağlamda sorulması gereken diğer bir soru da şudur: Ahlâk mı yoksa hukuk mu daha iyi yönetir? Anlatımımız her ne kadar içeriğinde bu soruya cevap veriyor ise de hukukun zorlama bir yönetim olması bile gerçeği gayet iyi açıklıyor. Hukuk, devlet zoruyla kanunların yürütülmesidir. Ama ahlâkta zorla yürütme yoktur. İçten benimsenmeyen bir kurala zaten ahlâk kuralı denilemez. Zora dayalı hukuki yönetimin, ahlaki yönetimle karşılaştırılmasında iyinin ağır basacağı, terazinin ağır gelen kefesinin kesinlikle ahlâk kefesi olacağı açıktır.

“Toplumlar hukuksuz yaşayamaz” tezi, kapitalist ideolojik hegemonyanın en başta gelen çarpıtmasıdır. Doğrusu “Toplumlar hukuksuz var olabilir ve yaşayabilir ama ahlak ve politikasız var olamaz ve yaşayamazdır.” Hukuk kendiliğinden bir oluş, kendi başına bir varlık değildir; esas olan ahlaktır; ahlakın devlet zoruyla kafeslenmesiyle aldığı biçim, form hukuk oluyor. En uzun süre toplumu olarak ahlaki ve politik toplum,  kısa süre toplumu olarak devletli toplumdan daha kalıcı olup, toplumun aslını, öz varlığını oluşturur. Günümüzde bile hala devlet ve onun zora dayalı hukuku olmadan da geleneksel ahlak kurallarına göre yaşayan klan, kabile, aşiret, kavim ve ulus toplumlarının varlığı, hala devlet ve onun zora dayalı hukukunun zorunlu olmadığının güncel kanıtıdır. Yani toplumlar sınıf, devlet ve onun zora dayalı yürütülen hukuk kuralları olmadan da var olabilir, yaşayabilir ama ahlak ve politikası olmadan var olamaz ve yaşayamaz. Buradan çıkan sonuç, ahlak ve politika, toplumun doğal gelişiminin zorunlu, olmazsa olmaz kabilinden kendiliğinden ortaya çıkan oluşlardır ama devlet ve hukuk, toplumsal gelişmenin zorunlu ürünü olarak ortaya çıkan kendiliğinden oluşlar değildir; aldatıcı mitoloji, teoloji, felsefe ve günümüzde ideolojilere dayalı inşa edilen ve zorla yürütülen olgulardır. Bu yüzdendir ki devlet, doğuşundan başlayarak günümüze kadar ahlaki ve politik toplum karşısında sürekli bir meşruiyet krizi yaşamıştır/yaşamaktadır. En uzun süreli toplumlar tarihinde gönüllü uyulan ahlak kurallarından zora dayalı hukuk kurallarına geçiş, Sümerler ile başlayan sınıf ve devletli uygarlıkla ilgilidir. Kesinlikle toplumsal bölünme, sınıflaşma ve devletleşmeyle birlikte gündeme girer.  Bir devletli uygarlık icadıdır. Temelini ahlâk kurallarından alır. Fakat tıpkı kutsallıklar yüklü dinlerin devletleştirilmesi nasıl kendilerini devlet dini olmaya götürmüşse, ahlâkın devletleştirilmesi de hukuka yol açmıştır. Hukuk, diğer bir yönüyle egemen sınıfın ahlakıdır, toplumun değil; devlet zoruyla toplumun düzenleniş esaslarını ve yönetici sınıfın çıkarlarını, malını, mülkünü ve güvenliğini ifade eder. Yalan ve aldatmaya dayalı mitolojik düşüncenin temel inanç, yani ‘din’ ve yasa, yani ‘hukuk’ haline dönüşümü, rahip-kralların otorite gelişimi ve sürdürülmesi için üzerinde en çok kafa yordukları konulardır. İlk yazılı hukuk normları da Sümerlere hastır. Hukuk kurallarını kayalara kazıp dikerek, toplumun temel yönetim yasalarını herkesin anlayıp uygulamasına özen göstermişlerdir. Ur-Nammu ve Hammurabi yasaları, ünlerini günümüze kadar duyurmuşlardır. Hammurabi, Sargon’dan sonra tarihin bilinen ikinci imparatorudur. Kendi adına ilan ettiği ‘Hammurabi Yasaları’ daha önceki yasallaştırma (Ur Nammu ve devamı) geleneğinin devamı olsalar da etkililik ve tarihte iz bırakma anlamında birincil öneme sahiptir.  Hem ‘Tanrı yasallığı’nın hem de ‘hukuk yasallığı’nın Hammurabi döneminden izler taşıdığı kesindir. Kaynağını köklü bir biçimde Sümer erkek egemen devlet sisteminden alan kadın köleliği ile birlikte hukuk kapsamına alınan köle çalışan bir hayvandır. Mülk konusudur. Sadece bir üretim aracıdır, efendisinin üzerinde her türlü tasarrufta bulunduğu duyguları olmayan bir eşyadır, alım-satım konusudur. Tek tanrılı dinler geleneğini başlatan İbrahim’i hareket, köleliği yumuşatma reformasyonu veya restorasyonu olur. Tevrat’ta cariyelik ve kölelik kurumu devam eder ama köle on yıl sonra efendisinin icazetiyle özgürlüğüne kavuşabilir. Zerdüşt,  kulluk ve köleliği ahlaki bir düşkünlük olarak reddeder.

Bir yandan aldatıcı mitolojiye diğer yandan dine dayalı devletin inandırıcılığını (meşruiyetini) yitirmesiyle yaşanan meşruiyet krizine Grek ve Helenlerde felsefe ile yanıt verilmeye çalışır. Sokrates, Perikles gibiler demokratik meşruiyeti ve yönetimi savunurken, Aristoteles aristokratik yönetimi, Platon ise ‘Devlet’i meşrulaştırmaya çalışır. Roma’da ise devletin meşruiyet aracı olarak hukuk ön plana çıkar. Modern hukukun da en temel kaynaklarından biri Roma hukukudur. Hukuk, belki de tarihte ilk defa bu denli gelişir ve kurumlaşır. Hukuk kodlamaları, bugün bile örnek alınmaktadır. Ancak dört bin yıllık kölelik sisteminin insanlığın vicdanı yani ahlâkı üzerinde derin tahribatlarla birlikte büyük boşluklar açtığı, son halini Roma’nın verdiği hukuki düzenlemelerin bu boşluğu dolduramadığı, salt hukukla meşruiyet krizini aşamadığı zaten çöküşünden bellidir. Buna yanıt, MS 325 yılında ahlaksızlığına ve vicdansızlığına karşı üç yüz yıldır direnen Hıristiyanlığın resmi din olarak kabulüdür. Dinin her kuralına kanun değeri vermekle (İlahi hukuk) hem yasallık hem de meşruiyet birlikte hal edilmiş oluyor. Ortaçağa böyle giriliyor. Fakat resmi devlet dini olarak Hıristiyanlık da, iktidarın yozlaştırıcı etkisiyle meşruiyet krizine girmiş, engizisyon hukuku olarak sonuçlanmıştır. İslam’da ise dönemin ahlaki ve hukuki ihtiyaçlarını karşılamak için hukuki düzenlemeler (Fıkıh) geliştirilir. Sürekli gelişen ve değişen toplumsal ihtiyaçlara cevap olmak için de İçtihat kapısını açık tutar. Ancak İmam Gazali ile birlikte toplum aleyhine ve saltanat lehine içtihat kapısının kapatılmasıyla meşruiyet krizine girer. İki dinin de gelişen toplumsal ihtiyaçlara yanıt veremez ve toplumu yönetemez duruma düşmesi, diğer yandan gelişen felsefe ve bilimle aydınlanan zihinleri tatmin etmemesi, ilahi hukuka dayalı devletin meşruiyet krizini doruğa çıkarır. Buna verilen yanıt 16. Yüzyılda dinde reformasyondur.

Rönesans ve reform sürecinde devlet, hukuk ve ahlâk felsefesine ilişkin tartışmalar, iki koldan yeni meşruiyet teorileri geliştirir. Birincisi birey ve toplum, dolayısıyla demokrasi endeksli meşruiyet teorisidir. Montesquieu’nun kanunların ruhu ile başlayan ve J.J.Rousseau toplum sözleşmesi kuramı ile süregelen tartışmalar, devlet ve hukukun kaynağı ve meşruluğu sorununa toplum eksenli yanıt olma çabalarıdır. Montesquieu’a göre yasalar ve hukuk toplumsal gerçeklikle uyumlu olmadı mı meşru sayılamaz. J.J.Rousseau’a göre de devlet ve hukuk meşruiyetini birey ve toplumun rızasına dayandırmalıdır. Yani Montesquieu’nun kanunların ruhu ve J.J.Rousseau toplum sözleşmesi kuramı, toplumsal gerçekliği ve toplumu öncellerken, Thomas Hobbes ve Hugo Grotius ise devleti öncelemekte, yeni Leviathan’a (kapitalist devlet) yol açmak için hukuku devlet lehine yeniden teorileştirmektedir. Bu iki düşünürün, özcesi insanı insanın kurdu olarak ilan edip, devleti yeniden mutlaklaştırmaları bununla birlikte monarkın tekelci güç konumunu muştulamaları, tüm cephelerden kapitalist tekelin önünü açma işlevini görmüştür. Machiavelli, hiçbir örtüye sığınma gereği duymadan, siyasi başarı için gerektiğinde hiçbir ahlaki kurala bağlı kalınmamasına cevaz veren diğer bir 16. Yüzyıl düşünürüdür. Faşizme varacak ilkeyi, yüzyıllar öncesinde dile getirmiş oluyor. Aynı hat üzerinde yürüyen Hegel’in ‘Hukuk Felsefesi’ne göre de, devlet her şey birey ve toplum hiçbir şeydir. Böylece bir yandan toplum, diğer yandan devlet eksenli iki farklı zihniyet mücadelesinin toplumsal alana yansıması olan demokratik konfederal direnişlerinin burjuva ulus-devleti lehine bastırılması ile sonuçlanır. Sonrası kapitalizmin yeni dini milliyetçilik, devlet formu ise ulus-devlettir. Hegel, ulus-devleti “Tanrının yeryüzünde yürüyen hali” olarak kutsamaktadır. Böylece rönesans ve reform hareketinin toplum eksenli zihniyetinin aydınlattığı toplumu, milliyetçilik tekrar din gibi karartmaya başlar. Ulus-devlet pozitivizminin yeni dini olarak işlev gören milliyetçilik, burjuvaziye kutsal savaş adı altında 19. ve 20. yüzyıl boyunca toplumları her türlü şiddete ve savaşa kaldırmaya en elverişli meşruiyeti sağlarken, dincilik, bilimcilik, cinsiyetçiliği de yedeğinde tutmaktadır. Bu süreçte İngiliz ekonomi-politiği, ekonomi olmayan kapitalizmi ekonomi olarak yutturma, Fransız pozitivist sosyolojisi de toplumu kapitalist sömürüye hazırlama işlevini görmektedir. Pozitivistler, toplumu bilimsel olarak tanımladıklarını iddia etmelerine rağmen pozitivizm, toplumun gerçek akışını en az tanıyan düşünce okuludur. Kaba materyalistçe toplumu, tarihsiz bir yığın gibi yorumlayarak en çarpık, eksik bir toplum tanımıyla en tehlikeli toplumsal operasyonların yolunu açarlar. Toplumsal mühendislik kavramı da, pozitivizmle bağlantılıdır. Bunlar, dıştan müdahaleyle topluma istenen şekli verebileceklerini sanırlar. Diğer bir meşruiyet aracı olarak kullandığı güdümlü temsili demokrasinin de bir aldatmaca olduğu ve faşizmle sonuçlandığı biliniyor. Kapitalist modernitenin resmi anlayışı olan tüm bu yaklaşımlar, toplumu üzerinde her tür istismar ve sömürüyü gerçekleştirecekleri bir nesne kendilerini bu nimetlerin sahibi özne (burjuvazi-yeni efendi) konumuna meşruluk sağlamak içindir. Tarihten (milliyetçi tarih inşası) ekonomiye (İngiliz ekonomi-politiği), sosyoloji (Fransız Pozitivist Sosyolojisi) ve felsefeye (Almanya-Hegel Felsefesi) kadar her alanda kapitalizmi ve ulus-devletini meşrulaştırma teorileri, açık ki toplumu aldatma, zihinleri karartma ve hakikati perdeleme yöntemleri olarak Sümer rahip geleneğinin devamıdır.

Kalıcı Olan Her Zaman Ahlaki ve Politik Toplumdur;

Yukarıdaki kısa tarihçe bile, devletler ve hukukları, kalıcı ve en uzun süre toplumu olan ahlaki politik toplum üzerine zorla giydirilmiş kısa süreli hükümranlık rejimleri olarak, doğuşundan günümüze her dönem meşruiyet krizi yaşadığını, kendini restore ederek yeni formlarla sürdürmeye çalıştığını kanıtlamaktadır. Tüm bu süreçler (köleci, feodal, kapitalist devlet) egemen sınıfların ideolojik olarak inşa ettiği gerçeklikler olduğundan yıkılmaz ve değişmez gerçeklikler değildir. Tersine devlet endeksli meşruiyet rejimlerinin sık sık değişmeleri, restore edilmeleri, yeni biçimlerde inşa edilmelerinin nedeni yalana ve zora dayalı olmaları, inandırıcılıklarını fazla sürdürememeleridir.  Değişen sadece formdur, asıl olan, kalıcı olan her zaman ve her çağda ahlaki ve politik toplumdur. Devletin çökmesi veya yokluğu, ahlaki politik toplumun kafesinden çıkması, özgürleşmesi demektir. En basit örneğini Türkiye’nin yakın tarihinde bulmak mümkündür: 1918-21 yılları arası, Osmanlı devletinin çöktüğü yıllardır. Ama ahlaki politik toplum çökmemiştir, Urfa, Antep, Maraş, Ege, Karadeniz ve Trakya’ya kadar direniş halinde olan yerel topluluklardır. Topluluklar bu dönemde (1918-21) kendi kendilerini devlet olmadan da vilayet, nahiye ve bölge şuraları (kongreler) eliyle yerelde doğrudan demokrasi tarzında kendi kendisini bizzat ve bilfiil yönetmesini bilmiştir. Ve bunu 1921 Anayasasına dek taşırmıştır. Bu anayasaya bakıldığında yerinden yönetim (yerelde doğrudan demokrasi, vilayet ve nahiye şuralarının özerkliği) esas, merkezi yönetim istisnadır. Devlet sadece savunma, dışişleri, maliye gibi genel konularda yetkilidir, geriye kalan işler yerele vilayet ve nahiye şuralarına bırakılmıştır. Yani asıl olan toplumun yerelde kendi kendini bizzat ve bilfiil yönetmesidir. Bu örnekler, toplumların yerelde devlet olmadan da kendi kendilerini yönetebildiğini, asıl ve tarihsel akış halinde olanın toplumun ahlak ve onun doğrudan demokrasi tarzında icra edilen politikası olduğunu, karşı devrimle inşa edilen 1924 tekçi, katı merkeziyetçi ulus-devletin bu akışı kafesleyen, donduran bir form olduğunu kanıtlamaktadır. 1918-21 arası süreçte bir toplumsal güç olarak kurtuluş sürecine katılan sosyalistler, ümmetçi(demokrat) Müslümanlar, Çerkesler, Lazlar ve Kürtler, karşı devrimci darbe ve komplolarla 1924 anayasasının tekçi, homojen ulus-devlet sisteminin dışına atıldılar. Anılan toplumsal güçlerin bu tarihten sonraki direniş ve mücadeleleri de bu tekçi, homojen, baskıcı inkâr sistemine karşı süregelmektedir. Son tahlilde toplumsal güçlerin 1918-21 sürecinde elde ettiği kazanımlara (1921 Anayasası, yerelde kendini bizzat ve bilfiil yönetme) karşıt yönde komplo ve darbelerle zorla inşa edilen (1924 Anayasası ve devamı anayasalar)  tekçi ulus-devlet formu, hiçbir zaman asıl olanın (1921 Anayasasının) yerini tutamaz. Akış halindeki toplumsal gerçeği kafesleyen ve donduran tekçi ulus-devlet formuna karşı sosyalistler, ümmetçi Müslümanlar, Çerkesler, Lazlar ve Kürtlerin direniş ve mücadeleleri devam ediyor. Onlar, 1918-21 sürecindeki ittifaklarını ve 1921 anayasasını, çağdaş demokratik gelişmeler ve Üç Kuşak İnsan Hak ve Özgürlükleri ekseninde güncellemenin derdindedir. Osmanlı devletinin son dönemlerinde ve günümüzde sıkça dillendirilen “devletin bekası” söylemi onları ilgilendirmiyor. Kaldı ki kısa süreli (beş bin yıllık) devletler tarihine baktığımızda, sıkça yıkılan, restore edilen veya farklı formlarla yeniden inşa edilen devletler gerçeği ile karşı karşıyayız. Sonuç, devletler gelip geçici formlardır; kalıcı olan her dönem ve her zamanda ahlaki-politik toplumdur. Devletlerin yıkılması, çökmesi, toplumun yıkılması ve çökmesi anlamına gelmez; tersine ahlaki-politik toplumun kafesinden çıkması, demokrasisini ve politikasını yeniden kurması ve özgürlüğüne kavuşması demektir. Dolayısıyla toplumlar devletsiz yaşayamaz tezi de bir avuç egemenlerin hakikati perdeleme ve zihinleri karartma propagandasıdır; gerçekte toplumlar devlet olmadan da yaşayabilir ama toplumlar ahlak ve onun doğrudan demokrasi tarzında icrası olan politikası olmadan ne var olabilir ne de yaşayabilir. Yaşayacağı iddia edilse bile bunun adı ahlaki-politik toplum değil, faşizmin sürü toplumu haline gelmedir. Bu halde bile toplumlar fırsat buldukça direnişe geçmekte, örneğin Hitler, Napolyon ve Franko rejimlerini devirmekte, ahlak ve onun doğrudan demokrasi tarzında icra edilen politikasında ısrar etmektedir. Nitekim bu direnişler, ulus-devlet formunun meşruiyetini yitirmesi ve 1950’lerden itibaren Avrupa ve dünyanın birçok yerinde devletin yeni formda (devlet artı demokrasi veya demokratik anayasa yerelde doğrudan demokrasi) temelinde demokratik anayasalara, tekçi katı merkeziyetçi ulus-devlet yerine demokratik ulusa geçiş sürecini de beraberinde getirmiştir.

Sonuç olarak, en uzun süre tarihi boyunca toplumun oluşumu, varlığı ve gelişmesi için asıl olan ahlak ve onun doğrudan demokrasi tarzında icrası olan politikadır. Buna karşıt yönde aldatıcı mitoloji, teoloji ve ideolojiler ve zora dayalı olarak ahlaki ve politik toplum üzerinde mutlak iktidar tarzında inşa edilen devlet ve hukuk olgusu, kısa süreli tarihi boyunca toplumun ahlâk ve politikası aleyhine geçerli kılınmaya çalışıldı. Ahlâkın ve bağlantılı olarak doğrudan demokrasi tarzında icra edilen politikanın alanı gittikçe daraltıldı. Buna karşılık devletin bürokratik yönetiminin ve hukukunun alanı ise giderek genişletildi. Bir tarafın (toplumun-demokrasi) kaybettiğini diğeri (egemen sınıf ve devlet-bürokrasi) kazanıyor. Daha doğrusu, ahlâk ve politikaya devlet zoruyla kaybettiriliyor. Kapitalist modernite döneminde ahlakın alanı en ücra köşelere sıkıştırılırken, tüm baş köşelere hukuk oturtuldu. Toplumun doğrudan demokrasi tarzında icra ettiği politikası tasfiye edilerek, temsili demokrasi adı altında bir demokrasi oyununa dönüştürüldü. Buna karşı demokratik siyaset ve radikal demokrasi hareketiyle toplumun varoluşunu sağlayan, koruyan ve geliştiren ahlak ve vicdanı ile politikasına yeniden işlerlik kazandırılmak ve onun yarattığı demokratik hukuka içerilmiş ahlakla toplumu savunmak esas alınmaktadır. Gelinen aşamada artık temsili demokrasiye dayalı rızayı yeterli görmemektedir.  Gerçek anlamda rıza, yerelde (köy, ilçe, kent meclislerinde) halkın kendi yöresiyle ilgili sorunlarda mutlak söz sahibi olmasını ifade eder. Merkezi idarenin kendi yerine geçerek yereli ile ilgili kararlar alması (kayyum atamaları vb. gibi) rızaya dayalı olmayan, toplumsal rızayı dışlayan zora dayalı gayri meşru tasarruflardır. Aynı şekilde toplumun rızasına dayalı olmayan, hak ve özgürlüklerine müdahale anlamına gelen tepeden zorla dayatılan anayasa ve yasalar da, biçimsel olarak “yasa” ve “anayasa” olabilir ama içerik olarak gayri meşru anayasa ve yasa kategorisine girerler. Yine uluslararası sözleşmelerle de kabul gören üç kuşak insan hak ve özgürlüklerini yok sayan “anayasa” ve “yasa”lara karşı meşru direnme hakkı da aynı şekilde kabul görmüştür. Hele hele ulus-devletin katı hukuki pozitivizmi ile homojenlik/tekçilik adına anayasa ve yasaların dışında tutulan ve ötekileştirilen farklı dil, din, kültürel grupların varlığı, o anayasa ve yasaları daha başından gayri-meşru kılar. Bu durumda o anayasa ve yasaların kendilerini temsil etmediğini düşünen tüm ötekileştirilenlerin direnişleri ahlaken ve siyaseten haklı ve meşrudur. Bu temelde demokratik anayasa hareketlerinden, radikal demokrasiye dek gelen süreçte artık devlet karşısında demokrasi ve üç kuşak (Bireysel, Sosyal-ekonomik ve kültürel) özgürlükler daha önemli ve önceliklidir. En önemlisi artık devletin toplumun üstünde kutsallık teolojisi inandırıcılığını ve meşruiyetini kaybetmiştir. Tekçi pozitivist ulus-devlet hukukuna karşı çeşitliliğe ve çoğulculuğa dayalı demokratik hukuk giderek gelişmektedir. Bu bir geçiş aşamasıdır. Burjuva liberal temsili demokrasiye karşı radikal demokrasi olarak gelişen hareketlerin nihai hedefi, devletin tamamen sönümlendiği tam demokratik toplum haline gelmedir. Bu sağlandığında toplum yıllarca elinden alınan, gasp edilen ahlak ve politikasına yeniden kavuşarak özgürleşecek, bu temelde tekrar doğal gelişim seyri içine girecektir. Demokratik toplum inşasıyla, toplumsal ahlak ve vicdanı, toplumun yerelde kendi politik organlarına (köy, kent, ilçe, mahalle, bölge meclislerine, komünlerine ve siyasi, kültürel akademilerine) kavuşturularak, yerelde kendi kendini özgürce yönettiği, kendi ortak toplumsal sorun ve ihtiyaçlarına cevap veren hukukunu da kendisinin yarattığı bir sürece girilecektir. Buna karşı hala kutsallık, yücelik ve tanrısallık iddiasında vazgeçmeyen devletler de vardır ama en başta ideolojik meşruiyetini kaybettiği için kendisini ancak çıplak zor ve güvenlikçi politikalarla yürütebilmektedir ki, bunların da ömrü uzun olamayacaktır. Ya devlet artı demokrasi veya demokratik anayasa yerel demokrasi uzlaşmasına gelecek, ya da buna gelmezse toplum yerelde kendi öz gücüyle demokrasisini inşa edecektir. Gerginlik içinde geçecek bu süreç sonunda galip gelecek, ahlak ve politik işleyişine yeniden kavuşan demokratik toplum (ahlaki-politik toplum) olacaktır.

EMRAN EMEKÇİ

   

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

EN GÜZEL YOLDAŞLARI ANARKEN

15 AĞUSTOS DESTANI VE KAHRAMAN EGÎT GERÇEKLİĞİ!

ZİLAN BİR FEDAİ GELENEĞİDİR

BİLGE ÖCALAN BİZLERİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMAYA ÇAĞIRIYOR

HAKİKAT ARAYIŞI OLAN GENÇLİĞE!

YAŞANAN ŞAHADETLERİ DOĞRU ANLAMLANDIRABİLMEK

HER HAKİKAT ARAYIŞI, HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELE İLE BAŞLAR

DÜNDEN BUGÜNE AÇLIK GREVLERİ

ZİMANEK

YİĞİTLİK YÜREK İŞİDİR! 

ÖZE YABANCILAŞMA VE İNSANİ DUYARLILIKLAR ÜZERİNE

KÜRT HALKINA KARŞI ULTRA FAŞİZMİN DARBE DİNAMİĞİ DEVREDEDİR

GERASİMOV DOKTRİNİ NEDİR?

OTONOM MÜCADELE-SAVAŞ DÖNEMİ

TÜRKİYE'NİN DİRİ FAŞİZM BELLEĞİ KÜRT HALKINA BİLENİYOR

PKK ÖZGÜRLEŞTİREN BİR ÖZ DİRENİŞ HAKİKATİDİR

DÜŞMAN BİLİNCİ ve DÜŞMANA ÖFKE

ULRİKE MEİNHOF: SİLAHLANMAYAN ÖLÜR, ÖLMEYENLERSE CANLI CANLI CEZAEVLERİNE GÖMÜLÜR

KLASİK SİYASAL AKIMLAR VE DEMOKRATİK TOPLUMCULUK

MAKRO TARİH OLARAK ANNALES F. BRAUDEL VE ABDULLAH ÖCALAN (1. BÖLÜM)

F. BRAUDEL  A. ÖCALAN MEKAN-ZAMAN-SÜRE KAVRAMLARI (2. BÖLÜM)

TEMSİLİ DEMOKRASİ

AFGANİSTAN: KAZANAN KİM KAYBEDEN KİM?

DERSİM'İN TESLİMİYETİ SEÇEN ÇOCUKLARI

DEĞERLER AŞINMASINI ÖZGÜR BİR RUHSAL DİRENİŞ DURDURUR

İMRALI DEMOKRATİK DİRENİŞ ÇİZGİSİ NEYİ İFADE EDİYOR

ŞEHİT CİHAN'I HATIRLAMAK

ISIS started? Turkey attacks Yezidis in Iraq

ÖZEL SAVAŞ TROLLERİNE KARŞI APOCU İDEOLOJİK REFLEKS

ATEŞKES VE ÖCALAN'I SAVUNMAK

TARİHİ TOPLUMSALLIĞIN İSYANI OLARAK HALKLAR ÖNDERİ ÖCALAN

''ADIM ABDULLAH''

AVRASYACI KLİĞİN PKK DÜŞMANLIĞINI DOĞRU KAVRAMAK

ULUS-DEVLETCİLİK VE TOPLUMCULUK

KANLI TOPRAKLARDA BARIŞI YEŞERTEN BİLGE

MİLLİYETÇİLİKTEN DEMOKRATİK ULUSÇULUĞA

DEMOKRATİK SİYASET: TARİHSEL KÖKEN -2-

DEMOKRATİK SİYASET: TARİHSEL KÖKEN -1-

PKK'NİN TASFİYESİ KONSEPTİ - ORTADOĞU

KİTLESELLEŞEN BİR ANTİFAŞİST SOKAK MÜCADELESİ SÜRECİ KARŞILAR

YEREL DEMOKRATİK YÖNETİMLER

DEVLETSİZ YAŞAMAK MÜMKÜN MÜ?

İKTİDAR VE GÜÇ

BİREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ VE SÖMÜRGE KİŞİLİK GERÇEKLĞİ (1.BÖLÜM)

BİREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ VE SÖMÜRGE KİŞİLİK GERÇEKLİĞİ (2.BÖLÜM)

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (GİRİŞ)

ÖZGÜR YURTTAŞ HAREKETİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

KÜRTLER VE İHANET

AFGANİSTAN ÜZERİNE

BiREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ  VE SÖMÜRGE KİŞİ  GERÇEKLİĞİ (3.BÖLÜM)

“TC JİTEMİ KDP’NİN KÜRDİSTAN DEVRİMİNİ GASP ETME PLANI”

GERÇEK AŞK NEDİR 

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (1.BÖLÜM)

MANKURTLAŞAN TÜRK SİYASETİNİN ÇÖKÜŞÜ

KOMÜNALİTE ÜZERİNE

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI 2.BÖLÜM

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -2-

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (3.BÖLÜM)

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (4.BÖLÜM)

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -3-

BAYRAK VE ÇOCUK

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (SONUÇ )

HERKESİN BİLDİĞİ 'SIR' DEĞİLDİR! 

MODERNİTENİN  BİTMEYEN PROJESİ: TALİBAN

PKK’NİN GÖRKEMLİ DEVRİM ÇAĞINDA DİRENİŞLE NEWROZLAŞMAK

DEHAKLAŞAN İLKEL MİLLİYEÇİLİK EN TEHLİKELİ İDEOLOJİDİR

ERBİL SEMALARINDA KAMİKAZE DRONE OYUNLARI

TOPLUMSAL YOZLAŞMANIN PANZEHİRİ GENÇLİK ÖNCÜLÜKLÜ DİRENİŞ ve ÖZ SAVUNMADIR! 

ÇALIŞMALARIMIZDA YANLIŞ SİYASALLAŞMALAR

MEŞRULUĞUN KAYNAĞI: AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM

KAPİTALİZM DÜNYANIN SONUDUR

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (1)

AHLAKİ VE POLİTİK GÖREVLER

İMRALIDA GUANTANAMO ÖZEL NATO HUKUK REJİMİ UYGULANIYOR

SANATÇI HİSSİ SAVAŞÇI HİSSİ

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (2)

IRAK SEÇİMLERİ ÜZERİNDE TÜRKİYE GÖLGESİ VE GÜNEY PARADOKSU

MUHTEŞEM YALNIZLIK VE BİZ !

AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM BOYUTU (DEMOKRATİK TOPLUM)

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (3)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (1. BÖLÜM)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 2.BÖLÜM

HEVAL ŞÜKRÜ'YÜ  UĞURLARKEN

''SOSYALİZMİN KÜRESEL YÜKSELİŞİNDE PKK'NİN ÖNCÜLÜK ROLÜ''

SÖMÜRGE ÜRETİM TARZINDAKİ SINIF ÇELİŞKİSİNİN ANALİZİ 1.BÖLÜM

ANLAM YÜKLÜ ZAMANLARDA 'ÖZGÜR İNSAN'LA DİYALOGLAR

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 13.BÖLÜM

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 3.BÖLÜM

SÖMÜRGE ÜRETİM TARZINDAKİ SINIF ÇELİŞKİSİNİN ANALİZİ 2.BÖLÜM

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 4.BÖLÜM

GÜNEŞ ÜLKESİNDE DİRİLİŞİ ÖNDER APO VE ŞEHİTLER GERÇEKLEŞTİRDİ

PSİKOLOJİK SAVAŞ ÜZERİNE

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 5.BÖLÜM

“Dijital medya tasfiyeciliğinin zehirleme virüsü”

ÖNDERLİKTE YAŞAM, BİRDEVRİMCİ MÜCADELEDİR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (6.BÖLÜM)

PARASTİNA REWA U PARASTİNA CEWHERİ

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (7. BÖLÜM)

KCK'DEN ULUSLARARASI TOPLUMA 'KİMYASAL SİLAH' MEKTUBU

HDP YÜZDE 15 AMA FAŞİZM VAR KİMYASAL SİLAHLAR VAR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 8.BÖLÜM

İSYAN FAŞİZME KARŞI BİR SİVİL ANGAJMAN HAKKIDIR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (9.BÖLÜM)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (10.BÖLÜM)

AN SERKEFTİN AN SERKEFTİN PKK

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 11.BÖLÜM (SON)

KATİLLERDEN HESAP SORMA ZAMANI

İLK SÖZ

3.DÜNYA SAVAŞINDAN ÇIKIŞI SAĞLATACAK TEK GÜÇ DEMOKRATİK HALK DEVRİMİDİR

FAŞİZM TOPLUMU ŞİDDETLE YÖNETMEK İSTER

DÖNEMİN GÖREVİ DEVRİMCİ HALK SAVAŞIDIR

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI VE DEMOKRATİK SİYASET

DİRİLİŞTEN KURTULUŞA ÖZGÜRLÜK AŞKI EN TEMEL GÖREVİMİZ

“SEÇİMLERE ENDEKSLENMİŞ ÇÖZÜM BEKLENTİLERİ ÜZERİNE”

ZİHNİYET DEVRİMİ HAKİKAT DİYALOGLARINDA SAKLI

İHANETİN BEDELİ, YOK OLUŞA DOĞRU!

ÖZEL SAVAŞ; BİLİNÇLENEREK, ÖRGÜTLENEREK, DAYANIŞMA İÇERİSİNE GİREREK YENİLGİYE UĞRATILABİLİR

TÜRK DEVLETİNİN PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMLERİ

ÜÇÜNCÜ ÖNDERLİKSEL DOĞUŞ

KÜRTLER DEMOKRATİŞLEŞMENİN ÖNCÜSÜDÜR

DEVRİMCİ EN USTA SANATKÂRDIR

9 EKİM KOMPLOSU 24’ÜNCÜ YILINA GİRERKEN

ÖZGÜRLÜKTEN KORKMAK ESARET GETİRİR

DEVRİMCİ AHLAKİ HÜMANİZMANIN SİYASİ TEMSİLİ

YURTSEVER HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA!

YURTSEVER KÜRDİSTAN HALKINA VE TÜM KAMUOYUNA

ACIMIZ, BİLİNCE DÖNÜŞEN EYLEMDİR

ÜÇÜNCÜ YOLU ÖRGÜTLÜ VE EYLEMLİ KILMAK

ÖNDERLİĞİMİZİN ÖZGÜRLÜĞÜ YEGANE AMAÇ VE HEDEFİMİZDİR

“DEĞERSİZLİK” AYMAZLIĞI

EMEK VE YAŞAM BAĞLARI

ÖNDERLİK ÇİZGİSİNİN BAŞARISI VE HDP

ÖNDERLİK GERÇEĞİ BÜYÜK BİR EMEK YOĞUNLAŞMASIDIR (1.BÖLÜM)

XELİFAN ŞEHİTLERİ ONURUMUZDUR

MİLİTAN DİLSİZ KONUŞANDIR

ÖNDER APO, BİR HALKIN VAROLMA TARİHİ

ÖNDERLİK GERÇEĞİ BÜYÜK BİR EMEK YOĞUNLAŞMASIDIR (2.BÖLÜM-SON)

ŞİMDİ PKK ZAMANI!

PLATFORM MEVZİDİR,TERK ETMEK SUÇTUR!

ORTADOĞU'DA SUNNİ SEÇİM BLOKLARI İNŞASI

AHLAK FELSEFESİ Mİ VİCDAN FELSEFESİ Mİ?

FAŞİST SALDIRILAR KARŞISINDA NE YAPMALIYIZ?

DEVRİMCİ HALK SAVAŞINI BÜYÜTEREK ‘ÖZGÜRLÜK ZAMANI’ HAMLESİNİ ZAFERLE TAÇLANDIRACAĞIZ

“HAKİKAT AŞKTIR AŞK ÖZGÜR YAŞAMDIR”  “Önder APO”

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO

SİSTEM KARŞITI HAREKETLER

BİLİM İLE İKTİDARIN BİRLEŞTİĞİ SAHA: DEMOGRAFYA (1.BÖLÜM)

KADIN’I ARAMAK VE HAKİKATİN UMUDUNA ERİŞMEK

AİLE SORUNU VE AİLENİN DEMOKRATİKLEŞMESİNİN ÖNEMİ

ANLAMIN HAKİKAT BİLGELİĞİ

BİLİM İLE İKTİDARIN BİRLEŞTİĞİ SAHA  DEMOGRAFYA (2.BÖLÜM)

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO (2.BÖLÜM)

KENDİ TOPLUMSALLIĞINI BİZZAT YARATMAYA GİRİŞEN ÖNDER APO

ÖZGÜRLÜK ZAMANI HAMLEMİZİ,ÇÖKERTME PLANI'NI ÇÖKERTMİŞTİR

TÜRK DEVLETİNE KİMYASAL SİLAH KULLANMA AYRICALIĞI

PKK VE ÖNDERLİĞİNE KURULAN NATO GLADİOSU KOMPLOSUNUN ŞİFRESİ: OLOF PALME SUİKASTI

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO (3.BÖLÜM)

ARTIK SAVAŞIN KARAKTERİ DEĞİŞTİ!

KÜRDÜN TARİHİ ACILARININ DERMANIDIR PKK

RADİKAL DEMOKRASİYİ KÜRTLERDEN ÖĞRENECEĞİZ

SOYKIRIMA KARŞI YENİLMEYEN STRATEJİ

ULUSLARARASI KOMPLO VE DEM DEMA AZADİYÊ HAMLESİ

40 YILLIK MÜCADELE TARİHİNİN ZİRVESİ: ROJAVA KADIN DEVRİMİ

PKK SÖMÜRGECİLERİN BÖLDÜĞÜ KÜRDİSTAN SINIRLARINI BİRLEŞTİRİYOR

KAYALARDA KÖK SALMAKTIR GERİLLACILIK (1.BÖLÜM)

KİMYASAL SİLAHLARIN YASAKLANMASI ÖRGÜTÜ NEDEN SESSİZ?

KAYALARDA KÖK SALMAKTIR GERİLLACILIK (2.BÖLÜM)

KİMYASAL SALDIRILAR İÇİN YERİNDE İNCELEME YAPILSIN

ŞEHİT MEHMET TUNÇ

ZEHİRLİ GAZLAR VE KİMYASAL SİLAHLARIN KULLANIMI VE YASAKLANMASINA DAİR DERLEME 

109 AYDINDAN BM’YE KİMYASAL SİLAH KULLANIMI İÇİN SORUŞTURMA ÇAĞRISI

1923’TEN BERİ SÜREN HAKSIZLIĞA SON VERİN!

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (1.BÖLÜM)

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ – 1

İSYANSIZ YAŞAM KÖLE İNSANI YARATIR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA( 2.BÖLÜM)

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ – 2

“SOSYAL BİLİMLERDE DEVRİM” YOLUNDA TARİHSEL-TOPLUM AKADEMİLERİ

TÜRK DEVLETİNİİN KİMYASAL SİLAH SALDIRILARINA KARŞI HAREKETE GEÇİLMELİ

YAŞADIĞIMIZ ÇAĞDA ÖZGÜRLÜK PROBLEMİNE BAKIŞ

‘ULUSLARARASI SESSİZLİK TÜRK DEVLETİNİN KİMYASAL SİLAH KULLANIMINAZEMİN SAĞLIYOR’

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -1-

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (3.BÖLÜM)

KİMYASAL SİLAH SALDIRILARININ ARKASINDA HEGOMONİK GÜÇLER VAR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (4.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -2-

TÜRK İKTİDARININ ÇIKMAZI, CHP'NİN“AÇILIMI” VE HDP

BUGÜNKÜ GERİLLA RUHU BÊRÎTAN'IN RUHUDUR

KÜRT-ARAP İTTİFAKI İÇİN GÜÇLÜ BİR TARİHSEL ZEMİN VAR

ALEVİ İNANÇ ÖNDERLERİNDEN VE 44 IRAKLI AYDINDAN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E MEKTUP

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (5.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -3-

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI VE KÜRT HALKINA YÖNELİK İMHA SALDIRILARI

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (6.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -4-

ORTADOĞU'DA VE TÜRKİYE'DE ÜÇÜNCÜ YOL

KÜRDİSTAN'DA ASIRLIK KİMYASAL KATLİAM DEVAM EDİYOR

'TARİHİ DİRENİŞİN TEMELİ İDEOLOJİK DURUŞ, FEDAİ RUH VE APOCU YOLDAŞLIKTIR'

ROJAVA DEVRİMİ İÇİN SEFERBERLİK ZAMANI

AVRUPA'DAKİ KÜRDİSTANLI KURUMLARDAN OPCW'YE MEKTUP

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (7.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -5-

LÜMPEN KİŞİLİK NEDİR?

ROJEV

ZAFER PERSPEKTİFLERİ (DERLEME)

KİMYASAL TAYİP'TEN HESAP SORMAK

İŞTE TÜRK DEVLETİNİN KİMYASAL SİLAH KULLANDIĞININ BELGELERİ

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -6-

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (8.BÖLÜM)

ORDULAŞAN DİRENİŞ ABİDELERİ

ÖZGÜRLÜKÇÜ KÜRT İLE İŞBİRLİKÇİ KÜRT ARASINDAKİ FARK

SOYKIRIMCI TC’NİN KİMYASAL SALDIRILARI

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (9.BÖLÜM)

ÖZGÜR BAHARLARIN BARIŞ BİLGESİ

KÜRT VE KÜRDİSTAN VARLIĞI ÖZ SAVUNMASIZ OLMAZ

KDP’NİN-BARZANİLERİN TARİHİ İHANETLER TARİHİDİR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (10.BÖLÜM)

ZAFER PERSPEKTİLERİ (2.BÖLÜM)

ÖZGÜR KÜRDİSTAN DEMOKRATİK ORTADOĞU'DUR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (11.BÖLÜM)

ROJAVA DEVRİMİ TÜM KADINLAR İÇİN ÖZGÜRCE VAROLUŞ DEVRİMİDİR

ASENA MERAL'İN YÜZÜNDEKİ YENİLGİ HARİTASI

KOBANE DİRENİŞİNDE BİR CUDİ SÖYLENCESİ: GELHAT GABAR

BİR SAVAŞIN ANATOMİSİ (GİRİŞ)

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (12.BÖLÜM-SON)

ROJAVA DEVRİMİ KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ PARADİGMAYLA GELİŞİYOR

KÜLTÜREL SOYKIRIMA KARŞI SON İSYAN: APOCU DİRİLİŞ VE PKK

WERXELÊ ABİDELERİNİN KOMUTANI CUMALİ ÇORUM

YOLUN SONUNA DOĞRU

DÜNYA SAVAŞI VE ÇAĞDAŞ KAHRAMANLIK ZAMANI

KÜRT JEOPOLİTİĞİ OLUŞURKEN KARŞI HAMLELER

ÖZÜ ARAYIP İRADELEŞEN VE SAVAŞAN KADININ ADRESİ

KCK'DEN KİMYASAL İÇİN SAHAYA DAVET

PKK AB'NİN TERÖR LİSTESİNDEN ÇIKARILSIN!

EDEP YOLUN IŞIĞIDIR

ERDOĞAN VE MERKEL'İN TRUVA ATI DENİZ YÜCEL

HAKİKAT SOSYOLOJİSİNİN ÖZGÜR BİLGESİ

KENDİ OMUZLARI ÜZERİNDE BAŞKALARININ KAFASINI TAŞIMAK

İMRALI'DAKİ TECRİT VE İŞKENCE SİSTEMİNE KARŞI MÜCADELE DAHA DA BÜYÜTÜLMELİİ

ÇİRKİN İNSAN EN KORKAK İNSANDIR

PKK, GENÇLİK VE ZİHNİYET

BURASI KÜRDİSTAN, BEN DE KÜRT'ÜM

XELÎFAN'IN ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEKLER

DİJİTAL DÜNYA SANAL KİŞİLİK

GENÇLİK VE DÖNEM GÖREVLERİ

PÊŞWAZİYA XERAB

WERİN CENGA AZADÎYÊ !

KÜRESEL GÜÇLERİN HAMLELERİNİ DOĞRU OKUMAK

HAMLASEL MÜCADELEYİ HER ALANDA ÇOK DAHA GÜÇLÜ GELİŞTİRELİM!

KİM, PKK’Yİ NASIL GÖRÜYOR? (DOSYA-ANALİZ)

ANLAMLI YAŞAM ÖNDERLİĞİN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMAKLA MÜMKÜNDÜR

KÜRT VAR DA KÜRDİSTAN YOK MU?

“KÜRDİSTAN DEVRİMİNİN GÜVENCESİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMADIR(1.BÖLÜM)

KURULAN BİR PARTİ DEĞİL YAŞAM TARZIDIR

ANLAMA DAİR

BİLMEYE DAİR

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (1.BÖLÜM)

FAŞİZMİ ZAGROS'A GÖMMEK

“KÜRDİSTAN DEVRİMİNİN GÜVENCESİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMADIR”(2.BÖLÜM)

PKK 'TERÖR LİSTESİ'NDEN ÇIKARILMALI ÇAĞRILARI

PKK İLE KÖLELİKLER YIKILMIŞ ÖZGÜRLÜKLER KAZANILMIŞTIR

TEK DEĞİL, MİLYONLARIZ

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE(2.BÖLÜM)

ÖZ SAVUNMAYLA ÖZGÜR YAŞAMI AŞKLA ÖRELİM

PKK ÖZGÜRLEŞEN GENÇLİK VE KADINA BİR ÇAĞRIDIR!

ŞİMDİ PKK ZAMANI!

DERSİM SOYKIRIMININ YIL DÖNÜMÜNDE MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM

KÜRT YURTSEVERLİĞİ

PKK’NİN ORTAYA ÇIKARDIĞI KÜRT GERÇEKLİĞİ (1.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (3.BÖLÜM)

PKK’NİN İNSANLIK SAVAŞINA DOĞRU KATILMAK

ÖNDERLİKSEL DOĞUŞ ŞARTLARI (2.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (4.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (5.BÖLÜM)

PKK'NİN KIRK DÖRDÜNCÜ YILINDA DAHA FAZLA PARTİLEŞEREK ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMAK

PKK NEDEN ANKARA’DA ÇIKIŞ YAPTI (3.BÖLÜM)

GERİLLA BİR İDEOLOJİK KİMLİKTİR (1.BÖLÜM)

HUKUKUN HİÇ OLMADIĞI İKİ YER

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE(6.BÖLÜM)

GERİLLA, FELSEFİ BİR KİMLİKTİR(2.BÖLÜM)

KÜRDİSTAN SÖMÜRGEDİR” (4.BÖLÜM

PKK YASAĞINA KARŞI BERLİN'DE BULUŞMAYA ÇAĞIRDI

GERİLLA KOMÜNAL KİMLİKTİR(3.BÖLÜM)

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (1.BÖLÜM)

BAĞIMSIZLIK VE BAĞIMSIZLIKÇI DURUŞ (5.BÖLÜM)

PKK GEL E, GEL NAYÊ DARIZANDIN!

PKK HALKTIR HALK YAGILANAMAZ !

MESRUR BARZANİ TÜRK DEVLET AĞZIYLA KONUŞUYOR

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (2.BÖLÜM)

GERİLLA KÜLTÜREL KİMLİKTİR(4.BÖLÜM)

PKK NEDEN AYRI ÖRGÜTLENMEYE GİTTİ (6.BÖLÜM)

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (3.BÖLÜM)

GERİLLA CİNS ÖZGÜRLÜKCÜ KİMLİKTİR(5.BÖLÜM)

KADIN, DEVRİM VE ÖZGÜRLÜK ZAMANIDIR!

KUMPASLAR ÜLKESİNDE SON TANGO

PKK’LİLİK DÜZENDEN KOPUŞTUR (7.BÖLÜM)

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ

PKK HALKTIR HALK YASAKLANAMAZ

PKK HALKTIR HALK YASAKLAMAZ

“PKK'NİN YARATTIĞI İDEOLOJİK BİLİNÇLE NETLEŞMEK”

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ!

PKK HALKTIR HALK YASAKLANAMAZ

PKK GEL E, GEL NAYÊ QADEXEKİRİN!

GERİLLA HOŞGÖRÜLÜ KİMLİKTİR(6.BÖLÜM)

BİR DİRİLİŞ VE KAHRAMANLIK DESTANI

PKK İLE DİĞER ÖRGÜTLER ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR (8.BÖLÜM)

APOCULAR DÜŞÜNDÜ, İNANDI VE YAPTI (1.BÖLÜM)

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ

GERİLLA ÖZGÜR KÜRDÜN YARATILDIĞI BİR DİRENİŞ DERGAHIDIR

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (1.BÖLÜM)

PKK’NİN KURULUŞU ŞOVENİZMDEN KOPUŞTUR (9.BÖLÜM)

BELÇİKA ADALETİNDEN TARİHİ PKK KARARI

BARZANİ’NİN YARATTIĞI BELARUS TRAJEDİSİ HERYERDE

PKK’DE ŞEHADETLER, BİR EMİR MAKAMIDIR (2.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (2.BÖLÜM)

PKK DEMOKRATİK ULUS ÇİZGİSİYLE DAHA DA BÜYÜDÜ

SIFIRDAN İLK SERHİLDANA (10.BÖLÜM)

GERİLLA TÜRK ORDUSUNU DURDURDU (3.BÖLÜM) 

PKK’NİN 43 YILLIK TARİHİ BİR DESTANDIR; BU TARİH KANLA SÜSLENMİŞTİR

EGEMEN ERKEKLİK ÖZÜNDE FAŞİSTTİR

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (3.BÖLÜM)

SERHİLDANLA YARATILAN EĞİTİM ORTAMI (11.BÖLÜM)

ÖNDER APO SABIRLI, CESUR, YİĞİT KENDİNE VE ÖZGÜRLÜĞE İNANAN KADINI YARATTI

PKK ADINA YAPILAN İLK BESTE (VAYE PKK RABÛ)

''İSTENİRSE BU İKTİDAR BİR HAFTA DURAMAZ'' (4.BÖLÜM)

PKK'NİN 43.KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ KUTLAMALARI

PKK YENİ İNSANLIĞIN DEVRİMCİ TARİH YAZIMIDIR (1.BÖLÜM)

HAKİ KARER YOLDAŞIN ŞAHADETİ VE HAKİ KARER KİŞİLİĞİ (12.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (4.BÖLÜM)

PKK’NİN 43. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLAMALARI (2.BÖLÜM)

ONUR DİRENİŞİNDE YER ALIN!

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (5.BÖLÜM)

PKK YENİ İNSANLIĞIN DEVRİMCİ TARİH YAZIMIDIR (2.BÖLÜM)

26-27 KASIM 1978: I. KURULUŞ KONGRESİ (13.BÖLÜM)

PKK ÖLÜM DÖŞEĞİNDE OLAN BİR HALKI DÜNYANIN UMUDU YAPTI

BİZ BU TOPRAKLARIN ÇOCUĞUYUZ, ONLARIN ANLAYACAĞI DİLDEN ONLARLA KONUŞMALIYIZ! 

1980: 12 EYLÜL ASKERİ DARBESİ VE KENAN EVREN (14.BÖLÜM)

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(1.BÖLÜM)

İKTİDARIN KORTUĞUNU BAŞINA GETİRECEĞİZ 

“PKK, KÜRT HALKINI DİRİLTEN ÖZGÜRLÜK RUHUDUR”

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ!

FAŞİZMİ YIKMAK İÇİN DAHA ÇOK CESARET LAZIM

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(2.BÖLÜM)

“T C FAŞİZMİNİN KAOS PLANI İMRALI'DA DEVREDE”

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(3.BÖLÜM)

PKK KAYBETTİRİLEN KADIN KÜLTÜRÜNÜN PARTİSİDİR  

PKK İLE REEL SOSYALİSTLER ARASINDAKİ TEMEL FARK (15.BÖLÜM)

SİSTEM ÇALIŞMAMIZ TARİHTE İLKTİR

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(4.BÖLÜM)

TARİH SAHNESİNDE VAMPİRLER

SALİH KANDAL VE SİVEREK DİRENİŞİ (16.BÖLÜM)

HALKLAR ÖNDERİ SAYIN ABDULLAH ÖCALAN'A UYGULANAN TECRİT İLE İLGİLİ SON GELİŞMELER

İNGİLİZ POLİTİKALARI KÜRTLERİN SIRTINDAKİ HANÇERDİR

LÜBNAN-FİLİSTİN SAHASINA ÇIKIŞ SÜRECİ (17.BÖLÜM)

PKK'NİN 'TERÖR LİSTESİ'NDEN ÇIKARILMASI İÇİN YAPILAN ÇAĞRILAR (1.BÖLÜM)

AKP, HOBBES VE SAVAŞ DURUMU

MAZLUM DOĞAN ARKADAŞIN DİRENİŞ GERÇEĞİ (18.BÖLÜM)

ŞEHİTLER PKK'LİDİR

KDP 21. YÜZYILDA UTANÇLA KÜRT İHANET TARİHİNİ YENİDEN YAZIYOR (1.BÖLÜM)

RÊBER APO'NUN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMA MÜCADELESİ BOYUTLANDIRILMALI

HALKLAR ÖNDERİ SAYIN ABDULLAH ÖCALAN'A UYGULANAN TECRİT İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

KDP 21. YÜZYILDA UTANÇLA KÜRT İHANET TARİHİNİ YENİDEN YAZIYOR (2.BÖLÜM)

PKK SANAT İNCELİĞİNDE ÖRÜLEN BİR HAREKETTİR

AKP-MHP FAŞİZMİ UZATMALARI OYNUYOR

PKK'NİN DÜNYA SİYASET SAHASINDAKİ AVANTAJLARI VE AVANTAJLARINI GÜÇLENDİRME YOLU: ÖZ SAVUNMA

DEVRİM ÖZGÜRLÜĞE AŞIK OLANLARIN YOLUDUR

KCDK-E'DEN GÜNDEME İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

KATILANLARIN ANLATIMIYLA 27 KASIM 1978 FİS KÖYÜ

KÜRDİSTAN'DA GERİLLA ZAMANI

PKK DEĞİŞİMİN VE DÖNÜŞÜMÜN GÜCÜ OLDU

KDP’NİN DERİN DENKLEMİNDE 140'INCI MADDE

KCK VE KONGRA-GEL'İN ŞENGAL AÇIKLAMALARI

FAŞİST DİKTATÖRLÜK YIKILMAYA MAHKUMDUR

GENÇLİKTE ZİHNİYET DEVRİMİNDE FEDAİLİĞİ YAKALAMAK ÖZGÜR TOPLUMUN SARSILMAZ İNŞASIDIR

ÖNDER APO, BİR HALKIN VAROLMA TARİHİ

REJİM YIKILMADAN HİÇBİR KÜRT RAHAT YAŞAYAMAZ

21. YÜZYILDA SOYKIRIM VE TOPLUMSAL DİRENİŞTE GENÇLİĞİN ROLÜ

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI RADİKAL BİR CİNS MÜCADELESİYLE KAZANILABİLİNİR

DÜNYA HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN'A ÖZGÜRLÜK GÜNÜ ÇAĞRILARI

KAPRİSLİ VE PASİF SANAL RADİKALİZM

ANTER YOLDAŞ VE ZİNDAN DİRENİŞLERİ

ÖZEL SAVAŞA KARŞI ZİHNİYET VE YAŞAM MÜCADELESİ (1.BÖLÜM)

“APOCU DEVRİMCİ HAMLE TC FAŞİZMİNİ ÇÖKERTİYOR”

“ÇİN MODELİ” TOPLUMA SAVAŞ İLANIDIR...

ÖZEL SAVAŞA KARŞI ZİHNİYET VE YAŞAM MÜCADELESİ (2.BÖLÜM)

TOPLUMSAL SORUNLARIN AŞILMASINDA ÇIKIŞ ÖZGÜRLÜK HAREKETİDİR

1000 İSİMDEN ÇAĞRI: PKK 'TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİ'NDEN ÇIKARILSIN

İMRALI KAYALIKLARINA ÇİVİLENEN HAKİKAT (1.BÖLÜM)

KİTLESELLEŞEN BİR ANTİFAŞİST SOKAK MÜCADELESİ SÜRECİ KARŞILAR

İMRALI KAYALIKLARINA ÇİVİLENEN HAKİKAT (2.BÖLÜM)

SOYKIRIM KISKACINDA VARLIK SAVAŞI YÜRÜTMEK

CEZAEVLERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR VE ÇAĞRILAR

KNK TOPLANTISININ SONUÇ BİLDİRGESİ

ETKİN BİR EKONOMİK SAVAŞ STRATEJİSİ

BİR TÜRKÜNÜN MELODİSİ VE SENFONİSİDİR PKK

KÜRTLERDE DİNSELLİK VE YAŞANAN DEĞİŞİMLER

PREKARYA VE BALDIRI ÇIPLAK KÜRD

TASARLANMIŞ BİR KATLEDİLME DURUMU VAR

AP, TUTSAK VEKİLLER İÇİN KAMPANYA BAŞLATTI 

ZİNDANLARDAKİ ZULME SESSİZ KALMAK !

GARİBE GEZER KÜRT SORUNU'NUN TA KENDİSİDİR

TÜRKİYE’NİN ÇÖZÜLME İŞARETLERİ ARTIYOR

KÜRT KATLEDEREK TÜRK OLACAĞINI SANMAK

'' FAŞİZMLE HESAPLAŞMA OLMADAN HELALLEŞME OLMAZ ''

GARİBE'Yİ KATLEDENLER MUTLAKA HESABINI VERECEKLER

 19 ARALIK 2000 YILINDA ZİNDANLARDA YAPILAN KATLİAM İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

YOL VE YOLDAŞLIK…

İDEOLİKLİK VE İDEOLOJİKSİZLİK ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

BİRAZ DA AJİTASYON LAZIM

ÖNDERLİK VE ZİNDANLARDA  REHİN TUTULAN  YOLDAŞLAR  ETRAFINDA KENETLENME ZAMANI

KADININ SESİNDE SAKLIDIR ÖZGÜRLÜK DÜŞÜ

ZINDANLAR İLE İLGİLİ DUYARLILIK ÇAĞRILARI

CEZAEVLERİNDE KATLİAM VAR

TÜRKİYE'NİN AYNASI ZİNDANLAR

KIRIKLAR CEZAEVİ'NDEKİ TUTSAKLAR AÇLIK GREVİNDE

KONGRA-GEL ZİNDANLAR İÇİN 'SEFERBER' OLMAYA ÇAĞIRDI

HEVAL HALİL GÜNEŞ'İN ANISINA

“ÖNDERLİKSEL DEVRİMİN DİRENİŞ RİTMİNİ YAKALAMAK”

PKK DİRENİŞİ 2022 YILINI KÜRDÜN ULUSAL ONUR BAYRAMI YAPACAK

DÖRDÜNCÜ KELEBEK OLMAK

ÖZGÜRLÜK AŞKINA DİRENENLER

ÖZ SAVUNMA MEKANIZMASI OLARAK DUYGULARINI POLİTİKLEŞTİRMEK

ETİK İNSAN VE ETİK EYLEM (1.BÖLÜM)

ETİK İNSAN VE ETİK EYLEM (2.BÖLÜM)

TJK-E, PARİS KATLİAMI'NIN HESABINI SORMAK İÇİN ALANLARAÇAĞIRDI!

KÜLTÜR-SANATA KURULAN TUZAKLAR VE APOCU ESTETİK

SARA YOLDAŞ, ÖNDER APO’NUN YOLDAŞIYDI

NAZİ TOPLAMA KAMPINDAN KAÇAN 9 DİRENİŞÇİ KADININ HİKAYESİ

KADIN DEVRİMİNİN DİRENİŞ SEMBOLÜ

ÖNDER APO’YLA YAŞA, KÜRDİSTAN'I ÖZGÜRLEŞTİR!

GÜNEŞ PARLAKLIĞINDA GÜLÜMSEMEN HEVAL SARA (SAKİNE CANSIZ)

“TC FAŞİZMİ KARŞISINDA KÜRT SİYASETİ NE YAPMALI?”

PKK ÖLÇÜLERİNDE YAŞAMI YARATANLAR

GERÇEKLER ACITMIYOR

KÜRT DÜŞMANLIĞI AÇ VE İŞSİZ BIRAKIR

ŞADİYE MANAP'TAN MEKTUP VAR

ÇÜNKÜ SANA GÖRE O İNSAN DEĞİL

KÜRTLER ZORU BAŞARDI

SOKAK OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ

KÜRDÜN ÖZGÜRLÜK GÜNEŞİ EFRÎN’DEN DOĞACAK

DESTANSI EFRİN FEDAİ DİRENİŞİNE BİR İÇ BAKIŞ

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (1.BÖLÜM)

75 RUHU AYAĞA KALK!

FAŞİST ŞEF AMED'E GİREMEZ

YÜREĞİMİN SESSİNİ DİNLEDİM (2.BÖLÜM)

ALLAH'IN DEĞİL, ERDOĞAN'IN KÜRTÇE İLE PROBLEMİ VAR

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (3.BÖLÜM)

İSTANBUL, ADANA: DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİN ZORUNLULUĞU

APOCU DEVRİMİN YARATTIĞI YENİLMEZLİK TARİHİ

“DOĞA” ZAMANI

ELEŞTİREL DÜŞÜNCENİN EYLEMSELLİĞİ

KADIN OLMAK SUÇ MUDUR?

GÖÇ YOLLARINDA…

KÜRDÜM “TÜRK VARLIĞINA” KURBAN OLMAYACAĞIM!

ATAKAN MAHİR’İ HATIRLAMAK

İSYAN VE İNTİKAM ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?

KARA GÜNÜN ÇOCUKLARINA!

KOBANE'DEN HESEKE'YE KÜRDÜN DİRENİŞ DESTANI

DEVLET DİNCİDİR VE EN BÜYÜK TARİKATTIR

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (4.BÖLÜM)

TÜRK ORDUSUNUN PKK KARŞISINDAKİ TARİHİ YENİLGİSİ

DAĞLAR ÖZGÜRLÜK MEKÂNIDIR…

AYNI DAVANIN YOLCULARI BABA VE KIZ

“KDP KÜRDÜN KÜRDE SOYKIRIM PROJESİDİR”

“HALKIN,ADALETİ DEVRİMDE ARAYAN SOKAKTAKİ İSYANI”

AŞKIN ADI VİYAN OLMUŞTU

İKTİDARDAN UZAK DEMOKRATİK BİR DÜNYA MÜMKÜN: BİNARÊ QENDÎL

VİCDAN KÖRELMESİNE KARŞI SON BÜYÜK İNSANLIK DİRENİŞİDİR PKK

3. YILINA GİRERKEN, 'EV DER HEFTANÎN E' SLOGANININ ÖYKÜSÜ

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (1.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (2.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (3.BÖLÜM)

PKK KÜRDÜN KADİM ÖZGÜRLÜK RUHU VE ULUSAL ONUR BİLİNCİDİR

BİLGE ÖCALAN'IN EVRENSEL VİCDAN FELSEFESİYLE YÜZLEŞMEK.

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (4.BÖLÜM)

BAHARI KOYNUNDA MAYALAYAN GERÇEK, “ŞUBAT”

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (5.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (6.BÖLÜM)

O PKK’NİN YAŞAYAN RUHUYDU

BAŞKALDIRI BİLİNCİ

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (7.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (8.BÖLÜM)

'CÜRET, DAHA FAZLA CÜRET'

DAHA KARARLI OLMAK LAZIM

DAR Lİ SER KOKA XWE MEZİN DİBE

ADI BÊRÎTAN ZAMANIYDI

ÖZELLEŞTİRİLEN BÖLGESEL İÇ SAVAŞLARA DOĞRU

SEZGİLERİN GÜCÜ

ORTADOĞU'YU YENİ KÜRESEL DENKLEM ÜZERİNDEN OKUMAK

ANLAMIN SİYASİ EYLEM KARŞILIĞIDIR POLİTİKA

KÜÇÜK DERSİM’İN EN BÜYÜK ÖZLEMİYDİ BOTAN

ÖZGÜR İRADE, ÖZGÜR DÜŞÜNCE

SİYAJİN İLE ŞİYAR (1.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (2.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (3.BÖLÜM)

GAME OVER: OYUN BİTTİ PKK ŞAH TC FAŞİZMİ MAT!

SİYAJİN İLE ŞİYAR (4.BÖLÜM)

28 ŞUBAT’IN İKİ YÜZÜ

SİYAJİN İLE ŞİYAR (5.BÖLÜM)

TOPLUMA İLLÜZYON SATMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (6.BÖLÜM)

ÖNDER APO ÖZGÜR YAŞAMDA ISRARIN ADIDIR

SİYAJİN İLE ŞİYAR (7.BÖLÜM)

BEDEL RANTÇILIĞI HALKA AİT DEVRİMİ GASP GİRİŞİMİDİR

ALİŞER VE ZARİFE'Yİ GERİLLA OLARAK ANMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (8.BÖLÜM)

VAKTİNDE KENDİNİ ADAMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (9.BÖLÜM)

8 MART 1857 DEN 8 MART 2022’YE

SİYAJİN İLE ŞİYAR (10.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (11.BÖLÜM)

BOMBALARIN ARASINDAKİ“SESSİZ SAVAŞ!”

DAĞIN DUYGUSU

SİYAJİN İLE ŞİYAR (12.BÖLÜM)

HER TÜRLÜ HAKSIZLIĞA DİRENİŞTİR, NEWROZ

AMED DAĞLARININ SEVDA ÇİÇEĞİ

SİYAJIN İLE ŞİYAR (13.BÖLÜM)

NEWROZLAŞAN HALKLA TARİH KAZANILDI

ROJÎN GEVDA KÜRDİSTAN DAĞLARINA İLMEK İLMEK ÖRÜLMÜŞ ÖZGÜR RUHTUR

SİYAJIN İLE ŞİYAR(14.BÖLÜM)

ÇÖLE SU OLMAK

SİYAJIN İLE ŞİYAR(15.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (1.BÖLÜM)

50. YIL VE ÖNDER APO'YA ÖZGÜRLÜK NEWROZU

SİYAJIN İLE ŞİYAR(16.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (2.BÖLÜM)

PKK KÜRT İNTİKAM TARİHİNİN TOPLUMSAL BELLEK İNŞASIDIR

SİYAJIN İLE ŞİYAR(17.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (3.BÖLÜM)

SİYAJIN İLE ŞİYAR(18.BÖLÜM-SON)

NEWROZ VE GENÇLİK MÜCADELESİ

SESSİZ ÇIĞLIĞI DUYABİLMEK

‘SEYYAR GERİLLA’ CİBİNLİ HÜSEYİN

BAHAR ÇAĞLAR, GERİLLA DAĞLAR

KÜRT HALKI PKK ÖNCÜLÜĞÜNDE NEWROZLAŞIYOR!

İNSANIN KENDİNDEN DÜŞMESİDİR SÜRGÜN

YILDIZLAŞAN SURETİNDEN ANIYORUZ SENİ

KORKU CESARETİN KAYNAĞIDIR

JEOPOLİTİK EKSEN KAYMALARININ YARATTIĞI BELİRSİZLİKLER

DİRENİŞ EMSALİ EGİD YOLDAŞ

KIZILDERE SÖZÜ

ÖZERK ZAMAN VE MOR ARAYIŞLAR

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (1.BÖLÜM)

ANLAMIN HAKİKAT BİLGESİNİ YAŞAMSALLAŞTIRMAK

HERGÜN YENİDEN DOĞMAK

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (2.BÖLÜM)

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (3.BÖLÜM)

YAŞAM GEREKÇEME

“ARTTIRILMIŞ SANAL GERÇEKLİK ÇAĞI”

KİNİK ALDANIŞLAR ZAMANI YARALAR

HALKLARA SAVAŞ AÇANLAR BARIŞ GETİREMEZ

ANLAMIN VE HİSSİN YAŞATTIĞI İNSAN RÊBER APO

GÜLBAHAR’IN GÜLÜŞÜ

NEWROZ HALKI VE İSRAİL’İN TUTUMU

DAĞLI EMEKTAR

ÖNDERLİK ÇİZGİSİNDE ÖZGÜRCE DERVİŞÇE MİLİTANLIK

ALIŞMAK İHANETTİR

SEVDANIN GÜZELLİĞİNDE AÇTIM GÖZLERİMİ

PEOPLE OF NEWROZ AND ISRAEL'S ATTITUDE

SORGULANMAMIŞ YAŞAM YAŞANMAYA DEĞMEZ

SÜRECİ KARŞILAYAN DOĞRU BİR DEVRİMCİ ÖNCÜLÜK ZAMANI

YAŞARKEN ADI BİLİNMEZ FEDAİLERİN...

AY IŞIĞI HAYALET DAĞLARIN ARDINDAN YÜKSELMİŞ

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (1.BÖLÜM)

CEZAEVLERİNDEKİ SALDIRI SOYKIRIM SALDIRISIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (2.BÖLÜM)

KEKİK KOKULU İKİ ÜLKENİN AŞIĞI

“FAŞİZMİN ÖLÜM FERMANINA KARŞI DEVRİMCİ İNTİKAM ZAMANI”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (3.BÖLÜM)

SANAT ELEŞTİRİSİ “ŞAKA DEĞİL!”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (4.BÖLÜM)

ÖZLEMEK

KORKU

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (5.BÖLÜM)

ŞEHİTLERİN İZİNDEN

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (6.BÖLÜM)

PKK’NİN FEDAİ DİRENİŞ MELODİSİ İLE AŞK SEMAHINA DURULUR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (7.BÖLÜM)

ŞEHİT TEKOŞİN

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (8.BÖLÜM)

“MESRUR BARZANİ’NİN YÜZÜNE YANSIYAN YENİLGİ KORKUSU”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (9.BÖLÜM)

HDP KENDİ ÖNÜNE BARAJ KOYMAMALI!

ÖNDERLİK GERÇEĞİNDE HER ANI ÖZGÜR YAŞAMAK ANLAMLIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (10.BÖLÜM)

SAVAŞIN KAYBEDENİ KÜRTLER OLMAYACAK

KÜRDÜN ZAFER İDEASININ DAVUDİ SESİ KARAYILAN'DAN TARİHİ ÇAĞRI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (11.BÖLÜM)

YAŞAMI ÖZÜYLE BULUŞTURMANIN DİLLİ (2.BÖLÜM)

YOLUMUZ UZUN YÜKÜMLÜLÜKLERİMİZ AĞIRDI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (12.BÖLÜM)

GERİLLA'DAN BİR GÜN (1.BÖLÜM)

PKK KÜRT HALKININ JEOPOLİTİK VE JEOSTRATEJİK ÜST AKLIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (13.BÖLÜM)

BU 14 NİSAN FARKLIDIR

GERİLLA'DAN BİR GÜN (2.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (14.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE DAHA YAKINIZ

YİĞİT AMED’İN YİĞİT KIZI

BAŞKA DiLDE ANNE OLMAK (15.BÖLÜM)

FAŞİZMİN KARANLIK DOĞASI VE GEZİ DİRENİŞİNİ LİNÇ DAVASI

BAŞKA DiLDE ANNE OLMAK (16.BÖLÜM)

ELEKTRİKSİZ AMA BOL BOMBALI HAFTA!

SİYASAL İSLAM’IN İFLASI

1200 KERE KATİL VE İHANETÇİSİN KDP

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (17.BÖLÜM)

KORKU CESARETİN KAYNAĞIDIR: SIĞINAK

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (18.BÖLÜM)

BİR HALKIN CANLI KALKANI OLMAK

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (19.BÖLÜM)

YENİ YAŞAMI DOĞURANIN HAVARİLERİYİZ...

KÜRT DEMOKRATİK ULUSAL BİRLİĞİNE DOĞRU

ELLİNCİ YILIN ZAFERİ ZAP'TA KAZANILIYOR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (20.BÖLÜM)

FEDAİ ÇİZGİSİNİN ÖNCÜ KOMUTANI

ŞENGAL VE FERMAN KISKACI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (21.BÖLÜM)

YAŞAMI ÖZÜYLE BULUŞTURMA: XWEBUN

TÜM ZAMANLARIN DENKLEMİ

ESPRİSİ VE SEVECENLİĞİYLE YOLDAŞLARIN EN NARİNİ (1.BÖLÜM)

DENİZLERİ ANMAK, İTTİHATCILARI LANETLEMEK

ESPRİSİ VE SEVECENLİĞİYLE YOLDAŞLARIN EN NARİNİ (2.BÖLÜM)

CAHŞ KÜRTLÜK PROJESİ ZAP DİRENİŞİNE GÖMÜLÜYOR

DERSİM İSYANI, İHANET VE KATLİAM

TÜKÜRDÜĞÜNÜ VEYA MEKAP YALATMAK!

UNUTMAK İHANETTİR (1.BÖLÜM)

UNUTMAK İHANETTİR (2.BÖLÜM)

CESARET KÖPRÜSÜYLE DAĞLARA

UNUTMAK İHANETTİR (3.BÖLÜM)

21’İNCİ YÜZYILIN ÖZGÜRLÜK FELSEFESİ

TEK YOL YİNE DAĞLAR

ÖZGÜR YAŞAM İÇİN UMUDA UMUT KATMAK

TC FAŞİZMİNİN KÜRDİSTAN’DA UYGULADIĞI 3-F STRATEJİSİ

SAMİMİYET…

AY IŞIĞININ ALTINDA KISA BİR GEZİ

GERİLLANIN SESİ, SÖZÜ VE EYLEMİ OLMA ZAMANI

GERÇEK SENSİN EGÎD!

BİR YANILSAMANIN SONU

SESSİZ KALMAK, DÜŞMANI CESARETLENDİRİR, KILICINI KESKİNLEŞTİRİR

OKUMUŞUNUN BİLE CAHİL OLDUĞU BİR ÜLKE DÜŞÜNÜN

DEVLETLE MÜCADELEYE DEVAM

TARİHİ İMRALI VE GERİLLA DİRENİŞ YÜKÜNÜ BÖLÜŞMEK

KDP KÜRT HALKININ BAŞINA GELMİŞ EN BÜYÜK BELADIR!

KIZGIN İKLİM (1.BÖLÜM)

HEVAL AYSEL VE MİZGÎN

DOĞU’NUN DÖRTLERİNE!

KIZGIN İKLİM (2.BÖLÜM)

HAKÎ KARER SEMBOLA FEDAKARÎ Û KEDÊ YE

HAKİ KARER GİZLİ RUHUMUZ

KIZGIN İKLİM (3.BÖLÜM)

HAKİLERİ ANLAMAK

ZAP DİRENİŞİNE KÜRESEL DENKLEMDEN BAKMAK

BENİM ÖLDÜRÜLMEMLE BİNLERCE KÜRT UYANACAK

DÖNEM HAKİ’CE YAŞAMANIN VE ÇALIŞMANIN ZAMANIDIR

DEMOKRASİYİ SAVUNMAK, BARIŞI SAVUNMAKTIR

KÜRTLER VE ÖZGÜRLÜK GERİLLASI ZAFERE DOĞRU KOŞUYOR

ZAMAN İLERLİYORDU, BİZ DE İLERLİYORDUK

NATO KÜRT TASFİYE KONSEPTİ DEVREDE

BASKI VE ŞANTAJ FAŞİZMİ KURTARAMAZ

KADIN, ÖZGÜRLÜĞÜ DAĞLARDA ARAR

ÇAKAL POLİTİKASININ İFLASI

GERİLLA DA YAŞAM BİR SERÜVEN

VİCDANLARI RADİKAL DİRENİŞLE AYAKLANDIRMA ZAMANI

ŞEHİT KASIM ENGİN’İN SÖZLERİYLE KISACA HAYATI

1 HAZİRAN HAMLESİ ULUSLARARASI KOMPLOYU YENME BİLİNCİ VE İRADESİDİR

AKP’NİN TERÖR ÖRGÜTLERİ

HAKARETLERE DUR VE VUR DEME ZAMANI

KÜRT HALKI İÇİN NEYİN SEÇİMİ VE KİMLE NE İTTİFAKI (1.BÖLÜM)

1 HAZIRAN’IN YIL DÖNÜMÜNDE

BÊ XÎRETÎ BÊ NAMÛSÎYE

ÖZGÜR YAŞAMDA ISRAR

KÜRT HALKI İÇİN NEYİN SEÇİMİ VE KİMLE NE İTTİFAKI (2.BÖLÜM)

KÜRT KAPANININ EN TEHLİKELİ KOLU

DERSİM’İN ASİ KADININA

ÖZ VAZGEÇİLMEZİMİZDİR

1 HAZİRAN 2004 HAMLESİNİ NASIL OKUYALIM

HAKİKATİ DOYUMSAMAK

DİJİTAL SERMAYENİN YENİ DÜNYA TASARIMI

YASAKTA SINIR YOK

GENÇLİK; TOPLUMUN ÖZGÜRLÜK ŞAFAĞIDIR

HALKIN DİRENİŞİ KİRLİ PLANLARI BOŞA ÇIKARACAK

KOMÜNALİZM VE DEMOKRATİK ULUS OLMADAN ÖZGÜRLÜK OLMAZ

SİHİRLİ KELİME “YOLDAŞ”

ZAGROSLARIN SANATÇI RUHLU KIZI

PKK İNSANLIĞIN ÖZGÜRLÜK MELODİSİDİR

SOYKIRIMCI ZİHNİYET VE SİYASETE KARŞI

KARAR VER!

KOPUŞ TEORİSİYLE ZİNCİRLER NASIL AŞILIR

ÖZLEM DUYARAK YAŞAMAK

GERİLLA ZAMANI

ERDOĞAN DA MALİYE BAKANI DA 'DOĞRULARI' SÖYLÜYOR

ANLAM VE ÖZGÜRLÜK

YOLDAŞ ACISI SEVDA KOKAR

KÜRTLERİN BİR ULUS OLARAK KENDİ KADERLERİNİ TAYİN ETME HAKLARI VAR

KAPİTALİST MODERNİTENİN TRANSHÜMANİZM ÇAĞI

ZERDEŞT VE ZERDÜŞT ÖĞRETİSİ

ÇOK BİLMİŞLERE MÜJDE!..

BERDEEE BİNE TE ERDEEE!

APOCULUK KENDİNİ EĞİTMEKLE BAŞLAR

NE YAPARSA YAPSIN FAŞİZM İÇİN KURTULUŞ YOK

TÜM KENELERE

İŞGALCİ TÜRK DEVLETİ VE İŞBİRLİKÇİ KDP'NİN AMAÇLARI

APOCU KÜLTÜR YENİ YAŞAM DEMEKTİR

PKK’LİLİK EN YÜCE ONURDUR

AŞİKARDIR BRE TERESLER

ORTADOĞU’DA KAOSUN ROTASI YENİDEN İRAN VE IRAK

KİMYASALLARLA KAZANILMAYA ÇALIŞILAN KİRLİ SAVAŞ

GEMLİK YÜRÜYÜŞÜ ÜZERİNE…

İÇİMİZDE SOLMAYAN ŞAHMARANLAR’A

ÖLÜMDEN YAŞAMI YARATANLARIN DÜELLOSU

30 HAZİRAN ARİFESİNDE

DÜŞMANA SALDIRIRKEN BİNEVŞ EGAL’LERİN GÜLÜŞÜNÜ DÜŞÜNÜN!

ŞEHİTLERİN İZİNDEN YÜRÜMEK

HEDEF ÖZGÜR İNSAN

PKK İLE TANIŞMAK ÖZGÜRLÜK İLE TANIŞMAKTIR

PUSUYU YARMAK

BİNLERCE YILA YAYILAN İSİM; ZİLAN

ÖNDER ÖCALAN'A YİNE YALVARACAKSINIZ!

GİZEMDİR DEVRİMCİ OPERASYONLAR…

ARARAT’IN SERHILDANI

ZAP SAVAŞI VE FAŞİST ŞEFLERİN SONU

ZİLAN DERİNLEŞMİŞ BİR BELLEKTİR

CELAL BAŞKALE– MAHİR KOÇ YOLDAŞIN ANISINA

ÖZGÜRLEŞMEKTEN BAŞKA KURTULUŞ YOKTUR

PKK MİLİTANLIĞININ ÖZÜ: SORXWİN

CİHAN VE HÜSNÜ'YÜ HATIRLAMAK

ANILARA YOLCU OLMAK

UMUT ZAP'TA ZİLANCA DİRENEN APOCU FEDAİLİKTİR

IRKÇILIĞIN SIRADANLIĞI

KIZIL ZAMANLAR

AMED’İN ANDOK’U

KÜRDİSTAN’DA GENÇLİĞİN SÖMÜRGE DÜZENİYLE HESAPLAŞMASI; ZAP SAVAŞI

KÜRT HALKI ÖZGÜRLÜĞE/ ZAFERE KOŞUYOR

FEDAİLEŞEN GERİLLA VE HALK YENİLMEZDİR

BAŞKANIM!

SOSYALİZM'DE DEVLETE YER YOKTUR

ZİLANCA FEDAİLİK MİLİTANLAŞIYOR, EYLEMSELLEŞİYOR

BİR ÜLKENİN COĞRAFYASI

KÜRDİSTAN HAVA SAHASI VE TEKNOLOJİK SOYKIRIM ARAÇLARI

PKK HER TÜRLÜ SÖMÜRGECİLİĞE VE İHANETE KARŞI ASLA YENİLMEYEN TARİHİ İNTİKAM HAREKETİDİR (1.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL ÖZGÜRLÜĞÜ YARATANDAN GEÇER

PKK HER TÜRLÜ SÖMÜRGECİLİĞE VE İHANETE KARŞI ASLA YENİLMEYEN TARİHİ İNTİKAM HAREKETİDİR (2.BÖLÜM)

ÖZLEMEK

BİR FEDAİ DESTANIDIR ŞEHİTLER

FEDAİLEŞEN KADIN GERÇEKLİĞİNDE ZAFERE DOĞRU

YİNE BİR U DÖNÜŞÜ…

ÖZ SAVUNMA BİLİNCİ TEMELİNDE DÜŞMANA KARŞI SAVAŞMAYAN MANKURTLAŞTIRILMIŞ İNSANDIR

MANEVRA YAPMAK

BİR GERİLLA VURULDUĞUNDA HER ANANIN YÜREĞİNDEN BİR PARÇA KOPAR

ONDA GÜÇLÜ BİR GENÇLİK POTANSİYELİ VARDI

KAPİTALİZMİN ÇÖKÜŞÜNÜ ABD’NİN ÜÇ NATO’SU DA ÖNLEYEMEZ

ÖZEL SAVAŞ OYUNLARI ANCAK GERİLLA ÖNCÜLÜĞÜNDE MÜCADELE EDEREK BOZULUR (1.BÖLÜM)

DAĞLAR AŞKIN ANLAM BULDUĞU MEKANLARDIR

JEOPOLİTİK DENGELER AÇISINDAN KÜRDİSTAN

SİSTEM İÇİ MUHALEFET ÖZEL SAVAŞ HÜKÜMETİNİN KOLTUK DEĞNEĞİDİR (2.BÖLÜM)

ZİLAN ÇİZGİSİNDE TANRIÇALAŞMAK

BAŞKAN APO’NUN YAŞAMI DIŞINDA YAŞAM MÜMKÜN DEĞİLDİR

GERİLLA KİMYASAL SİLAHA DİRENİYOR, YA BİZ!

FEDAKÂR BİR DEVRİMCİ: ŞEHİT HELMET

BU HDP ÇÖZER

DİRENİŞ TARİHİNİN ÖZNESİ DAİMA KADINLAR OLMUŞTUR

HEKİMLİK YEMİNİ DE BİZİMDİR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DE…

KÜRDİSTAN’IN GÜZELLİKLERİ

SUSMAK YOK ARTIK, HAYKIRMAK VAR

KÜRDÜN ÖZGÜRLÜK ATEŞİ İŞGALCİLERİ YAKACAK

RUHU GENÇ, İNANCI SONSUZ APOCU MİLİTAN: BARAN MAWA

MİSAFİR

TÜRKİYE’DE ZİNDANLAR SAVAŞ VE MÜCADELE ALANIDIR

YAŞASIN ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN İÇİN ÖLÜMSÜZLEŞEN ŞEHİTLERİMİZ!

ANLAM, DUYGU VE EMEK GÜCÜNÜ BİRLEŞTİRMEK

14 TEMMUZ RUHU DİRENİŞ RUHUDUR

BÜYÜK KARAR VE DİRENİŞİN KIRKINCI YILDÖNÜMÜ

BİR HALKIN YARASINA KOŞAN YEŞİL GÖZLÜ TÜRKMEN KIZINA…

ÜNİFORMALI ŞİDDET AĞINI ÇÖKERTMEK!

PANAVA NOKTASINDA MEVZİLENME

KISA BİR YOLCULUĞUN SONUNDA

SINIRLARI GEÇERKEN...

DÜN SRİ LANKA RAJAPAKSA, BUGÜN SIRA FAŞİST ŞEF ERDOĞAN'DA

GÜNEŞE ULAŞAN ÇİÇEK

KARANLIĞI ATEŞE VER DAĞLARA GEL!

TC’NİN NATO’DAKİ YENİ GÖREVİ İŞGALCİLİKTİR

UMUT ZAP’TAKİ GERİLLADA

GÜÇLÜ, KARARLI VE CESUR BİR KOMUTANDI

….VE BEN LEYLA’YIM, MECNUN’DAN ÖTE BİR LEYLA!

BİZİ HALAYA ÇAĞIRIR GOVENDÊ

ROJAVA DEVRİMİ ÇEKİM MERKEZİ OLMAYA DEVAM EDİYOR

DEVRİM’İN FIRTINALI KİŞİLİĞİ; ÇİYA AMED

GERİLLADAN ULAŞ ADALI ANISINA…

PKK ŞEHİT AMARA TOLHİLDAN'I ANDI

SRİ LANKA, TÜRKİYE: BİR MÖDELİN İFLASI

VARLIK VE YOKLUK SÜRECİNDE GENÇLİK ÖNCÜLÜK ROLÜNÜ OYNAMALIDIR

VİYAN SORAN’IN İZİNDEN GİDEN AY YÜZLÜ BERFÎN

VE AY IŞIĞI ALTINDA ÖNDERLİK SAHASINA DOĞRU…

KATLİAMLARIN NEDENİ SOYKIRIMCI ZİHNİYET VE SİYASETTİR

ÖNDER APO HAKİKATİ

ÇOK BİLMİŞLERE MÜJDE!..

BU KAÇINCI AMARA?

ÖZGÜR KÜRDİSTAN’I MÜJDELEYEN RUH

BENİ BAĞIŞLAYIN (1.BÖLÜM)

HER İHANETİN BEDELİNİN ÖDETİLECEĞİ KAÇINILMAZ BİR HAKİKATTİR

BENİ BAĞIŞLAYIN (2.BÖLÜM)

GERİLLA VE OPERASYON

BENİ BAĞIŞLAYIN (3.BÖLÜM)

BUGÜNDE YAŞAR ENZİLXALAR (1.BÖLÜM)

SANATÇI UZAKTAN İZLEYEN DEĞİL, HALKININ İÇİNDE BİREBİR YAŞAYAN OLMALIDIR (4.BÖLÜM)

BUGÜN DE YAŞAR ENZİLXALAR (2.BÖLÜM)

ALIŞMAK İHANETTİR

EN GÜZEL YOLDAŞLARI ANARKEN

DAĞLARDA YAŞAMIMIZ AYRILMALAR VE KAVUŞMALARLA VAR OLUYOR (5.BÖLÜM)

BENİ BAĞIŞLAYIN - VE ANLIYORUM Kİ BİR TEK IŞIK AYNI ANDA VE HER YERDE OLABİLİYOR (6.BÖLÜM)

BÊ XÎRETÎ BÊ NAMÛSÎYE

DEVRİMCİ EDEBİYATI AKTİF MÜCADELE İÇİNDE GELİŞTİRDİ

YOL VE YOLDAŞLIK…

AVAŞÎN’DE GERİLLA OLMAK

AKP’NİN SON ÇIRPINIŞLARI

HALKLARIN ÖZ İSYAN GÜCÜ İŞGALCİLERİ DURDURUR!

YAŞAMIYLA HALKINA BÜYÜK MİRAS BIRAKAN KOMUTAN

ASIL EMEK HESAPLANAMAYANDA, ÖLÇÜLEMEYENDE GİZLİ DEĞİLMİDİR? (7.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE VERİLMİŞ BİR ÖMÜR

KADIN SESİNDE SAKLIDIR ÖZGÜRLÜK DÜŞÜ!

KİMİN GÜCÜ TAŞIR DÜNYA VE GÖKYÜZÜNÜ AYRI AYRI? (8.BÖLÜM)

HAKİKAT, PKK’NİN ADALETİDİR!

BİLİYORMUSUN, BEN GÜLMEYİ DAĞLARDA ÖĞRENDİM…(9.BÖLÜM)

İKİ KİŞİYİ BİR ARAYA GETİREMEYEN İKTİDAR

MEMO VE DİLLERE DESTAN CESARETİ

İLK BİNEVŞ'İ TANIDIM… (10.BÖLÜM)

TARİHİN GÖLGESİ VAR ÜSTÜMÜZDE!

YAŞAMIN ADI, İNSANIN ÖZÜ SEVGİNİN YÜREĞİDİR

YENİ BİR 15 AĞUSTOS’A DOĞRU

BİR SIZI GELİP ÇARPTI KALBİME…(11.BÖLÜM)

MOR DAĞLARIN YILDIZINA

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUN KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (1.BÖLÜM)

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (2.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞMAK

ŞİİR DOSTLUKTAN DOĞAR… (12.BÖLÜM)

İMRALI’DA NATO TASDİKLİ İMHA PLANI DEVREDE

ATAKAN MAHİR’İ HATIRLAMAK

ÇÜNKÜ BU GENÇ HEWRAMAN KALBİMDEN GEÇENİ SÖYLÜYORDU (13.BÖLÜM)

DOST BAHARI

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN ERUH BASKINI (3.BÖLÜM)

‘DAĞLARA KOŞMANIN ZAMANIDIR’

GERİLLA MUCİZESİ

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUN KORKMAZ’IN KALEMİNDEN ERUH BASKINI (4.BÖLÜM)

EN GİZEMLİ KADINLAR (14.BÖLÜM)

15 AĞUSTOS RUHU ZAMANIN BELİRLEYİCİSİ OLDU

GERÇEKLEŞTİRDİĞİM HER ŞEY SANA ULAŞMAK İÇİNDİ…(15.BÖLÜM)

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (5.BÖLÜM)

15 AĞUSTOS FEDAİLERİN AGİT’LERİN GÜNÜDÜR

ÇÜNKÜ SESİN BÜTÜN BU ZAMANI DOLDURUYOR (16.BÖLÜM)

MAZLUMU DEĞİL ZALİMİ DURDURUN!

15 AĞUSTOS ATILIMI (1.BÖLÜM)

KALBİME IŞIK TUTACAK İZLER

15 AĞUSTOS ATILIMI (2.BÖLÜM)

MERHABA SANA YOLDAŞIM…

NUSAYBİN’İN İSİMSİZ KAHRAMANI "KÜÇÜK DELAL"

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (1.BÖLÜM)

HAKKI VERİLMİŞ BİR YAŞAM–ENGİN SİNCER

KENDİSİNİ EMEKLE VAR EDEN BİR APOCU DERVİŞ; ŞEHİT RİZGAR AMED

DEVRİMCİ TUTUM (1.BÖLÜM)

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (1.BÖLÜM)

EN SEVDİĞİMİZ OYUN SAKLAMBAÇTI

‘ZAMANA DAİR’ ÜÇLEME

OTUZ DOKUZUNCU YIL VE GENÇLİK

KÜRT HALKINA YÖNELMİŞ JEOPOLİTİK TEHDİTLER

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (2.BÖLÜM)

21.YÜZ YILLIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VERENLERE

ÖZGÜRLÜK SİLAHI HEPİMİZİN ELİNDEDİR

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (3.BÖLÜM)

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (2.BÖLÜM)

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (4.BÖLÜM)

YİTİRMİŞ İNSANLIĞINI ARAYAN BİR MARATONCU…..

DENİZİNİ DAĞLARA AKITAN GÜLNAZ!

SEVDA SERÜVENİ

TÜM ZAMANLARDA ÇOĞALARAK EVREN OLDU

KÜRDİSTAN GENÇLİĞİ ÜZERİNDE BÜYÜK BİR ETKİ BIRAKAN ŞEHİT ALİ ÇİÇEK ANISINA

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (5.BÖLÜM)

HAVRİTA: IRKÇI-TÜRKCÜ ZİHNİYETİN ANATOMİSİ

ADAR EFRÎN VE ARKADAŞLARI

WELAT’IN YÜREĞİ

ZAMANİ NİYE GÜZELDİR?

KIMILDA DA KURTAR ŞU ONURUNU

BARIŞ YOKSA DEMOKRASİDE YOK

ŞEHİRLER BANA BİR TUZAK

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (3.BÖLÜM)

YAŞAM OLURDU SENİN ADININ KARŞILIĞI; TOPRAK

ORTADOĞU’DAKİ KRİZLERİ KÜRT ÖZGÜRLÜĞÜ ÇÖZER

KOMUTAN İSLAM VE GEVER

SEVDA SERÜVENİ (2.BÖLÜM)

DİRENGEN REFLEKS SERDEM AMED YAZILARI (1.BÖLÜM)

HEVAL ALİ’Yİ KURTARIN!

KÜRDİSTAN DAĞLARININ GÜLER YÜZLÜ YOLDAŞI

SEYYİD NESİMİ,ZAHİDİN BİR PARMAĞINI KESSEN DÖNER HAKK'DAN KA

ÖZLEM TAŞIYICILARI…

FİLİPİNLER’DE BİR EFSANE: MAİTA GOMEZ

BARIŞ MÜCADELESİNİN ACİLLİĞİ

TÜM SINIRLARI YIKARAK KUZEY'E DOĞRU

GERİLLA FAŞİZMİN BURNUNU SÜRTÜYOR

CENG MEYDANINDA DOKTOR OLMAK

ELİN NAMLUDA VE UMUTSUN

DİRENGEN REFLEKSLER SERDEM AMED YAZILARI (2.BÖLÜM)

HALLAC-I MANSUR

BİLDİK BAKIŞLAR DEĞİLDİ 14 TEMMUZ

BİTMEYEN DARBE; BASTIRILAMAYAN DİRENİŞ: 12 EYLÜL

VURDUKÇA KAZANMA İNANCI

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (4.BÖLÜM)

TOPRAK DA BİLİR, GERİLLA BASTIĞINDA ÇİÇEKLER BİTER

HER YERDE EYLEM

SOYTARINIZI SEVİN

SEVDA SERÜVENİ (3.BÖLÜM)

GERİLLAYI BAHARDA GÖRMEK

ZİRA DEVRİMSEL SÜREÇLERİN OLMAZSA OLMAZI

DİRENGEN REFLEKS SERDEM AMED YAZILARI (3.BÖLÜM)

YAŞAM KENDİ İPEK TENİNDE ÖZENLE DOKUMUŞTU ONUN YÜREĞİNDE

TÜRKİYE’NİN ÖZETİ: İSTANBUL-CUDİ

DİSTOPYALARI YIKAN KADINLAR

TOPRAĞIN BEREKETİ

UMUT, DOĞU'DA VE KADINDA

İRAN İSLAM DEVRİMİNİN SON KAVŞAĞI

İKİ KAHRAMANIN YOLDAŞLIĞI

SERDEM AMED YAZDI/ İŞGALE UĞRAMIŞ ÜLKEDE İSYAN EN BÜYÜK İBADETTİR!

ÜÇ ZEYNEP’İN MİRASIYLA YÜRÜYOR

HALK BAHRINDA YEŞEREN ÇİÇEK

FEDAİ EYLEM LİBERAL GAFLETİ NETLEŞTİRMİŞTİR

KAVGAMI PAYLAŞAN YÜREĞE

İÇİNDEKİ SEVDA ATEŞTEN BİR KIVILCIMDIR

HER BİR ADIMDA FEDAİLİĞE YÜRÜRKEN

ÖNDER APO’YU ZİLANCA SAVUNMAK

GELİYE ZİLANDA DİRENİŞ TOHUMLARI

FEDAİ EYLEM PARADİGMA ÇİZGİ SAVAŞI ÇAĞRISIDIR

GÜNEŞE YOLCULUK

DAĞLAR AŞKIN ANLAM BULDUĞU MEKANLARDIR

ROZALARIN, SARALARIN İZİNDE NAGİHAN AKARSEL

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK (2.BÖLÜM)

ÖNDER ÖCALAN DEVRİM ÇAĞINI DOĞRU ANLAMAK

9 EKİM KOMPLOSUNA KARŞI MÜCADELE ÇİZGİMİZ

DEVRİMCİLİĞİN VE YURTSEVERLİĞİN TEMEL İLKESİ

ÖZGÜRLÜK ZAMANINDAYIZ

BİR YERDEN BAŞLAMALI

DAİMİ BİR BAHARDIR GERİLLA

SERDEM AMED ARKADAŞIN VEDA YAZISI

DAĞLARI GİBİ YÜREĞİ DE İNANÇ MABETİDİR

GAZETECİLİK, BASIN VE HABERCİLİK ÜZERİNE...

SONUCU KADINLAR VE HALKLAR BELİRLEYECEK

KÜRT KADINININ GÖRKEMLİ VE DESTANSI DİRENİŞİNE TANIKLIK ETMEK

KERKÜK'TE YENİ OYUNLAR

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK (3.BÖLÜM)

HER ŞEY MAVİ OLACAK…

BİR TÜRKÜDÜR BERİTAN EZGİSİ DİLDEN DİLE DOLAŞAN

UĞUR BÖCEĞİ OLMAK

UMUT YOKSA, GERİ KALAN“KADERİN” PLANIDIR…

ŞEHİTLERİMİZİN VASİYETİ…

ÖNDER APO VE GERİLLAYLA BÜTÜNLEŞME ZAMANI

GÜLÜŞÜN ASILI ÇARÇELLA ŞAFAĞINDA

DİYARBAKIR CEZAEVİ’Nİ “KAPATMAK”

GERİLLA YAŞAMINDAN KESİTLER

DEMOKRASİ“AĞAYA BELEŞ”

TC ÇETE DEVLETİ ÖRGÜTLÜ KÖTÜLÜK YUVASIDIR

BOYUN EĞMEMEK VE DİK DURUŞ ÜZERİNE

DAHA FAZLA CESARET DAHA ÇOK ÇABA

HÜZÜNLÜ BAHARIN ERKEN YOLCULARI

​​​​​​​1 KASIM İNSANLIĞA MAL OLMUŞ BİR GÜNDÜR

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (1.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (2.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (3.BÖLÜM)

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK(4.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (4.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (5.BÖLÜM)

DEVRİMİN AKTİF RİTMİ VE PASİF RADİKALİZM FURYASI

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (6.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜK FELSEFESİNİN FEDAİSİ

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (1.BÖLÜM)

KADIN ORDULAŞMASININ ÖNCÜLERİNDEN

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (2.BÖLÜM)

BERİTAN; İHANETE BOYUN EĞMEYEN ÇİZGİDE YÜRÜMEKTİR

KİMYASAL SİLAH KULLANAN DEVLETÇİ SİSTEM VE KÜRTLER

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (3.BÖLÜM)

KÜRT SOYKIRIM SAVAŞININ FİNALİNE DOĞRU

ADANMIŞLIĞIN EN GÜZEL TİMSALİNE…

GERİLLA YAŞAMINDAN KESİTLER

HEVAL Û HIRÇ

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (1.BÖLÜM)

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (2.BÖLÜM)

IŞIK HÜCRESİNDEN BİR PARÇA

BEDENLEŞEN RÊBER APO HAKİKATİ

DEVRİMİN AKTİF RİTMİ VE PASİF RADİKALİZM FURYASI

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (3.BÖLÜM)

CEJNA VEJÎNÊ Lİ ME TEVA PÎROZ BE!

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (4.BÖLÜM)

HALKIN DOĞAL ÖNDERLERİ ÖLMEMELİDİR

MAZLUM DOĞAN’IN BATMAN GÜNLERİ

AYRI BİR ZAMANDA YAŞAM

EN ANLAMLI DEĞERLERİN PARTİSİ OLAN PKK

HALKIN BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK (5.BÖLÜM)

21.YÜZYILI KADIN DEVRİM ÇAĞINA DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN ÖNERMEMİZ

PKK KÜRDÜN İNSANLIKLA KURDUĞU VİCDAN KÖPRÜSÜDÜR

İNSANLIĞIN UMUDU PKK

GÜZELLİĞİ VE ANLAMI SAVAŞARAK YARATAN SOYLU KADINLAR

PATLAYAN BOMBA, ÇATIRDAYAN İKTİDAR

SAÇLARIMIZ İSYAN BAYRAĞIMIZDIR, AHLAKIMIZ ÖZGÜRLÜĞÜMÜZDÜR

AZİZ’LİĞİNLE GÜÇ VE AYDINLIK KATTIN BİLİNCİMİZE

KURULUŞ GÜNLERİ

KADININ ZİNDAN DİRENİŞ TARİHİ

YERYÜZÜNE KONMUŞ BİR MELEK

YAŞAYAN RUHUMUZ, KAVGA İÇİN ÇARPAN YÜREĞİMİZ

SEFERBERLİK ZAMANI

DEVRİMCİLERİN FAŞİSTLERDEN KORKTUKLARI TARİHTE GÖRÜLMEMİŞTİR

DOST BAHARI (2.BÖLÜM)

ÖNDERLİĞİ YAŞA VE YAŞAT

KAMP YAŞAMI ÜZERİNE

ERDOĞAN'IN FAŞİST TOPLUM YARATMA PROJESİ

SEVGİ

CESARETLİ YÜREKLER