YEREL DEMOKRATİK YÖNETİMLER
YEREL DEMOKRATİK YÖNETİMLER
0 Yorum
952
03-09-2021

Yönetim: Gerek belirli bir birim ya da düzeyde, örneğin ulusal, bölgesel ya da yerel düzlemde, otoriteye sahip olan bütün veya yapıyı, gerekse bütün bir anayasal sistemi tanımlamak için kullanılan terim.

Demokrasi, otokrasi ve diktatörlük gibi farklı yönetim biçimleri vardır.

Yasa: 1- Şeyleri belirlediği kabul edilen ilke; doğal olayları birbiri etme bağlayan zorunlu ilişkiyi ortaya koyan genel prensip. Doğadaki olaylar arasında hüküm süren sürekli ilişki.

2- Bir bütünü meydana getiren öğelerin işleyişini yöneten zorunlu ve sürekli bağıntı.

3- Toplumsal yaşamı ve insan eylemlerini düzenleyen normlar, kurallar; belli bir otoriteye dayanılarak konan ve birtakım yaptırımlarla desteklenen ilkeler bütünü. Bu bağlamda, Tanrı tarafından konan ve vahiy yoluyla insanlara bildirilen, insanların birbirleriyle ve yaratıcılarıyla olan ilişkilerini düzenleyen yasaya tanrısal yasa denmektedir. Buna karşın, insan iradesinin insana tüm insanlar için geçerli olacak şekilde buyurduğu evrensel ahlâk kuralları bütününe ahlâk yasası, bir toplumda yasama organı tarafından çıkarılan, toplumsal yaşamı ve insan etkinliklerini düzenlemeyi, denetlemeyi amaçlayan bağlayıcı kurallara hukuk yasa, doğal olaylar arasındaki sürekli ve düzenli ilişkilere doğa yasası, doğa bilimlerinin konu aldığı sürekli düzenliliklere de bilimsel yasa adı verilmektedir. Bu bağlamda, en iyi bilinen ve en çok kullanılan açıklama türü olarak, açıklanma ihtiyacı duyan nesne ya da olgunun bir yasaya uyduğunu göstermekten oluşan açıklama türüne yasayla açıklama adı verilir. Bu anlayışa göre, örneğin, bir parçası suya batırılmış olan bir sopa. Snellin kırılma yasası temele alınarak, bir gezegenin konumu Kepler’in birinci ya da ikinci yasasına göre açıklanabilir.

III-DÜNYADA YEREL YÖNETİMLER VE SORUNLARI

A-YEREL YÖNETİM SİSTEMLERİ VE TARİHÇESİ

1-Yerel Yönetimlerin Kökeni ve Gelişimi:

Yerel yönetimler, yerel ve belediye sözcüklerinin dilbilimsel özelliklerinden de anlaşıldığı gibi yerleşme, mekan edinme, bir mekana bağlı yaşam geliştirme ile eş zamanlı bir geçmişe sahiptirler. Her ne kadar yerel yönetim sorunları ve belediyecilik kentsel sorunlarla özdeşleştirilmek isteniyorsa ve bu kapitalist uygarlıkla başlatılıyorsa da, bu yaklaşım kapitalist sistemin kendinden önceki tüm toplumsal gelişim süreçlerinin insanlığa kazandırdıklarını inkar etme, her şeyi kendisiyle başlatıp bitirme gibi ben merkezci özelliğinden ileri gelmektedir. Oysa arkeolojik ve antropolojik araştırmaların ortaya çıkardığı verilerle artık tartışma götürmez derecede anlaşıldığı gibi insan toplumunun gelişiminin yazılı tarihinin çok eski süreçlere dayandığı, kentleşmenin de Batı uygarlığının bir kazanımı olmadığı, yazılı olmayan süreçlere ilişkin de kesine yakın belirlemelerin yapılması olanağının ortaya çıktığı görülmektedir. İnsan toplumunun ilk yerleşik yaşama geçişle birlikte yerleşim sorunları, yerleşim alanının seçiminde gözetilen özellikler, yerleşim alanının mimarisi ve mimarinin topluluk yaşamı ile bağlantısı, üretim tekniği ile yaşam ve yerleşim alanının ilişkisi, çevreye yaklaşımda koruma yöntemleri ve insan doğa ilişkisinin etkisi konularının insan topluluklarının gündeminde yer alması, yerleşim sorunlarının köy devrimi olarak da bilinen neolitik sürece kadar götürmektedir.

Arkeolojik araştırmalar ilk yerleşim yerlerinin daha sonra bir çok kez yıkılıp aynı yerde kurulduğunu, böylece yerleşme alanlarının kolay değiştirilmediğini ortaya çıkarmıştır. Oluşan kültür, yaşanan anıların bağlayıcılığı ve tanıdık mekana yerleşme avantajları ile alanların topluluklar tarafından paylaşılması nedeniyle yerleşim yerlerin sık sık değiştirilmediği, aynı yerleşim yerinin sonradan defalarca aynı yerde inşa edilmesinden anlaşılmaktadır. İlk yerleşik yaşama geçişle birlikte oluşturulan yerleşim yerlerinden bazılarının Diyarbakır’a bağlı Ergani ilçesi ile Elazığ’a bağlı Maden ilçeleri arasında ortaya çıkarılması yerleşimin bakır madeninin işlenmesiyle bağlantısı bulunduğunu göstermektedir. Bronz çağına uzanan maden işlemeciliğine dayalı alet yapımı ile bu yerleşimin yakın ilişkisi vardır. Yine ilk kentlerin tarımın ve sulamanın en elverişli olduğu alanlar durumundaki Dicle-Fırat vadileri arasında, Mezopotamya’da kurulması da kentin zanaatçılığın gelişme alanı olması ve bunun gerektirdiği ticaretin su yolu ile yapılması avantajının yerleşmede ve kentleşmede önemli rol oynadığını kanıtlamaktadır. Buna benzer daha pek çok örnek verilebilir. Son yılların arkeolojik araştırmalarıyla ortaya çıkarılan Zeugma (Kargamış) yerleşim yapısının kentleşmeye yakın özellikleri pek çok gelişmeye ışık tutacak nitelikte iken yapılan baraj sularının altında kalması insanlık tarihine ışık tutacak pek çok verinin sulara gömülmesi açısından büyük bir kayıptır. Konuya ilişkin yapılan araştırmalara dayalı olarak yerleşik yaşamın yazılı tarih öncesindeki bölümüne ait pek çok belge ve bilgi ile insan toplumunun bu evresi yeteri derecede aydınlatılabilecek durumdadır. Bu çalışmamızın temel hedefleri bakımından yerel yönetimlerin günümüz dünyasındaki sorunlarının kökenine ve demokratik uygarlık çağının yerel yönetim anlayışına perspektif düzeyinde açıklık kazandıran bilgiler vardır ve bu çalışmanın kapsamı nedeniyle bu konulara özet şeklinde değinilmektedir.

Ortadoğu tarihine ilişkin belgelere dayalı verilerin ortaya koyduğu gerçek uygarlığın ve bu anlamda da tarihin başlama alanının burası olduğunu ortaya koymuştur. İlk kentlerin Ur, Uruk, Ubeyd, Nippur, Akad, Babil vd. adıyla bu alanda kuruldukları, kentlerin bu alanda geliştikleri, ancak olgunlaşma aşamasında uygarlığın yayılma özelliğiyle kendini Batı’ya, Avrupa’ya taşırdığı ve binlerce yıl ilk kentleşmeler olarak bilinen Atina, Sparta, Roma vb kentlerin bu şekilde aslında Ortadoğu uygarlığının birer taşıyıcısı olarak ortaya çıkıp geliştiği anlaşılmaktadır. Kent yaşamının kırdan ayrılması, bunun için kent alanının kutsal alan olarak ilan edilmesi ve Zigguratların denetiminin geliştirildiği yerleşim yeri olması üzerinde genişçe durmaya gerek görülmemektedir. Ancak kent yaşamının zanaatçılık, bunun gerektirdiği, hem maddelerin edinilmesi ve taşınması, kentler arası ticaret, mal değişimi ve kentin dış saldırılardan korunması ile iç denetiminin sağlanması bağlamında kendi zamanına göre karmaşık bir örgütsel yapıya sahip olduğu, bunun belirli iş bölümlerini gerektirdiği açıktır. Bu yönetim oluşumu hakkında ayrıntılı bilgilere sahip olmasak da ilk kentleşmelerde Sümer rahiplerinin kendilerinin gökyüzüne çıkardıkları ve gökyüzü sisteminin kurucuları ilan ettikleri tanrıların yer yüzü temsilcileri sıfatıyla yönetici oldukları bilinmektedir. Kentlerin birbirlerinden bağımsız oldukları dönemde her kentin de tanrılarının ayrı olduğu mitolojiden edinilen bilgiler arasındadır. Rahiplerin yerine kent hükümdarlarının Hamurabbi örneğindeki gibi tanrı kral olarak kentin en yüksek yöneticisi sıfatını edindiği de kesindir. Kent yönetiminin bundan aşağı kademelerine ilişkin net bilgiler olmamakla birlikte, ilk okulların, ilk mahkeme ve muhasebecilerin ortaya çıktığı bu kentlerde bir yönetim kademeleşmesinin, kent sorunlarını çözen ve kent yaşamını düzenleyen değişik örgütlenmelerin oluşturulduğu belirtilebilir. Ancak bu yönetimlerin yerleşik yaşama ilişkin sorunları çözme rolü dışında bu günkü anlamda yerel-merkez ayrımına dayanan yerel yönetim olarak adlandırılmasının da koşulları yoktur. Daha sonraları kentlerin birleştirilmesiyle oluşan imparatorluklar içinde kentlerin her biri yereli oluşturma özelliğine sahip olmuşlardır ve ancak merkezi yönetim ile ilişkileri düzenleme ihtiyacı o zaman ortaya çıkmıştır. Köleci uygarlık sisteminin Sümer versiyonu kaynak ve gelişim düzeyini bugüne ulaştıran özelliktedir. Ancak olgunlaşma aşamasında ve Akad kralı Sargon’un kentleri birleştirerek bir imparatorluk oluşturması ile olgunluğun zirvesine ulaşan köleci uygarlık Fenikeliler aracılığıyla Batı’ya taşınmıştır.

Bu Batı, sonradan uygarlığın beşiği olarak tanıtılacak olan Helen diyarı, yani Eski Yunanistan’dır. Roma’da zirveleşen Batı kentleşmesinin mimari özelliklerinin, yani Grek-Romen mimarinin de Mısır ve Girit’ten devşirme olduğu anlaşılmıştır. Bu derece vurguya gerek duyulmasının nedeni, Batı ben merkezciliğinin artık insani gelişmenin önünde ciddi bir engel olarak aşılması ihtiyacındandır. Kuşkusuz Roma mimarisi muhteşem görünümü ve hayranlık uyandıran sarayları, agoraları ve arenaları ile uygarlığa katkıda bulunmuştur. Ama bütün uygarlığın da kaynağı olarak gösterilmesinin insan topluluklarının binlerce yıllık çabalarına haksızlık edilmesi olduğu açıktır. Bu nedenle özellikle kentleşmenin ve uygarlığın kaynağının gerçek verilerle tanınması üzerinde durulması ihtiyacı duyulmaktadır. Yine kentlerin ilk yükselişi köleci uygarlığın ürünü olarak Roma şahsında zirvesine ulaşmıştır. Aynı zamanda yönetim sanatının köleci uygarlığa mahsus içeriğiyle en gelişkin tarzı da Yunan kentleri ve Roma’da kent meclisleri, konsüller ve üçlü yönetim sistemi şeklinde buralarda yaşanmıştır. Demokrasinin ilk uygulamaları, her ne kadar sadece mülk sahiplerini mülkiyet durumuyla orantılı bir etkinlik düzeyinde kapsıyor idiyse de yine bu kentlerde geliştirilmiştir. Köleciliğin insan doğasına mal etmeye çalıştığı tahakkümün sınıf ve servet kaynaklı biçimi karşısında gelişen isyanlar ve mücadelelerle de önemli gelişmeler yaşanmış, Solon reformlarında sonuç olarak ortaya çıktığı gibi hukuksal bir düzey de kazanmıştır. Roma’nın yıkılışı, köleci kent yükselişinin de sonu olmuştur. Ardından gelen feodal sistemde kentlerin yapıları ekonomik yaşama uyarlı olduğundan ağırlıklı olarak yönetim merkezleri olma işlevini görmüşlerdir. Sistemin kapalı üretim birimleri şeklinde gelişmesi, her derebeyliğin veya yerel hükümdarlık alanının kendine yeterliliği esas alması, tarımsal üretimin yapan ve su gücüne dayalı özelliği zanaatçılığın ve ticaretin de sınırlı kalmasına neden olmuştur. Fakat ticaretin kıtalar arası özelliği belirli kentlerin öne çıkmasını ve stratejik alanlar olmasını da sağlamıştır. Konstantinapolis, Mekke, İskenderiye, Venedik vb… Bu nedenle de yerel yönetimlerin sorunlarının daha da artmasına paralel rolleri de gelişmiştir. İslamiyetin doğuşu sürecinde Mekke önemli bir ticaret merkeziydi ve Medine de önemli merkezlerden biri olarak şehir yöneticilerine sahiptiler. Muhtesip olarak siyasi iktidarın temsilcisi Kadı’nın yardımcısı konumundaki bu yöneticiliği yerel yöneticilik olarak adlandırmak doğrudur. Fakat asıl kentlerin yükselişi kapitalist uygarlıkla ve endüstriyel merkezler, sanayi kuruluşlarının kurulduğu alanlar olmalarıyla gerçekleşmiştir. Modern belediyeciliğin, kentsel planlamacılığın ve bunun sonunda da kent sorunlarının muhatabı kapitalist sistemdir. Kentler, kapitalizmde o derece yükselmişlerdir ki toplumsal bünyede uçurum düzeyinde ekonomik, kültürel, siyasal ve psikolojik sorunların kaynağı, üreticisi haline gelmişlerdir. Kent yaşamı kendi başına sosyolojik araştırmaların konusu olabilecek kadar karmaşıklık ve önem kazanmıştır. Kır yaşamının kent yaşamının gölgesi durumuna düşmesi, kent-kır çelişkisinin de uç noktalarda yaşanması bir sonuçtur ve çözüm bekleyen en temel çelişkilerdin biri durumundadır. Bu özelliğinden dolayı da üzerinde ayrıca durmayı gerektirmektedir.

2-Kapitalist Kentleşme ve Yerel Yönetim Sorunları:

Kentleşmenin en büyük yükselişinin gerçekleştiği, bu nedenle de en çok sorunlarının toplum gündemine girdiği uygarlık sistemi kapitalizmdir. Kapitalist kentin ilk gelişimi feodal kentin mekanı, kalelerin burçları içinde ve çevresinde gerçekleşmiştir. Bourg’un kent anlamı buradan gelmektedir. Tacirlerle başlayan kapitalist sermaye birikiminin atölye üretimine geçmesi ve bunun ilk fabrika birimlerine dönüşümü tekniğin gelişim düzeyi nedeniyle mekana önemli ölçüde bağımlılığın devam ettiği süreçlere denk düşmektedir. Üretimde insan dışında su, rüzgar ve hayvan gücünün kullanılması, ulaşım tekniğinin düzeyi, kentleşmenin ve sanayi kuruluşlarının da bu güç kaynaklarının bulunduğu mekanlara bağımlılığına neden oluyordu. Buhar gücünün üretimde kullanılması imkanı, sanayi kuruluşlarının mekana bağlılığını azaltmış olsa da ulaşım ve iş gücü ihtiyacı sanayileşme ile kentleşmenin iç içe gelişimine yol açtı. Ulaşım sorunları, ham madde temini ve ticaret avantajları gibi nedenler liman kentlerinin kapitalist sanayinin merkezleri olmasında rolü büyüktür. Amerika’da bile Virginia eyaleti örneğinde olduğu gibi kıyı şeridinin ulaşımın deniz yolu ile sağlanmasındaki avantajları nedeniyle sanayinin en fazla yoğunlaştığı alanlar olması bu durumun sonucudur. Kapitalist sanayileşmenin büyük iş gücü gerektiren özelliği kırdan kopan işsiz yığınlarının kentlerde yoğunlaşmasına ve kentlerin sanayi merkezleri olmalarıyla aşırı derecede büyümesine yol açıyordu. Bu da beraberinde kent sorunlarının büyümesine ve arayışlara kaynaklık etmekteydi. Burjuvazinin kendi sistemini yaratmada kentleri temel alması aynı zamanda kentleri kendi yaşamının mekanı seçmesi, kente yaklaşımında temel anlayışı ortaya çıkarmaktaydı.

Kent yaşamının ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel bir örgü olarak bütünlük içinde kurgulanıp geliştirilmesi, kapitalist modernizmin kent anlayışı olmuştur. Ulus devletin, ulusal pazar hakimiyetinin siyasal aygıtı olarak kurgulanmasında olduğu gibi, kapitalist kent de sanayileşmenin, endüstriyel gelişimin merkezi olarak düşünülmekteydi. Ancak kent aynı zamanda burjuva sınıfının hem yönetim merkezi, iktidarının temel temsil organlarının konumlandığı yer, hem de kendi yaşamının bütün yanlarıyla ihtiyaçlarının karşılandığı, kendi yaşam tarzının sembolü durumundaydı. Bu nedenle de sisteminin sağlam temellere oturmasında kendi dışındaki ideolojilere, yaşam tarzı ve alışkanlıklarına karşı da yoğun bir mücadele yürüttüğü merkezler durumundaydı. Kentin ticaretin, zanaatçılığın, idari organların ve yasal, hukuksal sistemin uygulaması ile beraber bütün ülke sathına taşırılmasında da örnek alınması sistemin kuruluşu açısından önemliydi. Kapitalizmin sanayileşmesinin, doğanın da bu sanayileşmenin ham madde deposu olarak görülmesinin bir yaşam felsefesi haline getirilmesi amacı kapitalist modernizmin zihniyetidir. Bu temel üzerinde kent planlaması, kentin geliştirilmesi ve yaşatılması öngörülmekteydi. Kent-kır ilişkisinin kent-taşra adlandırmasıyla ve yenilikçilik ve uygarlaşma ile gerilik ve geleneksellik ikilemine dönüştürülmesi de bu zihniyetin bir ürünüdür. Kent planlamacılığı ve modern belediyecilik bu şekilde geliştirildi. Kent planlaması, tıpkı Pazar hakimiyetinde dışardan hiçbir rakip tanımaması gibi burjuvazinin tüm kent yaşamına hakim olması mantığına dayandırılıyordu. Bunun için sanayi kuruluşları, bunların hammadde ihtiyacının karşılanmasında ulaşım yolları ve tekniğinin geliştirilmesi ve konuşlandırılması, işgücü ihtiyacının kente çekilmesi ve yerleştirilmesi bu planlamacılığın özünü oluşturmaktaydı.

Kapitalist kentleşmede bir gelişme farklılaşması, sanayileşmede tekniğin ilerlemesine ve bazı üretim alanlarının eski önemini yitirmelerine veya iş gücü oranının eskisi kadar büyük olmamasına dayalı olarak ortaya çıktı. Bu kendisini dokuma sanayinin yoğunlaştığı kentlerde çok açık olarak gösterdi. Manchester ve Liverpol başta olmak üzere İngiltere’nin dokuma sanayinin merkezi durumundaki kentlerinde büyüme durdu ve yeni üretim tekniklerinin bulunmasıyla büyüme farklı kent alanlarına ve sanayi dallarına kaydı. Ama kentlerin büyümesi ve yükselişi durmadı. Bu büyümenin ilk planlamalardakinin kat kat üstünde olması beraberinde pek çok sorunu da getirdi. Alt yapı sorunları, kültürel ve sosyal ihtiyaçların karşılanmasında yetersizlikler, kent alanlarında yeşilin çok az duruma gelmesi ve hava kirliliği gibi pek çok sorun aslında kapitalist kentleşmenin kaçınılmaz sonucuydu. Kentleşmenin yarattığı fiziksel ve çevresel sorunların yanında sosyal sorunların yığılması, kent varoşlarını dolduran ve yerellik ile kentlileşme arasında bir yerde duran nüfusun sorunlarına çözüm getirmeyen, getirme kaygısı da taşımayan kapitalist kent zihniyetinin sonucu olarak büyük sosyal patlamalarla kendisini gösterdi. Kent örgüsüyle bütünleşmeyen büyük bir nüfus kesiminin kentin hem mekan olarak ve hem de sosyal-kültürel olarak kenarında durmasına ve çözüm beklemesine yol açtı. Kent sorunlarının giderek büyüdüğü 20. yüzyılın son çeyreğinde Batı kentlerinde burjuva kesimler önce kent banliyöleri oluşturarak kentin gürültü, kirli hava ve aşırı kalabalığının yol açtığı ulaşım sorunlarından kaçmayı, sonra da uydu kentler oluşturarak kendi yaşam mekanının kentlerin dışına taşımayı sistemin içinde bir çözüm olarak geliştirdiler. Artık kentler çalışanların ve işsizlerin yaşam ve yerleşim alanı oluyordu. Bu da siyasal sistemin

aşırı merkezi yapısından, burjuva sınıfın kendi çıkarına dayalı sistemin devamından başka toplum ve doğa sorunlarını gözetmeyen yaklaşımından kaynaklanıyordu. Ne zaman ki çevre ve ekoloji sorunları tek tek kentlerin sorunları olmanın ötesinde bütün dünyayı ilgilendiren sorunlar haline geldi ve çevreyi koruma örgütleri, ekoloji hareketleri gelişerek muhalefet seslerini yükselttilerse merkezi iktidarın sahipleri ancak o zaman sanayileşmenin doğaya ve toplum yaşamına verdiği korkunç zararları önleyici tedbir arayışına girdiler. Ancak kapitalist kentlerin sorunları aslında tedbir aramanın ötesinde köklü anlayış sorunları durumundadır. Beş bin yıllık egemenlik anlambilimselliğinin (epistemolojisinin) ürettiği ve temelinde topluma ve doğaya yabancılaşmanın yattığı büyük ve köklü sorunlardır. Bu nedenle sistemin kendini yeniden üretmek ve devam ettirmek amaçlı geliştirdiği tedbirlerle ortadan kaldırılabilecek sorunlar değildir.

3-Yerel Yönetim Sistemleri

Yerel yönetimlerin her ne kadar kentlerle özdeşleşen ve özünün de belediyecilik olduğu söylenmekte ise de bütün yerleşim alanlarının sorunlarını kapsayan özellikte olması, bütün dünyada değişik sistemlerin ortaya çıkmasını de beraberinde getirmiştir. Devletin merkezi iktidar organı özelliği ile yerelin bunun parçasını oluşturması, iktidarın hakimiyetini sürdürmede esas aldığı ölçü ve esaslara göre de merkez-yerel ilişkilerinin düzenlenmesi söz konusudur. Yerel yönetimlerin günlük yaşamın üretimini sağlayan hizmet üretimi ile sınırlı bir işleve hapseden yaklaşım merkezi yönetime gereğinden fazla rol veren ve bunu kendi çıkarına gören zihniyetin ürünüdür. Demokratikleşmeye paralel bu dengenin yerelin lehine değişmesi de bu gerçeğin kanıtı durumundadır. Ancak mevcut sistemler, yerel-merkez ilişkisini, yetki ve inisiyatif, imkan ve temsil düzeyi konularında sistemi zorlamayacak, çoğunlukla bir restorasyon, en fazla da bazı sıradan reformlarla sürdürmek çabasındadırlar. Yerel yönetim anlayışının yeni bir uygarlıksal gelişmenin özelliklerine uygun yeniden ele alınması gerektiği her geçen gün daha fazla yakıcılığını hissettirmektedir. Bu değişimin, zihniyet dönüşümüne dayalı olarak gerçekleşmesi mücadelesinde sonuç alıcılık mevcut sistemlerin tanınmasına ve çıkmazlarının ortaya konmasına bağlı olmaktadır. Bu nedenle dünyada uygulanan belli başlı yerel yönetim sistemlerinin bir bilgi olarak doğrudan verilmesi uygun görülmüştür.

Federal devletlerde federal yönetim ile federe yönetimler, federe yönetimler ile yerel yönetimler ilişkisi, üniter devlet yapılanmasından farklılıklar göstermektedir. Bu konuda her sistem kendisinin toplumsal yapıya en uygunu olduğunu kanıtlamak ve benimsetmek için toplum çözümlemelerinden siyasal analizlere kadar pek çok yönteme başvurmaktadırlar. Ancak, yerel yönetimlere yaklaşımın sistemin de ötesinde devlete hakim olan kesimin demokratikleşme eğilimi, ben merkezcilik düzeyi ve çıkarlarıyla toplumun çıkarları arasında tercihte temel aldığı ölçülere göre değişmeler yaşanmaktadır. Çünkü eninde sonunda sorun gelip yönetim imkanının sağladığı değerlerin kimin yararına kullanılacağına dayanmaktadır. Bu bakımdan da sorun ister yerel-merkez düzeyinde, isterse belediyecilik anlayışı ve kent sorunlarını çözme yaklaşımı düzeyinde ele alınsın temelde imkanların paylaşımı ve bunun hangi yoldan yapılacağı, başka bir ifadeyle siyasetin yürütülüş tarzıyla ilgili olmaktadır. Bu bakımdan konuyu belediyelerin tanımı ve inisiyatifi ile başlatmak en uygunu olmaktadır.

Belediyeler; tüzel kişilik taşıyan ve genellikle kendi kendini yürütme yetkisi bulunan kent ağırlıklı siyasal birimlerdir. Başta, Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde yasalar, belediye olarak tanımlanabilecek yerel yönetim birimlerinin kurulmasına olanak tanır. Belediyelerin örgütlenme biçimi yetki ve görevleri, merkezi hükümetli ilişkileri, ilgili ülkenin siyasal rejimine ve gelişmişlik düzeyine göre büyük farklılık gösterir. Belediyeler ve yerel yönetim sistemleri araştırmacılar tarafından ilke olarak dört sistem içinde gruplanmaktadır: Federal devletlerde uygulanan ademi merkeziyetçi sistem; Üniter devletlerde uygulanan ademi merkeziyetçi sistem; “Napoleon” ya da Fransız tipi gözetmeci sistem; Sosyalist ülkelerdeki uygulanan bütünleşmiş sistem.

a)Federal Devletlerde Belediye Örgütlenmesi:

Federal devletlerde yerel yönetim ulusal hükümetten çok eyalet ya da il yönetiminin yasama alanına girmektedir ve bu nedenle bir eyaletten öbürüne belirgin farklar görülür. ABD’de geleneksel belediye örgütlenmesinde yürütme organları belediye başkan ve meclistir. Zaman içinde başkan ile meclis arasındaki güç dengesi başkan lehine değişmiştir. ABD’deki pek çok belediyede geçerli olan güçlü- başkan sisteminde yetkisi vardır. ABD’de geleneksel belediye örgütlenmesinin yerini alabilecek en önemli almaşık, son yıllarda ortaya çıkan ve hızla yayılan kent yöneticisi (city menager) biçimidir. Bu sistemde belediyenin gerçek yetki sahibi kent yöneticisidir. Belediye başkanının yalnızca törensel bir işlevi vardır. son 40 yılda hiç biri yerel yönetim yapılarında koşullara uygun bir düzenlemeye gitmemiştir. Bu nedenle yerel yönetim birimlerinin sınırları ve yetki alanları var olan durumla çakışmamaktadır. Metropoliten alanın tümünü bütünsel biçimde planlayacak ve büyük ölçekli örgütlenmeleri gerçekten hizmetleri yönetecek birimler oluşturulmamıştır. AFC’de temel yönetim birimi olan belediye ya da bucak (Gemeinde) yerel yönetim sisteminin bir üst basamağı olan ilçe (Kreis) yönetiminin altında yen alır. Çoğunun nüfusu 50 bin aşkın olan 90 kadar kendi belediyesi ilçe yönetiminden bağımsızdır (Kreisfreie Stödte). Üç büyük kent Bremen, Hamburg ve Batı Berlin hem belediye, hem eyalet konumundadır. AFC’de de belediye sınırları ilgili eyaletler tarafından oluşturulur. 2. Dünya savaşı sonrasında AFC Temel Yasası (Grundgenta) belediyelerin temsilci organlarının genel, doğrudan, hür, eşit ve gizli oyla seçilmesini şart koşmuş, meclisi belediyenin en üst organı olarak belirlemiştir.

b)Üniter Devletlerde Ademi Merkeziyetçi Örgütlenme:

Üniter devletlerde ademi merkeziyetçi belediye sisteminin başlıca örneklerinden biri, İngiltere’de belediye yönetiminin oluşum sürecidir. İngiltere’de kent yönetimini bucak ve il yönetiminden ayrı bir gelişme süreci izledi. 1066’da Londra kentine yeni bir beraat verilmesinden sonra bir çok ilçe (borough) kraldan beraat elde etme girişiminde bulunmuştur. Beraat ilçeye kendi görevlilerini seçme, pazar işletme ve başka biçimlerde kendi kendini yönetme yetkisi tanıyarak bağımsız bir statü sağlıyordu. 19. Yüzyıl sonlarında İngiltere’de tüzel kişiliğe sahip 61 belediye hem il (country), hem de ilçe (borough) statüsü verilmişti. Bu birimler (country borough) yerel yönetim bakımından, sınırları içinde yer aldıkları yönetsel illerden tümüyle bağımsızdırlar. 1972 Yerel Yönetim Yasası eski yapılanmayı tümüyle kaldırarak il ve ilçelerden oluşan iki kademeli bir sistem getirmiştir. Hem illerde hem de ilçelerde yerel seçimle oluşan, bağımsız, ayrı işlevler yüklenmiş meclisler oluşturuldu. İl yetkilileri ise daha yerel çapta hizmetlerden sorumlu duruma gelmiştir. Nüfusun yoğunlaştığı bazı alanlardaki il ve ilçeler, metropoliten il ve metropoliten ilçe ilan edildi. İngiltere’de Londra metropoliten alanını yönetimi özel bir durum gösterir. Doğrudan seçimle işbaşına gelen Greater London Council, nazım planın hazırlanması, başlıca gelişme alanlarının belirlenmesi, trafiğin düzenlenmesi, toplu taşımacılık, imar yönetmeliği gibi daha çok metropoliten ölçekli konulara ilişkin işlevler yüklenmiştir. Yönetsel yapının ikinci kademesi, 32 ilçe meclisi ile eski Londra kenti tüzel kişiliğinden (corporation) oluşur. Bu birimlerin kendi sınırları içinde ulaşım, konut, sağlık ve sosyal yardım hizmetleri gibi daha çok yerel ölçekli işlevleri vardır. ayrıca kendi alanları içinde nazım planı kararlarına uygun detay planlar hazırlamakla da yükümlüdürler.

Ademi merkeziyetçi belediye sistemlerini benimsemiş üniter devletlerden Japonya’da yerel yönetimin modernleşmesi 1888’de ilk belediyelerin kurulmasıyla başladı. Bugün Japonya’da kent (shi), kasaba (machi) ve köy (mura) belediyeleri vardır. Tümünün yapısı ve yasal statü aynı, ama yetkileri farklıdır. Bir yerleşmenin kent sayılabilmesi için nüfusunun 50 bini aşkın olması, bunun %60’nın ticaret ya da sanayiyle uğraşması gerekir. Belediye başkanı ve meclis doğrudan seçimle belirlenir; yalnızca özel semtlerde belediye başkanları metropoliten valinin onayı ile semt meclisleri tarafından onanır. Belediye başkanı meclisin üyesi değildir. meclis bütçeyi ve hesapları onaylar, yönetmelikleri yürürlüğe koyar, yerel vergileri kararlaştırır, araştırmalar yapar ya da araştırma raporları talep edebilir. Belediye başkanı (ya da Tokyo valisi) ayrı yönetim kurullarının ilgi alanına giren belirli işlevler dışında tüm yönetimi denetler. Ilk ve ortaöğretim belediyenin işlevleri arasındadır. Büyüklüğü ve başkent olması nedeniyle Tokyo’nun özel bir yapısı vardır. Tokyo ile Tokyo kenti 1943’te birleştirilmiştir. Tokyo Metropoliten Yönetimi özel semt alanında belediye yönetiminden sorumludur. Bu alan içinde semt meclisleri olarak bilinir ve daha küçük ölçekli işlevleri olan 23 alt birim bulunur. Bu özel alanın dışında, 37 kent ile 15 kasaba ve köyü kapsayan bölgede, Tokyo Metropoliten Yönetimi il yönetiminin işlevini yürütür. Tokyo belediye başkanı ya da valisi, meclisi ve yönetmelik hazırlama yetkisine sahiptir. kentin en üst yöneticisi olduğu gibi protokolde de ilk sıradadır. Ayrıca Ulusal karayollarının bakımı ve nüfus sayımı gibi merkezi hükümet adına üstlendiği görevler de vardır. Tokyo’nun yanı sıra Osaha, Nagoya, Yokohama Kyoto, Kobe, Kitakyuşu gibi kentlerde de sosyal yardım, halk sağlığı, kent planlama gibi genelde valinin yetki alanına giren bazı hizmetler belediyenin işlevleri arasındadır.

c)Fransız Tipi Yerel Yönetim Sistemi:

Asya ve Afrika’nın bir çok ülkesinde geçerli olan Fransız tipi yerel yönetim sisteminin temelleri Fransız Devrimine ve Napoleon dönemine dayanır. Napoloen’un geliştirdiği merkeziyetçi yapı içinde bucaklar ya da belediyeler (communes) merkezi hükümetin yerel birimleriydi. Bucak tanımı, küçük köylerden büyük kentlere kadar her boyda belediye birimini içine alıyordu. Fransız sisteminin iki kademeli bir yetki dağılımı vardı. Her bucakta seçimle belirlenen bir meclis ve meclisin kendi üyeleri arasından seçtiği bir belediye başkanı bulunurdu. Belediye başkanı, ayrıca istatiksel ve öteki gerekli bilgilerin toplanması doğum, ölüm ve evliliklerin kaydı, askerlik yükümlüleri listelerinin hazırlanması, yasaların yürürlüğe konması ve Ulusal polis gücünün bir parçası olan belediye polis gücünün denetlenmesi gibi konularda merkezi hükümetin temsilcisi işlevini yüklenirdi. Fransa’nın birinci yönetsel bölünüm kademesi olan illerin (department) başında da merkezi hükümet tarafından atanan ve ona karşı sorumlu olan vali (prefet) ile seçimle belirlenen bir il meclisi vardır. vali ve belediye başkanı yürütme, meclisler ise görüşme ve yasama organlarıydı. Merkezi hükümete ilişkin görevlerde tüm bakanlıkların temsilcisi konumundaki vali, hiyerarşik bakımdan belediye başkanının üstündeydi. Belediyeye ilişkin görevlerde ise belediye başkanı valinin vesayeti altındaydı. Valinin, belediye meclisinin ve başkanının görevini askıya alma yetkisi vardır. (görevden alma içişleri bakanının yetkisi içindeydi.)

Mart 1982’de yürürlüğe giren bir yasayla ademi merkezileşme süreci başladı. Yönetsel ve mali yetkiler merkezi hükümetçe atanan valilerden, yerel seçimle belirlenen il meclislerinin başkanlarına devredildi. Öte yandan bucakların (communes) %80’inin 1000’den az nüfuslu olması göz önüne alınarak belli hizmetler için birlikler kurmaları ya da birleşerek yeni bir belediye oluşturmaları olanağı da yasayla sağlandı. 1966’da çıkartılan bir yasayla büyük kentsel yoğunlaşma alanları olan Lyon, Lille-Roubaix Tourcoing, Bordeaux ve Strasbourg’da metropoliten yönetimlerin kurulması zorunlu tutuldu. Benzer gelişmelere 50 bini aşkın nüfuslu merkezlerde de olanak tanındı. Bu yasaya göre her kurucu belediye kendi bölgesi içindeki çeşitli hizmetlerin gerçekleştirilmesinden ve yönetiminden gene sorumluydu. Metropoliten yönetimin yönetici birimi yerel yönetimlerin temsilcilerinden oluşan 50-80 üyeli bir meclisti. Paris’in yönetim biçimi tarih boyunca Fransa’nın öteki kesimlerinden farklı oldu. Paris, 1964’e değin güvenlik valisi (prefet de police) ve Seine Valisi (prefet de la seine) ile güçsüz bir meclis tarafından yönetilirdi. Başkentin merkezi hükümetin sıkı denetimi altında tutulması amaçlanıyordu. 1964’te gitgide büyüyen metropolün sorunlarına yeni bir yaklaşım getirildi. Öncelikle 5 milyonun üstünde nüfusu barındıran Paris yönetim bölgesi (region) kuruldu. Bu alanda daha önceden yer alan üç ilin (department) yerine, biri surların içinde yer alan kentin çekirdeği Ville de Paris olmak üzere sekiz il oluşturuldu. Bölgede yer alan 1100 kadar bucağın ya da belediyenin varlığı sürdürüldü. Metropoliten düzeyde hükümetçe atanan, doğrudan başbakanlığa karşı sorumlu olan ve de lêguê gênêral olarak adlandırılan bir bölge valisi ile 28 üyeden oluşan bir idare meclisi oluşturuldu. Meclis üyelerinin yarısı bucakların belediye başkanları ile il meclislerince seçiliyor; yarısı ise hükümet tarafından atanıyordu. 1975’te Paris için yeni bir statü yürürlüğe kondu. Buna göre güvenlik yetkileri gene güvenlik valisinin elinde kalıyor, ama temelde yeni bir kurumsal çerçeve oluşturuluyordu. Paris belediye başkanı 163 üyeli Paris Meclisince seçilecek, Paris meclisi de altı yılda bir Paris halkının oylarıyla göreve gelecekti.

Italya’da yerel yönetim örgütlenmesinin temeli Fransız sistemine dayanır. Her kent ve kasabada (commune) yerel seçimlerle belirlenen meclis (consiglio communale) ile meclis tarafından seçilen bir belediye başkanı (sindaco) ve başkan yardımcıları (assessori) vardır. Bunların tümü yürütme organını (giunta municipale) oluşturur. Fransa’da olduğu gibi İtalya’da da belediye başkanı aynı zamanda hükümet temsilcisidir. Latin Amerika ülkeleri de gözetimci sistemin temel ilkelerini benimsemiştir. Bununla birlikte yerel özerklik bakımından ülkeden ülkeye büyük farklar görülür. Ekvator’da her belediyenin seçimle belirlenen bir meclisi ve iki dereceli seçimle işbaşına gelen bir belediye başkanı vardır. başkan ve meclis merkezi hükümetçe atanan „Siyasal şef“ (Jefe Politico) ile hemen üzerinde yer alan ve devlet başkanınca atanan vali tarafından denetlenir. Şili’de belediye meclisleri seçimle belirlenir ve belediye başkanını seçerdi. Bununla birlikte Santiago, Valparaiso, Vina del Mar ve Concepcion gibi büyük kentlerin belediye başkanı devlet başkanınca atanır ve görevden alınabilirdi. Yönetimin her kademesinde devlet başkanının bir temsilcisi ve seçimle belirlenen küçük bir meclis bulunurdu. Ama 1973’teki askeri darbeden sonra yönetimin her kademesinde yetkililer devlet başkanınca atanmaya başladı. Bolivya ve Kolombiya’da ise belediye başkanı ya devlet başkanınca ya da onu temsilen vali tarafından atanır. Bu ülkelerdeki belediyelerin seçimle belirlenen meclisleri bulunmasına karşın meclislerin işlevi ağırlıklı olarak danışmanlık düzeyindedir. Buna karşılık hem belediye başkanının hem de meclisin seçimle belirlendiği Meksika’da yerel özerlik yüksek düzeydedir.

d)Bütünleşmiş Yerel Yönetim Sistemi:

Bütünleşmiş yerel yönetim sisteminin en önemli örneği SSCB’deki uygulamada görülmüştür. SSCB’de yönetim biçimi daha başlangıçta Komünist Partisi tarafından her il, ilçe, kent, kasaba ve köyde kurulan yerel Sovyetlere dayanıyordu. Yerel Sovyetler yalnızca kendi alanlarındaki hizmetleri sağlamakla değil, bir üst kademede yer alan Sovyeti seçmekle de yükümlüydü. 1936’da her yönetim kademesinin doğrudan seçimle belirlenmesi benimsendi ama yönetimin demokratik merkeziyetçi yapısı korundu. Her yerel yönetim birimi, bir üstünde yer alan kademeye karşı sorumlu ve onun önergeleri doğrultusunda hareket etmekle yükümlü tutuldu. Buna göre her belediyenin yürütme komitesi, hem kendi düzeyindeki Sovyete, hem de bir üst yönetim kademesinin yürütme komitesine bağlıydı. Bazı politikalar yerel ölçekte belirlense de bir üst sovyetin hatta konunun önemine göre daha üst yönetim kademelerinin onayı gerekiyordu. Bu hiyerarşik ve bütünleşmiş yapı içinde her sovyet devletinin yerel organı konumundaydı. SSCB, cumhuriyetler, illere, kentlere, ilçelere, köylere ve yerleşme birimlerine bölünmüştü. Sekiz milyonluk Moskova’dan bir kaç yüz nüfuslu küçük köylere kadar çok değişik büyüklükteki alanları kapsayan yaklaşık 50 bin sovyet vardı. Belediye sovyetlerinin üye sayısı 50 ile bir kaç yüz arasında değişmekteydi. Ama sovyet kentlerinin belediye meclisleri Batı ülkelerindeki benzerlerinden çok daha büyüktür. Her kent sovyeti bir yürütme komitesi seçer (İspolkam); komite de temel yürütme organı olan bir prezidyum atardı. Kent sovyetinin gücü görece az olmakla birlikte yurttaşlar ile kent yönetimi arasında yaşamsal bir bağ oluştururdu. Ayrıca kent sovyetlerinin üyelerden ve ilgilenen yurttaşlardan (aktivistler) oluşan komisyonlar vardı. Bu komisyonlar konut, halk sağlığı gibi özel konularda hizmet verirdi. Yerel yönetime kitle katılımının sağlanması, sovyet sisteminin, yüksek düzeyde merkeziyetçi, denetim yapısıyla at başı giden ayırıcı özelliklerinden biriydi.

SSCB’deki kent yönetimlerinin yetkisi kuramsal olarak neredeyse sınırsızdır. Gelişmiş ülkelerdeki belediyelerin sağladığı hizmetlerin yanı sıra gecekondu satış, çeşitli yerel sanayi yatırımlarına girişme, kamu tesisleri kurma ve belediye işletmeleri oluşturma gibi işlevleri de vardı. İnşaat sanayisini tümüyle denetleyip mimarlarını istihdam ettiği gibi doğrudan kendisine bağlı olmayan sanayi yatırımlarını da çeşitli konularda denetlerdi. Toprağın tümünün mülkiyetini elinde tutar ve fabrika, konut ya da başka kullanımlar için alan ayırırdı. Sınırları içinde bahçecilik, ormancılık ya da tarım yapılıyorsa verimliliği artırma yönünde çaba harcamakla yükümlüdür. Çok geniş bir alana yayılan bu işlevler, bir üst kademedeki sovyet organları ya da parti yetkilerinin sınırlama genişletme ya da yönetimine tabiydi. SSCB’de yaklaşık 90 büyük kent ilgili cumhuriyetin hükümetine doğrudan bağlıydı. Kentlerin büyük yoğunluğu ve yönetim birini (oblast) ya da bölge (krai) sovyetleri gibi ana kademelere karşı sorumluydu. Nüfusu 100 bini aşan kentlerde, kent sovyetine bağlı ilçe (rayon) sovyetleri vardı. metropoliten alanlarda yerel yönetimlerin nüfus dağılımı iş alanlarının yerleşimi ve kent merkezine ulaşım dokusu gibi konulardaki değişikliklerle çalışacak biçimde yeniden düzenlenmesi sorunu batı ülkelerine göre daha kolay çözülmüştü. Bunun temel nedenlerinden biri büyük kent yönetimlerinin çevre alanlar üzerinde çok daha geniş yetki taşımasıydı. Örneğin Leningrad kent yönetiminin yekti sınırları içinde 14 kentsel ilçenin (rayon) yanı sıra 5 banliyö ilçesi de yer alırdı.

DAHA FAZLA KAMU HİZMETİ

Parayı veren düdüğü çalar! Her alanda bu deyimle karşı karşıya kalıyoruz. Devleti küçültüyoruz diyerek aslında yurttaşa yönelik hizmetleri birer birer azaltıyorlar. Şimdi de yerel yönetimlerde, belediyelerde aynı durumla karşı karşıyayız. Birçok yerel nitelikli kamu hizmeti özel sektöre devrediliyor, yani özelleştiriliyor. Kamu hizmetlerinin, yerelde, belediye tarafından yerine getirilmesi ilkesi terk ediliyor. Bunun yerine, hizmetlerin piyasadan satın alınması dayatılıyor. Yani ‘parayı veren, hizmeti alır’ anlayışı her yere hakim kılınıyor. Merkezi ve yerel kamu hizmetleri piyasa koşullarında alınıp – satılan hizmetler olarak tasarlanıyor. Böylelikle sosyal politikalar hızla terk ediliyor. Çünkü parası olmayanlar bu hizmetlerden yararlanamıyor. Belediyeler birer şirket gibi yönetiliyor. Her şeye kar etme gözlüğü ile bakılıyor. Kamu hizmeti tanımı unutturulmaya çalışılıyor. Varsa yoksa yönetişim. Yönetim, yerinden yönetim, kamu yönetimi demode kabul edilip, hantal sayılıp, şirketlerin acımasız emek karşıtı modeli olan yönetişim topluma dayatılıyor. Biz, başka bir hayatın mümkün olduğunu biliyoruz. Başka bir hayatı yerel yönetimlerde de kurmak istiyoruz. Bugün halk yararına olan, merkezi yönetimin belirleyiciliğinin daraldığı, yerel yönetimlerin yetkilerinin arttığı, ancak kamusal hizmetlerin satılmadığı bir belediyeciliktir. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere ulaşım, konut, içme suyu ve kanalizasyon, çevre, enerji, iletişim ve sosyal hizmetler kamusal hizmetlerdir. Kamu hizmetinin yurttaş hakkı olduğu ve her yurttaşın yararlanmada eşit haklara sahip bulunduğu; yurttaşın pazardaki müşteri değil, eşit hakları olan insan muamelesi gördüğü bir belediyeciliği gerçekleştirmek istiyoruz. Biz başka bir belediyecilik isterken, birbirinden kopuk, birbiriyle rekabete giren değil, birbiriyle bütünleşebilen, birbirini tamamlayan, eşitlikçi duruşunu tüm kamu mal ve hizmetleri için sergileyebilen bir belediyeciliği savunuyoruz.

KATILIMCI BİR YEREL YÖNETİM

Yerel yönetim demek bir sokağın, bir mahallenin, bir kentin, bir toplumun kendi kendini yönetmesi, yani toplumsal bir yönetim kültürünün yaratılmasıdır, kısaca tam anlamıyla yerinden yönetmektir. Yerel yönetimler eşitlikçi ve demokratik olmak zorundadır. Halk karar süreçlerinde söz sahibi, uygulamada ise denetleyici olmalıdır. Katılmadığı, beğenmediği kararları değiştirme olanağına sahip olmalıdır. O nedenle yerel ölçekte yönetimin güçlendirilmesi ve demokratikleştirilmesi, ülkemiz için öncelikli sorundur. Katılım demek toplumsal eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına hizmet etmek demektir. Güvence, partilerde ve politikacılarda ya da iyi niyetli yöneticilerde değil, halkın yönetime doğrudan katılımındadır. Halk, 5 yılda bir seçimlerde oy vermenin dışında da sürekli denetleyebilmeli, gerektiğinde geri çağırma hakkını kullanabilmelidir. Kısacası, doğrudan demokrasi karar alma süreçlerinin vazgeçilmez bir unsurudur. Mevcut siyasal yapılar ve kurumlar içinde kendilerini ifade edemeyen, sadece ekonomik nedenlerle değil, aynı zamanda kültürel ve ahlaki boyutta da mevcut sistemden rahatsız olan emekçi, kadın, genç, yoksul, dışlanmış herkes mutlaka yönetim sürecine katılmalıdır. Her yurttaş kendisinin ürettiği çözümleri kendi mücadelesi ile yaşam karşısında deneme ve geliştirme imkanına sahip olmalıdır.

KATILIMCI BÜTÇE İMKANI

Her yurttaş kamusal politikaların geliştirilmesine ve belirlenmesine katılma hakkına sahiptir. Her yurttaş yaşadığı kentte öncelikli yatırımların nereye yöneleceği, sosyal yatırımlara ne kadar pay ayrılacağı gibi temel konularda kararlara katılabilmelidir. Bunun için mahallelerden başlayarak semt, ilçe ve ildeki yurttaşların doğrudan katıldığı, acil ihtiyaçlarını ve önceliklerini belirlediği toplantılarda belediyelerin gerçekleştirecekleri yatırımlar saptanmalıdır. Kısacası, bir belediyenin kaynaklarının, yani parasının hangi yönde kullanılacağına o yerelde yaşayanlar birlikte karar verebilmelidir. Öte yandan kentsel hizmetlerin yatırım ve süreklilik gerektiren türlerinin 'hizmet bedeli' karşılığında sunulması kaçınılmazdır. Bu tür bedel miktarlarının belirlenmesinde, demokratik karar süreçleri bağlayıcı olmalıdır. Mahalle, ilçe ve il meclislerinde yapılacak değerlendirmeler ışığında saptanan bedel miktarları, halkın onayından geçerek karara bağlanmalıdır. Ulaşım, su, atık su da dahil olmak üzere, tüm hizmetlerin ayrı ayrı ele alınması ve hizmet bedeli miktarlarının halkın katılımıyla belirlenmesi gereklidir. Su tüketiminin belirli bir miktarı bedelsiz karşılanmalı, ancak artan tüketime oranlı olarak bedel alınmalıdır. Ulaşım ve enerji gibi diğer konularında da benzer bir kademeli uygulamaya gidilmelidir. Bugün hizmet bedeli fiyata dönüşmüştür. Hizmet bedeli adil bir vergi uygulamasının uzantısı olmalı, gelir bölüşümünü iyileştirme yönünde katkı sağlamalıdır. Kar amaçlı değil, nitelikli hizmet üretilmesi amacını taşımalıdır.

MECLİSLER YÖNETMELİ

Yönetime katılmanın farklı biçimleri bir arada uygulanmalıdır. Halk oylaması, referandum, halk toplantıları, belediye meclis toplantılarına katılma, il ve ilçe meclisleri bir bütün olmalıdır. Doğrudan demokraside vatandaş bir tüketici değil üretici ve karar alıcı konumunda olmalıdır. Yönetimin eylem ve işlemlerinin yöneticiler, uzmanlar ve halk tarafından tartışılacağı zeminlerle yerel demokrasi güçlenir. Bu nedenle, hem karar alma hem de uygulama süreçlerinde yurttaşların ve demokratik kitle örgütlerinin görüşlerine başvurulması katılımı gerçekleştirmenin vazgeçilmez adımıdır. İlçe belediye meclisleri kararlarını halka en yakın birim olarak mahalle meclisleri ve bu meclisi oluşturan muhtarlar, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve halkın katılımıyla almalıdır. Mahalle meclisleri, ilçe belediye meclisi, dernekler ve sendikalardan oluşan ilçe meclisi, belirli aralıklarla ve belirli bir planlama dahilinde çalışmalarını süreklileştirmelidir. Doğrudan halk tarafından seçilen il belediye meclisleri ve il belediye başkanı, genişletilmiş il meclisleri ile birlikte çalışmalıdır. İldeki tüm demokratik kitle örgütleri, üniversiteler vb. ile birlikte, ilçe meclislerinin temsilcilerinden oluşacak il meclisleri, kendi içinde demokratik karar süreçlerini işletmelidir. İlin öncelikli ihtiyaçları burada saptanmalıdır.

SIRA BÖLGE MECLİSLERİNDE

Ülkemizin kaynaklarının daha etkin değerlendirilmesi ve bölgesel gelişmenin ve kalkınmanın halk yararı gözetilerek sağlanması için farklı illeri kapsayan bölge meclisleri oluşturulmalıdır. Bölge meclisleri, bölgeyi oluşturan illerin belediye meclis üyeleri arasından, bölge meclis başkanı ise, bölge meclis üyeleri arasından seçilmelidir. Bölge meclisleri ortak planlama ve yatırım gerektiren hizmetleri gerçekleştirmelidir. Çevre, ulaşım, iletişim, enerji, sağlık, eğitim, sosyal hizmetler, su, atık su, tarihi ve kültürel mirasın korunması gibi konularda gerekli bilgi, yatırım ve alt yapı donanımı ile akılcı bir şekilde tasarlanmalıdır.

DEMOKRATİK KENT KONSEYİ

Halk katılımı ve denetimi için, en alt düzeydeki birim olan mahallelerden başlayarak örgütlenmiş, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve uzmanların da katıldığı kent meclisleri etkin bir modeldir. Bu konseyler her türden etkinlik ve uygulamayı ayrıca rapor ederek kamuoyuna sunmalı, tartışma ortamları yaratarak mevcut sorunların çözümüne ve geleceğe yönelik tasarımlara yön vermelidir. Ayrıca belediye meclislerinde belirli konular etrafında komisyonlar kurulup bu komisyonlara yurttaşların, uzmanların ve kitle örgütlerinin katılımı sağlanmalıdır.

ADİL BİR İLLER BANKASI

İller Bankası, içinde bulunulan koşullarda özellikle küçük belediyeler için eşitsizlik ve adil olmayan sonuçlar üretiyor. Mevcut yapı demokratikleştirilmeli, meslek örgütleri ve uzman kuruluşlar yönetime katılmalıdır. Ayrıca İller Bankası'nın yönetimi belediyelerden temsilcilerin katılımı ile genişletilmeli, uzmanlarla güçlendirilmelidir. İller bankası genel bütçe gelirlerinden daha fazla pay almalı, kaynaklarını bölgelerarası eşitlikçi bir yapının oluşmasına katkı sağlayacak şekilde dağıtmalıdır.

NİTELİKLİ PARASIZ SAĞLIK HİZMETİ

Sağlık hizmetlerinden yararlanmak tüm yurttaşlar için temel bir haktır. İl ve ilçe belediyeleri, sağlık ocakları gibi kurumları geliştirerek sunacakları 'yerinde' sağlık hizmetlerini bedelsiz olarak yerine getirmelidir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin esas olduğu bu sistemde, il ve ilçe belediyeleri ayrıca, başta çevre sağlığı olmak üzere, genel kamusal sağlık uygulamalarının denetlenmesi görevini de üstlenmelidir. Ayrıca bölgesel bazda değerlendirilecek olan eksiklikler dikkate alınarak, üniversite hastaneleri dışında kalan tüm sağlık kuruluşlarının yatırımları bölge meclisleri tarafından yapılmalı, uzmanlık alanlarına göre farklı hizmet veren sağlık kuruluşları ise, merkezi yönetime bırakılmalıdır. Sağlık politikalarının belirlenmesi, planlanması ve koordinasyonu ulusal düzeyde merkezi yönetim tarafından yapılır. Ama o planın yerel tarafından denetlenmesi ve yerellerin katılımı esastır.

NİTELİKLİ VE PARASIZ EĞİTİM HİZMETİ

Eğitim hizmetlerinden yararlanmak tüm yurttaşlar için bir haktır. Eğitim politikaları ulusal düzeyde merkezi yönetim tarafından belirlenir. Ancak eğitim hizmetleri bölgesel kalkınmayı ve yerel gereksinimleri gözeten bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Üniversite ve yüksekokullar ile özel nitelikteki eğitim kurumları haricinde, ilköğretim ve lise düzeyindeki eğitimin yatırım ve planlamaları yerel yönetimlerinin görev alanında olmalıdır. İl ve ilçe belediyeleri, özellikle okul öncesi eğitim ile destek ve mesleki eğitim aşamalarıyla sorumlu olmalıdır. Vatandaşa en yakın birimler olan ilçe belediyelerince yerine getirilecek olan okul öncesi eğitim, destek ve mesleki eğitimlerin yanı sıra, eğitim alanıyla ilgili ulaştırma, beslenme ve araç gereç temini gibi konularda kolaylaştırıcı hizmetlerin düzenlenmesi de belediyelerce sürdürülmelidir.

DAHA FAZLA KADIN YÖNETİME

Kadınların yerel yönetimlerdeki temsilini artırmak amacı ile “en az temsil” şartı getirilmeli ve kentsel olanaklardan yararlanmaları güvence altına alınmalıdır. Kadına yönelik şiddet, taciz ve istismarın önlenmesi konusunda çalışmalar planlanmalı, kadın koruma, rehabilitasyon ve kültür evleri, kadın danışma merkezleri açılmalı, bu konudaki gönüllü kuruluşlarla işbirliği belediyelerin zorunlu görevi olmalıdır. Kadınlara istihdamda öncelik tanınmalı, çalışma koşulları iyileştirilmelidir.

DOĞAL VE KÜLTÜREL ÇEVRE KORUNMALI

Ülkemizde kentleşme doğal ve kültürel çevreye büyük zarar vererek gelişiyor. Doğal afetler ve deprem tehdidi sık sık yaşanır olmuştur. Doğal afet komiteleri genişletilmeli, ilgili meslek odaları ve uzmanların katılımı ile işlevlendirilmelidir. Denetim yapan tüm elemanların eğitimi de dahil olmak üzere gönüllü ekiplerin de oluşmasını sağlayacak acil durum hazırlıkları düzenli olarak yapılmalıdır. “Yeryüzü herkesin ihtiyaçlarını karşılayabilir ama herkesin açgözlülüğümü karşılayamaz.” O nedenle çevre sorunlarının çözümü yerelden başlamalıdır. Çevre kirliliği ulusal sınır tanımayan bir konudur. Bu nedenle çevrenin korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi için yerel düzeyde belediyelerin, merkezi yönetimlerin ve uluslararası kurumların işbirliği zorunludur. Yerel yönetimlerin ayrıntılı bir çevre envanterine sahip olması şarttır. Belediyelerde ormanların, toprağın, havanın, suyun, sulak alanların, su ve doğal kaynakların, kıyıların yönetimi ve korunması için güçlü ve yetkili 'çevre koruma birimleri'oluşturulmalıdır. Kentsel ve kırsal alanların yönetimi, eko sistemlerin sosyal yaşamla birlikte düşünülmesini gerektirir. Yerel yöneticiler, yeşil alanın insan yaşamıyla ilişkisini iyi kavramalıdır. Kente, kentin değerlerine karşı işlenen, kente zarar veren eylemler kent suçu olarak ele alınmalıdır.

ENGELLİLERE, YAŞLILARA İNSANCA YAŞAMA İMKANI

Engelliler, korunmaya muhtaç olanlar, yaşlılar ve sorunlu gençler yerel sorunların çözüm süreçlerinde mutlaka gözetilmelidir. Mekansal şekillenmede, onların ihtiyaçları dikkate alınmalıdır. Fiziki ve sosyal mekanların, yolların kaldırımların, toplumun tüm kesimleri tarafından rahatlıkla kullanılır olması esas olmalıdır. İmar planları bu açıdan yenilenmeli, binaların ve sokakların tadiline gidilmelidir. Oluşturulacak atölyelerde, planlama, sosyal sorunlar ve yönelimler ele alınmalıdır. Engelliler için kentin işgücü piyasasına uygun meslek ve beceri edinme kursları, iş eğitim merkezleri ve yaşam evlerinin açılması, engelliler için ulaşım ve sosyal kültürel amaçlı hizmetlerden ücret alınmaması veya indirimli tarife uygulanması, belediyelere ait ve belediyeler tarafından işletilen büfe gibi işyerlerinde öncelik verilmesi sağlanmalıdır. Yaşlıların gündelik yaşamdan soyutlanmasını önleyecek hizmet alanları geliştirilmeli ve erişebilirlik için önlem alınmalıdır. Barınma ve dolaylı gelir desteği, evde bakım servisleri, sağlık servisleri, gündelik işlerini kolaylaştırma gibi programlar planlanmalıdır.

GENÇLİK GELECEK

Belediyeler, gençlere yönelik olarak, zamanları değerlendirmelerine olanakları sağlayacak hizmetleri üretmeli ve gençlik merkezleri, tatil tesisleri ve gençlik kampları gibi tesisler kurmalı ve işletmelidir. Gençlerin yönetim mekanizmaları içinde yer almasını sağlayacak bir anlayış yerel yönetimlerde hakim kılınmalıdır.

KÜLTÜRSÜZ KENT OLMAZ

Kültür alanında da belediyelerin son derece önemli görevleri vardır. Tiyatro, konser ve sanat gösterileri için tesis ve alanların düzenlenmesi ve çalışmaların organize edilmesi; müze, kütüphane ve sanat galerileri açılması ve çalıştırılması; sanatsal hizmetlerin teşvik edilmesi; eğlence ve spor etkinliklerinin düzenlenmesi gibi tüm kültürel faaliyetler, yerel yönetimlerin zorunlu hizmetleridir. Yerel yönetimler bu hizmetleri geliştirmenin ötesinde sanatçısına sahip çıkan, onun emeğini değerleyen bir yaklaşıma sahip olmalıdır.

ÇEŞİTLİLİĞİMİZ KENTLERİN ZENGİNLİĞİDİR

Toplumsal yapımızın çeşitliliği en fazla kentlerimizde görülmektedir. Yerel yönetimler bu zenginliği korunması ve geliştirilmesinin merkezleri olmalıdır. Mimariden mutfağa kadar kentlerin dokusunu oluşturan alanlarda yerel mirasa sahip çıkmak ve bu mirası ülke ve dünya düzeyine taşımak yerel yönetimlerin asli görevleri ar

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

EN GÜZEL YOLDAŞLARI ANARKEN

15 AĞUSTOS DESTANI VE KAHRAMAN EGÎT GERÇEKLİĞİ!

ZİLAN BİR FEDAİ GELENEĞİDİR

BİLGE ÖCALAN BİZLERİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMAYA ÇAĞIRIYOR

HAKİKAT ARAYIŞI OLAN GENÇLİĞE!

YAŞANAN ŞAHADETLERİ DOĞRU ANLAMLANDIRABİLMEK

HER HAKİKAT ARAYIŞI, HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELE İLE BAŞLAR

DÜNDEN BUGÜNE AÇLIK GREVLERİ

ZİMANEK

YİĞİTLİK YÜREK İŞİDİR! 

ÖZE YABANCILAŞMA VE İNSANİ DUYARLILIKLAR ÜZERİNE

KÜRT HALKINA KARŞI ULTRA FAŞİZMİN DARBE DİNAMİĞİ DEVREDEDİR

GERASİMOV DOKTRİNİ NEDİR?

OTONOM MÜCADELE-SAVAŞ DÖNEMİ

TÜRKİYE'NİN DİRİ FAŞİZM BELLEĞİ KÜRT HALKINA BİLENİYOR

PKK ÖZGÜRLEŞTİREN BİR ÖZ DİRENİŞ HAKİKATİDİR

DÜŞMAN BİLİNCİ ve DÜŞMANA ÖFKE

ULRİKE MEİNHOF: SİLAHLANMAYAN ÖLÜR, ÖLMEYENLERSE CANLI CANLI CEZAEVLERİNE GÖMÜLÜR

KLASİK SİYASAL AKIMLAR VE DEMOKRATİK TOPLUMCULUK

MAKRO TARİH OLARAK ANNALES F. BRAUDEL VE ABDULLAH ÖCALAN (1. BÖLÜM)

F. BRAUDEL  A. ÖCALAN MEKAN-ZAMAN-SÜRE KAVRAMLARI (2. BÖLÜM)

TEMSİLİ DEMOKRASİ

AFGANİSTAN: KAZANAN KİM KAYBEDEN KİM?

DERSİM'İN TESLİMİYETİ SEÇEN ÇOCUKLARI

DEĞERLER AŞINMASINI ÖZGÜR BİR RUHSAL DİRENİŞ DURDURUR

İMRALI DEMOKRATİK DİRENİŞ ÇİZGİSİ NEYİ İFADE EDİYOR

ŞEHİT CİHAN'I HATIRLAMAK

ISIS started? Turkey attacks Yezidis in Iraq

ÖZEL SAVAŞ TROLLERİNE KARŞI APOCU İDEOLOJİK REFLEKS

ATEŞKES VE ÖCALAN'I SAVUNMAK

TARİHİ TOPLUMSALLIĞIN İSYANI OLARAK HALKLAR ÖNDERİ ÖCALAN

''ADIM ABDULLAH''

AVRASYACI KLİĞİN PKK DÜŞMANLIĞINI DOĞRU KAVRAMAK

ULUS-DEVLETCİLİK VE TOPLUMCULUK

KANLI TOPRAKLARDA BARIŞI YEŞERTEN BİLGE

MİLLİYETÇİLİKTEN DEMOKRATİK ULUSÇULUĞA

DEMOKRATİK SİYASET: TARİHSEL KÖKEN -2-

DEMOKRATİK SİYASET: TARİHSEL KÖKEN -1-

PKK'NİN TASFİYESİ KONSEPTİ - ORTADOĞU

KİTLESELLEŞEN BİR ANTİFAŞİST SOKAK MÜCADELESİ SÜRECİ KARŞILAR

YEREL DEMOKRATİK YÖNETİMLER

DEVLETSİZ YAŞAMAK MÜMKÜN MÜ?

İKTİDAR VE GÜÇ

BİREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ VE SÖMÜRGE KİŞİLİK GERÇEKLĞİ (1.BÖLÜM)

BİREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ VE SÖMÜRGE KİŞİLİK GERÇEKLİĞİ (2.BÖLÜM)

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (GİRİŞ)

ÖZGÜR YURTTAŞ HAREKETİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

KÜRTLER VE İHANET

AFGANİSTAN ÜZERİNE

BiREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ  VE SÖMÜRGE KİŞİ  GERÇEKLİĞİ (3.BÖLÜM)

“TC JİTEMİ KDP’NİN KÜRDİSTAN DEVRİMİNİ GASP ETME PLANI”

GERÇEK AŞK NEDİR 

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (1.BÖLÜM)

MANKURTLAŞAN TÜRK SİYASETİNİN ÇÖKÜŞÜ

KOMÜNALİTE ÜZERİNE

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI 2.BÖLÜM

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -2-

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (3.BÖLÜM)

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (4.BÖLÜM)

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -3-

BAYRAK VE ÇOCUK

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (SONUÇ )

HERKESİN BİLDİĞİ 'SIR' DEĞİLDİR! 

MODERNİTENİN  BİTMEYEN PROJESİ: TALİBAN

PKK’NİN GÖRKEMLİ DEVRİM ÇAĞINDA DİRENİŞLE NEWROZLAŞMAK

DEHAKLAŞAN İLKEL MİLLİYEÇİLİK EN TEHLİKELİ İDEOLOJİDİR

ERBİL SEMALARINDA KAMİKAZE DRONE OYUNLARI

TOPLUMSAL YOZLAŞMANIN PANZEHİRİ GENÇLİK ÖNCÜLÜKLÜ DİRENİŞ ve ÖZ SAVUNMADIR! 

ÇALIŞMALARIMIZDA YANLIŞ SİYASALLAŞMALAR

MEŞRULUĞUN KAYNAĞI: AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM

KAPİTALİZM DÜNYANIN SONUDUR

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (1)

AHLAKİ VE POLİTİK GÖREVLER

İMRALIDA GUANTANAMO ÖZEL NATO HUKUK REJİMİ UYGULANIYOR

SANATÇI HİSSİ SAVAŞÇI HİSSİ

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (2)

IRAK SEÇİMLERİ ÜZERİNDE TÜRKİYE GÖLGESİ VE GÜNEY PARADOKSU

MUHTEŞEM YALNIZLIK VE BİZ !

AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM BOYUTU (DEMOKRATİK TOPLUM)

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (3)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (1. BÖLÜM)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 2.BÖLÜM

HEVAL ŞÜKRÜ'YÜ  UĞURLARKEN

''SOSYALİZMİN KÜRESEL YÜKSELİŞİNDE PKK'NİN ÖNCÜLÜK ROLÜ''

SÖMÜRGE ÜRETİM TARZINDAKİ SINIF ÇELİŞKİSİNİN ANALİZİ 1.BÖLÜM

ANLAM YÜKLÜ ZAMANLARDA 'ÖZGÜR İNSAN'LA DİYALOGLAR

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 13.BÖLÜM

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 3.BÖLÜM

SÖMÜRGE ÜRETİM TARZINDAKİ SINIF ÇELİŞKİSİNİN ANALİZİ 2.BÖLÜM

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 4.BÖLÜM

GÜNEŞ ÜLKESİNDE DİRİLİŞİ ÖNDER APO VE ŞEHİTLER GERÇEKLEŞTİRDİ

PSİKOLOJİK SAVAŞ ÜZERİNE

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 5.BÖLÜM

“Dijital medya tasfiyeciliğinin zehirleme virüsü”

ÖNDERLİKTE YAŞAM, BİRDEVRİMCİ MÜCADELEDİR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (6.BÖLÜM)

PARASTİNA REWA U PARASTİNA CEWHERİ

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (7. BÖLÜM)

KCK'DEN ULUSLARARASI TOPLUMA 'KİMYASAL SİLAH' MEKTUBU

HDP YÜZDE 15 AMA FAŞİZM VAR KİMYASAL SİLAHLAR VAR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 8.BÖLÜM

İSYAN FAŞİZME KARŞI BİR SİVİL ANGAJMAN HAKKIDIR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (9.BÖLÜM)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (10.BÖLÜM)

AN SERKEFTİN AN SERKEFTİN PKK

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 11.BÖLÜM (SON)

KATİLLERDEN HESAP SORMA ZAMANI

İLK SÖZ

3.DÜNYA SAVAŞINDAN ÇIKIŞI SAĞLATACAK TEK GÜÇ DEMOKRATİK HALK DEVRİMİDİR

FAŞİZM TOPLUMU ŞİDDETLE YÖNETMEK İSTER

DÖNEMİN GÖREVİ DEVRİMCİ HALK SAVAŞIDIR

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI VE DEMOKRATİK SİYASET

DİRİLİŞTEN KURTULUŞA ÖZGÜRLÜK AŞKI EN TEMEL GÖREVİMİZ

“SEÇİMLERE ENDEKSLENMİŞ ÇÖZÜM BEKLENTİLERİ ÜZERİNE”

ZİHNİYET DEVRİMİ HAKİKAT DİYALOGLARINDA SAKLI

İHANETİN BEDELİ, YOK OLUŞA DOĞRU!

ÖZEL SAVAŞ; BİLİNÇLENEREK, ÖRGÜTLENEREK, DAYANIŞMA İÇERİSİNE GİREREK YENİLGİYE UĞRATILABİLİR

TÜRK DEVLETİNİN PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMLERİ

ÜÇÜNCÜ ÖNDERLİKSEL DOĞUŞ

KÜRTLER DEMOKRATİŞLEŞMENİN ÖNCÜSÜDÜR

DEVRİMCİ EN USTA SANATKÂRDIR

9 EKİM KOMPLOSU 24’ÜNCÜ YILINA GİRERKEN

ÖZGÜRLÜKTEN KORKMAK ESARET GETİRİR

DEVRİMCİ AHLAKİ HÜMANİZMANIN SİYASİ TEMSİLİ

YURTSEVER HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA!

YURTSEVER KÜRDİSTAN HALKINA VE TÜM KAMUOYUNA

ACIMIZ, BİLİNCE DÖNÜŞEN EYLEMDİR

ÜÇÜNCÜ YOLU ÖRGÜTLÜ VE EYLEMLİ KILMAK

ÖNDERLİĞİMİZİN ÖZGÜRLÜĞÜ YEGANE AMAÇ VE HEDEFİMİZDİR

“DEĞERSİZLİK” AYMAZLIĞI

EMEK VE YAŞAM BAĞLARI

ÖNDERLİK ÇİZGİSİNİN BAŞARISI VE HDP

ÖNDERLİK GERÇEĞİ BÜYÜK BİR EMEK YOĞUNLAŞMASIDIR (1.BÖLÜM)

XELİFAN ŞEHİTLERİ ONURUMUZDUR

MİLİTAN DİLSİZ KONUŞANDIR

ÖNDER APO, BİR HALKIN VAROLMA TARİHİ

ÖNDERLİK GERÇEĞİ BÜYÜK BİR EMEK YOĞUNLAŞMASIDIR (2.BÖLÜM-SON)

ŞİMDİ PKK ZAMANI!

PLATFORM MEVZİDİR,TERK ETMEK SUÇTUR!

ORTADOĞU'DA SUNNİ SEÇİM BLOKLARI İNŞASI

AHLAK FELSEFESİ Mİ VİCDAN FELSEFESİ Mİ?

FAŞİST SALDIRILAR KARŞISINDA NE YAPMALIYIZ?

DEVRİMCİ HALK SAVAŞINI BÜYÜTEREK ‘ÖZGÜRLÜK ZAMANI’ HAMLESİNİ ZAFERLE TAÇLANDIRACAĞIZ

“HAKİKAT AŞKTIR AŞK ÖZGÜR YAŞAMDIR”  “Önder APO”

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO

SİSTEM KARŞITI HAREKETLER

BİLİM İLE İKTİDARIN BİRLEŞTİĞİ SAHA: DEMOGRAFYA (1.BÖLÜM)

KADIN’I ARAMAK VE HAKİKATİN UMUDUNA ERİŞMEK

AİLE SORUNU VE AİLENİN DEMOKRATİKLEŞMESİNİN ÖNEMİ

ANLAMIN HAKİKAT BİLGELİĞİ

BİLİM İLE İKTİDARIN BİRLEŞTİĞİ SAHA  DEMOGRAFYA (2.BÖLÜM)

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO (2.BÖLÜM)

KENDİ TOPLUMSALLIĞINI BİZZAT YARATMAYA GİRİŞEN ÖNDER APO

ÖZGÜRLÜK ZAMANI HAMLEMİZİ,ÇÖKERTME PLANI'NI ÇÖKERTMİŞTİR

TÜRK DEVLETİNE KİMYASAL SİLAH KULLANMA AYRICALIĞI

PKK VE ÖNDERLİĞİNE KURULAN NATO GLADİOSU KOMPLOSUNUN ŞİFRESİ: OLOF PALME SUİKASTI

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO (3.BÖLÜM)

ARTIK SAVAŞIN KARAKTERİ DEĞİŞTİ!

KÜRDÜN TARİHİ ACILARININ DERMANIDIR PKK

RADİKAL DEMOKRASİYİ KÜRTLERDEN ÖĞRENECEĞİZ

SOYKIRIMA KARŞI YENİLMEYEN STRATEJİ

ULUSLARARASI KOMPLO VE DEM DEMA AZADİYÊ HAMLESİ

40 YILLIK MÜCADELE TARİHİNİN ZİRVESİ: ROJAVA KADIN DEVRİMİ

PKK SÖMÜRGECİLERİN BÖLDÜĞÜ KÜRDİSTAN SINIRLARINI BİRLEŞTİRİYOR

KAYALARDA KÖK SALMAKTIR GERİLLACILIK (1.BÖLÜM)

KİMYASAL SİLAHLARIN YASAKLANMASI ÖRGÜTÜ NEDEN SESSİZ?

KAYALARDA KÖK SALMAKTIR GERİLLACILIK (2.BÖLÜM)

KİMYASAL SALDIRILAR İÇİN YERİNDE İNCELEME YAPILSIN

ŞEHİT MEHMET TUNÇ

ZEHİRLİ GAZLAR VE KİMYASAL SİLAHLARIN KULLANIMI VE YASAKLANMASINA DAİR DERLEME 

109 AYDINDAN BM’YE KİMYASAL SİLAH KULLANIMI İÇİN SORUŞTURMA ÇAĞRISI

1923’TEN BERİ SÜREN HAKSIZLIĞA SON VERİN!

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (1.BÖLÜM)

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ – 1

İSYANSIZ YAŞAM KÖLE İNSANI YARATIR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA( 2.BÖLÜM)

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ – 2

“SOSYAL BİLİMLERDE DEVRİM” YOLUNDA TARİHSEL-TOPLUM AKADEMİLERİ

TÜRK DEVLETİNİİN KİMYASAL SİLAH SALDIRILARINA KARŞI HAREKETE GEÇİLMELİ

YAŞADIĞIMIZ ÇAĞDA ÖZGÜRLÜK PROBLEMİNE BAKIŞ

‘ULUSLARARASI SESSİZLİK TÜRK DEVLETİNİN KİMYASAL SİLAH KULLANIMINAZEMİN SAĞLIYOR’

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -1-

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (3.BÖLÜM)

KİMYASAL SİLAH SALDIRILARININ ARKASINDA HEGOMONİK GÜÇLER VAR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (4.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -2-

TÜRK İKTİDARININ ÇIKMAZI, CHP'NİN“AÇILIMI” VE HDP

BUGÜNKÜ GERİLLA RUHU BÊRÎTAN'IN RUHUDUR

KÜRT-ARAP İTTİFAKI İÇİN GÜÇLÜ BİR TARİHSEL ZEMİN VAR

ALEVİ İNANÇ ÖNDERLERİNDEN VE 44 IRAKLI AYDINDAN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E MEKTUP

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (5.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -3-

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI VE KÜRT HALKINA YÖNELİK İMHA SALDIRILARI

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (6.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -4-

ORTADOĞU'DA VE TÜRKİYE'DE ÜÇÜNCÜ YOL

KÜRDİSTAN'DA ASIRLIK KİMYASAL KATLİAM DEVAM EDİYOR

'TARİHİ DİRENİŞİN TEMELİ İDEOLOJİK DURUŞ, FEDAİ RUH VE APOCU YOLDAŞLIKTIR'

ROJAVA DEVRİMİ İÇİN SEFERBERLİK ZAMANI

AVRUPA'DAKİ KÜRDİSTANLI KURUMLARDAN OPCW'YE MEKTUP

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (7.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -5-

LÜMPEN KİŞİLİK NEDİR?

ROJEV

ZAFER PERSPEKTİFLERİ (DERLEME)

KİMYASAL TAYİP'TEN HESAP SORMAK

İŞTE TÜRK DEVLETİNİN KİMYASAL SİLAH KULLANDIĞININ BELGELERİ

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -6-

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (8.BÖLÜM)

ORDULAŞAN DİRENİŞ ABİDELERİ

ÖZGÜRLÜKÇÜ KÜRT İLE İŞBİRLİKÇİ KÜRT ARASINDAKİ FARK

SOYKIRIMCI TC’NİN KİMYASAL SALDIRILARI

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (9.BÖLÜM)

ÖZGÜR BAHARLARIN BARIŞ BİLGESİ

KÜRT VE KÜRDİSTAN VARLIĞI ÖZ SAVUNMASIZ OLMAZ

KDP’NİN-BARZANİLERİN TARİHİ İHANETLER TARİHİDİR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (10.BÖLÜM)

ZAFER PERSPEKTİLERİ (2.BÖLÜM)

ÖZGÜR KÜRDİSTAN DEMOKRATİK ORTADOĞU'DUR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (11.BÖLÜM)

ROJAVA DEVRİMİ TÜM KADINLAR İÇİN ÖZGÜRCE VAROLUŞ DEVRİMİDİR

ASENA MERAL'İN YÜZÜNDEKİ YENİLGİ HARİTASI

KOBANE DİRENİŞİNDE BİR CUDİ SÖYLENCESİ: GELHAT GABAR

BİR SAVAŞIN ANATOMİSİ (GİRİŞ)

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (12.BÖLÜM-SON)

ROJAVA DEVRİMİ KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ PARADİGMAYLA GELİŞİYOR

KÜLTÜREL SOYKIRIMA KARŞI SON İSYAN: APOCU DİRİLİŞ VE PKK

WERXELÊ ABİDELERİNİN KOMUTANI CUMALİ ÇORUM

YOLUN SONUNA DOĞRU

DÜNYA SAVAŞI VE ÇAĞDAŞ KAHRAMANLIK ZAMANI

KÜRT JEOPOLİTİĞİ OLUŞURKEN KARŞI HAMLELER

ÖZÜ ARAYIP İRADELEŞEN VE SAVAŞAN KADININ ADRESİ

KCK'DEN KİMYASAL İÇİN SAHAYA DAVET

PKK AB'NİN TERÖR LİSTESİNDEN ÇIKARILSIN!

EDEP YOLUN IŞIĞIDIR

ERDOĞAN VE MERKEL'İN TRUVA ATI DENİZ YÜCEL

HAKİKAT SOSYOLOJİSİNİN ÖZGÜR BİLGESİ

KENDİ OMUZLARI ÜZERİNDE BAŞKALARININ KAFASINI TAŞIMAK

İMRALI'DAKİ TECRİT VE İŞKENCE SİSTEMİNE KARŞI MÜCADELE DAHA DA BÜYÜTÜLMELİİ

ÇİRKİN İNSAN EN KORKAK İNSANDIR

PKK, GENÇLİK VE ZİHNİYET

BURASI KÜRDİSTAN, BEN DE KÜRT'ÜM

XELÎFAN'IN ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEKLER

DİJİTAL DÜNYA SANAL KİŞİLİK

GENÇLİK VE DÖNEM GÖREVLERİ

PÊŞWAZİYA XERAB

WERİN CENGA AZADÎYÊ !

KÜRESEL GÜÇLERİN HAMLELERİNİ DOĞRU OKUMAK

HAMLASEL MÜCADELEYİ HER ALANDA ÇOK DAHA GÜÇLÜ GELİŞTİRELİM!

KİM, PKK’Yİ NASIL GÖRÜYOR? (DOSYA-ANALİZ)

ANLAMLI YAŞAM ÖNDERLİĞİN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMAKLA MÜMKÜNDÜR

KÜRT VAR DA KÜRDİSTAN YOK MU?

“KÜRDİSTAN DEVRİMİNİN GÜVENCESİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMADIR(1.BÖLÜM)

KURULAN BİR PARTİ DEĞİL YAŞAM TARZIDIR

ANLAMA DAİR

BİLMEYE DAİR

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (1.BÖLÜM)

FAŞİZMİ ZAGROS'A GÖMMEK

“KÜRDİSTAN DEVRİMİNİN GÜVENCESİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMADIR”(2.BÖLÜM)

PKK 'TERÖR LİSTESİ'NDEN ÇIKARILMALI ÇAĞRILARI

PKK İLE KÖLELİKLER YIKILMIŞ ÖZGÜRLÜKLER KAZANILMIŞTIR

TEK DEĞİL, MİLYONLARIZ

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE(2.BÖLÜM)

ÖZ SAVUNMAYLA ÖZGÜR YAŞAMI AŞKLA ÖRELİM

PKK ÖZGÜRLEŞEN GENÇLİK VE KADINA BİR ÇAĞRIDIR!

ŞİMDİ PKK ZAMANI!

DERSİM SOYKIRIMININ YIL DÖNÜMÜNDE MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM

KÜRT YURTSEVERLİĞİ

PKK’NİN ORTAYA ÇIKARDIĞI KÜRT GERÇEKLİĞİ (1.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (3.BÖLÜM)

PKK’NİN İNSANLIK SAVAŞINA DOĞRU KATILMAK

ÖNDERLİKSEL DOĞUŞ ŞARTLARI (2.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (4.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (5.BÖLÜM)

PKK'NİN KIRK DÖRDÜNCÜ YILINDA DAHA FAZLA PARTİLEŞEREK ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMAK

PKK NEDEN ANKARA’DA ÇIKIŞ YAPTI (3.BÖLÜM)

GERİLLA BİR İDEOLOJİK KİMLİKTİR (1.BÖLÜM)

HUKUKUN HİÇ OLMADIĞI İKİ YER

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE(6.BÖLÜM)

GERİLLA, FELSEFİ BİR KİMLİKTİR(2.BÖLÜM)

KÜRDİSTAN SÖMÜRGEDİR” (4.BÖLÜM

PKK YASAĞINA KARŞI BERLİN'DE BULUŞMAYA ÇAĞIRDI

GERİLLA KOMÜNAL KİMLİKTİR(3.BÖLÜM)

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (1.BÖLÜM)

BAĞIMSIZLIK VE BAĞIMSIZLIKÇI DURUŞ (5.BÖLÜM)

PKK GEL E, GEL NAYÊ DARIZANDIN!

PKK HALKTIR HALK YAGILANAMAZ !

MESRUR BARZANİ TÜRK DEVLET AĞZIYLA KONUŞUYOR

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (2.BÖLÜM)

GERİLLA KÜLTÜREL KİMLİKTİR(4.BÖLÜM)

PKK NEDEN AYRI ÖRGÜTLENMEYE GİTTİ (6.BÖLÜM)

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (3.BÖLÜM)

GERİLLA CİNS ÖZGÜRLÜKCÜ KİMLİKTİR(5.BÖLÜM)

KADIN, DEVRİM VE ÖZGÜRLÜK ZAMANIDIR!

KUMPASLAR ÜLKESİNDE SON TANGO

PKK’LİLİK DÜZENDEN KOPUŞTUR (7.BÖLÜM)

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ

PKK HALKTIR HALK YASAKLANAMAZ

PKK HALKTIR HALK YASAKLAMAZ

“PKK'NİN YARATTIĞI İDEOLOJİK BİLİNÇLE NETLEŞMEK”

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ!

PKK HALKTIR HALK YASAKLANAMAZ

PKK GEL E, GEL NAYÊ QADEXEKİRİN!

GERİLLA HOŞGÖRÜLÜ KİMLİKTİR(6.BÖLÜM)

BİR DİRİLİŞ VE KAHRAMANLIK DESTANI

PKK İLE DİĞER ÖRGÜTLER ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR (8.BÖLÜM)

APOCULAR DÜŞÜNDÜ, İNANDI VE YAPTI (1.BÖLÜM)

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ

GERİLLA ÖZGÜR KÜRDÜN YARATILDIĞI BİR DİRENİŞ DERGAHIDIR

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (1.BÖLÜM)

PKK’NİN KURULUŞU ŞOVENİZMDEN KOPUŞTUR (9.BÖLÜM)

BELÇİKA ADALETİNDEN TARİHİ PKK KARARI

BARZANİ’NİN YARATTIĞI BELARUS TRAJEDİSİ HERYERDE

PKK’DE ŞEHADETLER, BİR EMİR MAKAMIDIR (2.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (2.BÖLÜM)

PKK DEMOKRATİK ULUS ÇİZGİSİYLE DAHA DA BÜYÜDÜ

SIFIRDAN İLK SERHİLDANA (10.BÖLÜM)

GERİLLA TÜRK ORDUSUNU DURDURDU (3.BÖLÜM) 

PKK’NİN 43 YILLIK TARİHİ BİR DESTANDIR; BU TARİH KANLA SÜSLENMİŞTİR

EGEMEN ERKEKLİK ÖZÜNDE FAŞİSTTİR

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (3.BÖLÜM)

SERHİLDANLA YARATILAN EĞİTİM ORTAMI (11.BÖLÜM)

ÖNDER APO SABIRLI, CESUR, YİĞİT KENDİNE VE ÖZGÜRLÜĞE İNANAN KADINI YARATTI

PKK ADINA YAPILAN İLK BESTE (VAYE PKK RABÛ)

''İSTENİRSE BU İKTİDAR BİR HAFTA DURAMAZ'' (4.BÖLÜM)

PKK'NİN 43.KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ KUTLAMALARI

PKK YENİ İNSANLIĞIN DEVRİMCİ TARİH YAZIMIDIR (1.BÖLÜM)

HAKİ KARER YOLDAŞIN ŞAHADETİ VE HAKİ KARER KİŞİLİĞİ (12.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (4.BÖLÜM)

PKK’NİN 43. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLAMALARI (2.BÖLÜM)

ONUR DİRENİŞİNDE YER ALIN!

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (5.BÖLÜM)

PKK YENİ İNSANLIĞIN DEVRİMCİ TARİH YAZIMIDIR (2.BÖLÜM)

26-27 KASIM 1978: I. KURULUŞ KONGRESİ (13.BÖLÜM)

PKK ÖLÜM DÖŞEĞİNDE OLAN BİR HALKI DÜNYANIN UMUDU YAPTI

BİZ BU TOPRAKLARIN ÇOCUĞUYUZ, ONLARIN ANLAYACAĞI DİLDEN ONLARLA KONUŞMALIYIZ! 

1980: 12 EYLÜL ASKERİ DARBESİ VE KENAN EVREN (14.BÖLÜM)

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(1.BÖLÜM)

İKTİDARIN KORTUĞUNU BAŞINA GETİRECEĞİZ 

“PKK, KÜRT HALKINI DİRİLTEN ÖZGÜRLÜK RUHUDUR”

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ!

FAŞİZMİ YIKMAK İÇİN DAHA ÇOK CESARET LAZIM

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(2.BÖLÜM)

“T C FAŞİZMİNİN KAOS PLANI İMRALI'DA DEVREDE”

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(3.BÖLÜM)

PKK KAYBETTİRİLEN KADIN KÜLTÜRÜNÜN PARTİSİDİR  

PKK İLE REEL SOSYALİSTLER ARASINDAKİ TEMEL FARK (15.BÖLÜM)

SİSTEM ÇALIŞMAMIZ TARİHTE İLKTİR

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(4.BÖLÜM)

TARİH SAHNESİNDE VAMPİRLER

SALİH KANDAL VE SİVEREK DİRENİŞİ (16.BÖLÜM)

HALKLAR ÖNDERİ SAYIN ABDULLAH ÖCALAN'A UYGULANAN TECRİT İLE İLGİLİ SON GELİŞMELER

İNGİLİZ POLİTİKALARI KÜRTLERİN SIRTINDAKİ HANÇERDİR

LÜBNAN-FİLİSTİN SAHASINA ÇIKIŞ SÜRECİ (17.BÖLÜM)

PKK'NİN 'TERÖR LİSTESİ'NDEN ÇIKARILMASI İÇİN YAPILAN ÇAĞRILAR (1.BÖLÜM)

AKP, HOBBES VE SAVAŞ DURUMU

MAZLUM DOĞAN ARKADAŞIN DİRENİŞ GERÇEĞİ (18.BÖLÜM)

ŞEHİTLER PKK'LİDİR

KDP 21. YÜZYILDA UTANÇLA KÜRT İHANET TARİHİNİ YENİDEN YAZIYOR (1.BÖLÜM)

RÊBER APO'NUN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMA MÜCADELESİ BOYUTLANDIRILMALI

HALKLAR ÖNDERİ SAYIN ABDULLAH ÖCALAN'A UYGULANAN TECRİT İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

KDP 21. YÜZYILDA UTANÇLA KÜRT İHANET TARİHİNİ YENİDEN YAZIYOR (2.BÖLÜM)

PKK SANAT İNCELİĞİNDE ÖRÜLEN BİR HAREKETTİR

AKP-MHP FAŞİZMİ UZATMALARI OYNUYOR

PKK'NİN DÜNYA SİYASET SAHASINDAKİ AVANTAJLARI VE AVANTAJLARINI GÜÇLENDİRME YOLU: ÖZ SAVUNMA

DEVRİM ÖZGÜRLÜĞE AŞIK OLANLARIN YOLUDUR

KCDK-E'DEN GÜNDEME İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

KATILANLARIN ANLATIMIYLA 27 KASIM 1978 FİS KÖYÜ

KÜRDİSTAN'DA GERİLLA ZAMANI

PKK DEĞİŞİMİN VE DÖNÜŞÜMÜN GÜCÜ OLDU

KDP’NİN DERİN DENKLEMİNDE 140'INCI MADDE

KCK VE KONGRA-GEL'İN ŞENGAL AÇIKLAMALARI

FAŞİST DİKTATÖRLÜK YIKILMAYA MAHKUMDUR

GENÇLİKTE ZİHNİYET DEVRİMİNDE FEDAİLİĞİ YAKALAMAK ÖZGÜR TOPLUMUN SARSILMAZ İNŞASIDIR

ÖNDER APO, BİR HALKIN VAROLMA TARİHİ

REJİM YIKILMADAN HİÇBİR KÜRT RAHAT YAŞAYAMAZ

21. YÜZYILDA SOYKIRIM VE TOPLUMSAL DİRENİŞTE GENÇLİĞİN ROLÜ

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI RADİKAL BİR CİNS MÜCADELESİYLE KAZANILABİLİNİR

DÜNYA HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN'A ÖZGÜRLÜK GÜNÜ ÇAĞRILARI

KAPRİSLİ VE PASİF SANAL RADİKALİZM

ANTER YOLDAŞ VE ZİNDAN DİRENİŞLERİ

ÖZEL SAVAŞA KARŞI ZİHNİYET VE YAŞAM MÜCADELESİ (1.BÖLÜM)

“APOCU DEVRİMCİ HAMLE TC FAŞİZMİNİ ÇÖKERTİYOR”

“ÇİN MODELİ” TOPLUMA SAVAŞ İLANIDIR...

ÖZEL SAVAŞA KARŞI ZİHNİYET VE YAŞAM MÜCADELESİ (2.BÖLÜM)

TOPLUMSAL SORUNLARIN AŞILMASINDA ÇIKIŞ ÖZGÜRLÜK HAREKETİDİR

1000 İSİMDEN ÇAĞRI: PKK 'TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİ'NDEN ÇIKARILSIN

İMRALI KAYALIKLARINA ÇİVİLENEN HAKİKAT (1.BÖLÜM)

KİTLESELLEŞEN BİR ANTİFAŞİST SOKAK MÜCADELESİ SÜRECİ KARŞILAR

İMRALI KAYALIKLARINA ÇİVİLENEN HAKİKAT (2.BÖLÜM)

SOYKIRIM KISKACINDA VARLIK SAVAŞI YÜRÜTMEK

CEZAEVLERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR VE ÇAĞRILAR

KNK TOPLANTISININ SONUÇ BİLDİRGESİ

ETKİN BİR EKONOMİK SAVAŞ STRATEJİSİ

BİR TÜRKÜNÜN MELODİSİ VE SENFONİSİDİR PKK

KÜRTLERDE DİNSELLİK VE YAŞANAN DEĞİŞİMLER

PREKARYA VE BALDIRI ÇIPLAK KÜRD

TASARLANMIŞ BİR KATLEDİLME DURUMU VAR

AP, TUTSAK VEKİLLER İÇİN KAMPANYA BAŞLATTI 

ZİNDANLARDAKİ ZULME SESSİZ KALMAK !

GARİBE GEZER KÜRT SORUNU'NUN TA KENDİSİDİR

TÜRKİYE’NİN ÇÖZÜLME İŞARETLERİ ARTIYOR

KÜRT KATLEDEREK TÜRK OLACAĞINI SANMAK

'' FAŞİZMLE HESAPLAŞMA OLMADAN HELALLEŞME OLMAZ ''

GARİBE'Yİ KATLEDENLER MUTLAKA HESABINI VERECEKLER

 19 ARALIK 2000 YILINDA ZİNDANLARDA YAPILAN KATLİAM İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

YOL VE YOLDAŞLIK…

İDEOLİKLİK VE İDEOLOJİKSİZLİK ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

BİRAZ DA AJİTASYON LAZIM

ÖNDERLİK VE ZİNDANLARDA  REHİN TUTULAN  YOLDAŞLAR  ETRAFINDA KENETLENME ZAMANI

KADININ SESİNDE SAKLIDIR ÖZGÜRLÜK DÜŞÜ

ZINDANLAR İLE İLGİLİ DUYARLILIK ÇAĞRILARI

CEZAEVLERİNDE KATLİAM VAR

TÜRKİYE'NİN AYNASI ZİNDANLAR

KIRIKLAR CEZAEVİ'NDEKİ TUTSAKLAR AÇLIK GREVİNDE

KONGRA-GEL ZİNDANLAR İÇİN 'SEFERBER' OLMAYA ÇAĞIRDI

HEVAL HALİL GÜNEŞ'İN ANISINA

“ÖNDERLİKSEL DEVRİMİN DİRENİŞ RİTMİNİ YAKALAMAK”

PKK DİRENİŞİ 2022 YILINI KÜRDÜN ULUSAL ONUR BAYRAMI YAPACAK

DÖRDÜNCÜ KELEBEK OLMAK

ÖZGÜRLÜK AŞKINA DİRENENLER

ÖZ SAVUNMA MEKANIZMASI OLARAK DUYGULARINI POLİTİKLEŞTİRMEK

ETİK İNSAN VE ETİK EYLEM (1.BÖLÜM)

ETİK İNSAN VE ETİK EYLEM (2.BÖLÜM)

TJK-E, PARİS KATLİAMI'NIN HESABINI SORMAK İÇİN ALANLARAÇAĞIRDI!

KÜLTÜR-SANATA KURULAN TUZAKLAR VE APOCU ESTETİK

SARA YOLDAŞ, ÖNDER APO’NUN YOLDAŞIYDI

NAZİ TOPLAMA KAMPINDAN KAÇAN 9 DİRENİŞÇİ KADININ HİKAYESİ

KADIN DEVRİMİNİN DİRENİŞ SEMBOLÜ

ÖNDER APO’YLA YAŞA, KÜRDİSTAN'I ÖZGÜRLEŞTİR!

GÜNEŞ PARLAKLIĞINDA GÜLÜMSEMEN HEVAL SARA (SAKİNE CANSIZ)

“TC FAŞİZMİ KARŞISINDA KÜRT SİYASETİ NE YAPMALI?”

PKK ÖLÇÜLERİNDE YAŞAMI YARATANLAR

GERÇEKLER ACITMIYOR

KÜRT DÜŞMANLIĞI AÇ VE İŞSİZ BIRAKIR

ŞADİYE MANAP'TAN MEKTUP VAR

ÇÜNKÜ SANA GÖRE O İNSAN DEĞİL

KÜRTLER ZORU BAŞARDI

SOKAK OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ

KÜRDÜN ÖZGÜRLÜK GÜNEŞİ EFRÎN’DEN DOĞACAK

DESTANSI EFRİN FEDAİ DİRENİŞİNE BİR İÇ BAKIŞ

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (1.BÖLÜM)

75 RUHU AYAĞA KALK!

FAŞİST ŞEF AMED'E GİREMEZ

YÜREĞİMİN SESSİNİ DİNLEDİM (2.BÖLÜM)

ALLAH'IN DEĞİL, ERDOĞAN'IN KÜRTÇE İLE PROBLEMİ VAR

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (3.BÖLÜM)

İSTANBUL, ADANA: DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİN ZORUNLULUĞU

APOCU DEVRİMİN YARATTIĞI YENİLMEZLİK TARİHİ

“DOĞA” ZAMANI

ELEŞTİREL DÜŞÜNCENİN EYLEMSELLİĞİ

KADIN OLMAK SUÇ MUDUR?

GÖÇ YOLLARINDA…

KÜRDÜM “TÜRK VARLIĞINA” KURBAN OLMAYACAĞIM!

ATAKAN MAHİR’İ HATIRLAMAK

İSYAN VE İNTİKAM ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?

KARA GÜNÜN ÇOCUKLARINA!

KOBANE'DEN HESEKE'YE KÜRDÜN DİRENİŞ DESTANI

DEVLET DİNCİDİR VE EN BÜYÜK TARİKATTIR

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (4.BÖLÜM)

TÜRK ORDUSUNUN PKK KARŞISINDAKİ TARİHİ YENİLGİSİ

DAĞLAR ÖZGÜRLÜK MEKÂNIDIR…

AYNI DAVANIN YOLCULARI BABA VE KIZ

“KDP KÜRDÜN KÜRDE SOYKIRIM PROJESİDİR”

“HALKIN,ADALETİ DEVRİMDE ARAYAN SOKAKTAKİ İSYANI”

AŞKIN ADI VİYAN OLMUŞTU

İKTİDARDAN UZAK DEMOKRATİK BİR DÜNYA MÜMKÜN: BİNARÊ QENDÎL

VİCDAN KÖRELMESİNE KARŞI SON BÜYÜK İNSANLIK DİRENİŞİDİR PKK

3. YILINA GİRERKEN, 'EV DER HEFTANÎN E' SLOGANININ ÖYKÜSÜ

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (1.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (2.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (3.BÖLÜM)

PKK KÜRDÜN KADİM ÖZGÜRLÜK RUHU VE ULUSAL ONUR BİLİNCİDİR

BİLGE ÖCALAN'IN EVRENSEL VİCDAN FELSEFESİYLE YÜZLEŞMEK.

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (4.BÖLÜM)

BAHARI KOYNUNDA MAYALAYAN GERÇEK, “ŞUBAT”

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (5.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (6.BÖLÜM)

O PKK’NİN YAŞAYAN RUHUYDU

BAŞKALDIRI BİLİNCİ

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (7.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (8.BÖLÜM)

'CÜRET, DAHA FAZLA CÜRET'

DAHA KARARLI OLMAK LAZIM

DAR Lİ SER KOKA XWE MEZİN DİBE

ADI BÊRÎTAN ZAMANIYDI

ÖZELLEŞTİRİLEN BÖLGESEL İÇ SAVAŞLARA DOĞRU

SEZGİLERİN GÜCÜ

ORTADOĞU'YU YENİ KÜRESEL DENKLEM ÜZERİNDEN OKUMAK

ANLAMIN SİYASİ EYLEM KARŞILIĞIDIR POLİTİKA

KÜÇÜK DERSİM’İN EN BÜYÜK ÖZLEMİYDİ BOTAN

ÖZGÜR İRADE, ÖZGÜR DÜŞÜNCE

SİYAJİN İLE ŞİYAR (1.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (2.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (3.BÖLÜM)

GAME OVER: OYUN BİTTİ PKK ŞAH TC FAŞİZMİ MAT!

SİYAJİN İLE ŞİYAR (4.BÖLÜM)

28 ŞUBAT’IN İKİ YÜZÜ

SİYAJİN İLE ŞİYAR (5.BÖLÜM)

TOPLUMA İLLÜZYON SATMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (6.BÖLÜM)

ÖNDER APO ÖZGÜR YAŞAMDA ISRARIN ADIDIR

SİYAJİN İLE ŞİYAR (7.BÖLÜM)

BEDEL RANTÇILIĞI HALKA AİT DEVRİMİ GASP GİRİŞİMİDİR

ALİŞER VE ZARİFE'Yİ GERİLLA OLARAK ANMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (8.BÖLÜM)

VAKTİNDE KENDİNİ ADAMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (9.BÖLÜM)

8 MART 1857 DEN 8 MART 2022’YE

SİYAJİN İLE ŞİYAR (10.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (11.BÖLÜM)

BOMBALARIN ARASINDAKİ“SESSİZ SAVAŞ!”

DAĞIN DUYGUSU

SİYAJİN İLE ŞİYAR (12.BÖLÜM)

HER TÜRLÜ HAKSIZLIĞA DİRENİŞTİR, NEWROZ

AMED DAĞLARININ SEVDA ÇİÇEĞİ

SİYAJIN İLE ŞİYAR (13.BÖLÜM)

NEWROZLAŞAN HALKLA TARİH KAZANILDI

ROJÎN GEVDA KÜRDİSTAN DAĞLARINA İLMEK İLMEK ÖRÜLMÜŞ ÖZGÜR RUHTUR

SİYAJIN İLE ŞİYAR(14.BÖLÜM)

ÇÖLE SU OLMAK

SİYAJIN İLE ŞİYAR(15.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (1.BÖLÜM)

50. YIL VE ÖNDER APO'YA ÖZGÜRLÜK NEWROZU

SİYAJIN İLE ŞİYAR(16.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (2.BÖLÜM)

PKK KÜRT İNTİKAM TARİHİNİN TOPLUMSAL BELLEK İNŞASIDIR

SİYAJIN İLE ŞİYAR(17.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (3.BÖLÜM)

SİYAJIN İLE ŞİYAR(18.BÖLÜM-SON)

NEWROZ VE GENÇLİK MÜCADELESİ

SESSİZ ÇIĞLIĞI DUYABİLMEK

‘SEYYAR GERİLLA’ CİBİNLİ HÜSEYİN

BAHAR ÇAĞLAR, GERİLLA DAĞLAR

KÜRT HALKI PKK ÖNCÜLÜĞÜNDE NEWROZLAŞIYOR!

İNSANIN KENDİNDEN DÜŞMESİDİR SÜRGÜN

YILDIZLAŞAN SURETİNDEN ANIYORUZ SENİ

KORKU CESARETİN KAYNAĞIDIR

JEOPOLİTİK EKSEN KAYMALARININ YARATTIĞI BELİRSİZLİKLER

DİRENİŞ EMSALİ EGİD YOLDAŞ

KIZILDERE SÖZÜ

ÖZERK ZAMAN VE MOR ARAYIŞLAR

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (1.BÖLÜM)

ANLAMIN HAKİKAT BİLGESİNİ YAŞAMSALLAŞTIRMAK

HERGÜN YENİDEN DOĞMAK

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (2.BÖLÜM)

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (3.BÖLÜM)

YAŞAM GEREKÇEME

“ARTTIRILMIŞ SANAL GERÇEKLİK ÇAĞI”

KİNİK ALDANIŞLAR ZAMANI YARALAR

HALKLARA SAVAŞ AÇANLAR BARIŞ GETİREMEZ

ANLAMIN VE HİSSİN YAŞATTIĞI İNSAN RÊBER APO

GÜLBAHAR’IN GÜLÜŞÜ

NEWROZ HALKI VE İSRAİL’İN TUTUMU

DAĞLI EMEKTAR

ÖNDERLİK ÇİZGİSİNDE ÖZGÜRCE DERVİŞÇE MİLİTANLIK

ALIŞMAK İHANETTİR

SEVDANIN GÜZELLİĞİNDE AÇTIM GÖZLERİMİ

PEOPLE OF NEWROZ AND ISRAEL'S ATTITUDE

SORGULANMAMIŞ YAŞAM YAŞANMAYA DEĞMEZ

SÜRECİ KARŞILAYAN DOĞRU BİR DEVRİMCİ ÖNCÜLÜK ZAMANI

YAŞARKEN ADI BİLİNMEZ FEDAİLERİN...

AY IŞIĞI HAYALET DAĞLARIN ARDINDAN YÜKSELMİŞ

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (1.BÖLÜM)

CEZAEVLERİNDEKİ SALDIRI SOYKIRIM SALDIRISIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (2.BÖLÜM)

KEKİK KOKULU İKİ ÜLKENİN AŞIĞI

“FAŞİZMİN ÖLÜM FERMANINA KARŞI DEVRİMCİ İNTİKAM ZAMANI”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (3.BÖLÜM)

SANAT ELEŞTİRİSİ “ŞAKA DEĞİL!”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (4.BÖLÜM)

ÖZLEMEK

KORKU

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (5.BÖLÜM)

ŞEHİTLERİN İZİNDEN

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (6.BÖLÜM)

PKK’NİN FEDAİ DİRENİŞ MELODİSİ İLE AŞK SEMAHINA DURULUR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (7.BÖLÜM)

ŞEHİT TEKOŞİN

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (8.BÖLÜM)

“MESRUR BARZANİ’NİN YÜZÜNE YANSIYAN YENİLGİ KORKUSU”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (9.BÖLÜM)

HDP KENDİ ÖNÜNE BARAJ KOYMAMALI!

ÖNDERLİK GERÇEĞİNDE HER ANI ÖZGÜR YAŞAMAK ANLAMLIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (10.BÖLÜM)

SAVAŞIN KAYBEDENİ KÜRTLER OLMAYACAK

KÜRDÜN ZAFER İDEASININ DAVUDİ SESİ KARAYILAN'DAN TARİHİ ÇAĞRI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (11.BÖLÜM)

YAŞAMI ÖZÜYLE BULUŞTURMANIN DİLLİ (2.BÖLÜM)

YOLUMUZ UZUN YÜKÜMLÜLÜKLERİMİZ AĞIRDI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (12.BÖLÜM)

GERİLLA'DAN BİR GÜN (1.BÖLÜM)

PKK KÜRT HALKININ JEOPOLİTİK VE JEOSTRATEJİK ÜST AKLIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (13.BÖLÜM)

BU 14 NİSAN FARKLIDIR

GERİLLA'DAN BİR GÜN (2.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (14.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE DAHA YAKINIZ

YİĞİT AMED’İN YİĞİT KIZI

BAŞKA DiLDE ANNE OLMAK (15.BÖLÜM)

FAŞİZMİN KARANLIK DOĞASI VE GEZİ DİRENİŞİNİ LİNÇ DAVASI

BAŞKA DiLDE ANNE OLMAK (16.BÖLÜM)

ELEKTRİKSİZ AMA BOL BOMBALI HAFTA!

SİYASAL İSLAM’IN İFLASI

1200 KERE KATİL VE İHANETÇİSİN KDP

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (17.BÖLÜM)

KORKU CESARETİN KAYNAĞIDIR: SIĞINAK

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (18.BÖLÜM)

BİR HALKIN CANLI KALKANI OLMAK

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (19.BÖLÜM)

YENİ YAŞAMI DOĞURANIN HAVARİLERİYİZ...

KÜRT DEMOKRATİK ULUSAL BİRLİĞİNE DOĞRU

ELLİNCİ YILIN ZAFERİ ZAP'TA KAZANILIYOR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (20.BÖLÜM)

FEDAİ ÇİZGİSİNİN ÖNCÜ KOMUTANI

ŞENGAL VE FERMAN KISKACI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (21.BÖLÜM)

YAŞAMI ÖZÜYLE BULUŞTURMA: XWEBUN

TÜM ZAMANLARIN DENKLEMİ

ESPRİSİ VE SEVECENLİĞİYLE YOLDAŞLARIN EN NARİNİ (1.BÖLÜM)

DENİZLERİ ANMAK, İTTİHATCILARI LANETLEMEK

ESPRİSİ VE SEVECENLİĞİYLE YOLDAŞLARIN EN NARİNİ (2.BÖLÜM)

CAHŞ KÜRTLÜK PROJESİ ZAP DİRENİŞİNE GÖMÜLÜYOR

DERSİM İSYANI, İHANET VE KATLİAM

TÜKÜRDÜĞÜNÜ VEYA MEKAP YALATMAK!

UNUTMAK İHANETTİR (1.BÖLÜM)

UNUTMAK İHANETTİR (2.BÖLÜM)

CESARET KÖPRÜSÜYLE DAĞLARA

UNUTMAK İHANETTİR (3.BÖLÜM)

21’İNCİ YÜZYILIN ÖZGÜRLÜK FELSEFESİ

TEK YOL YİNE DAĞLAR

ÖZGÜR YAŞAM İÇİN UMUDA UMUT KATMAK

TC FAŞİZMİNİN KÜRDİSTAN’DA UYGULADIĞI 3-F STRATEJİSİ

SAMİMİYET…

AY IŞIĞININ ALTINDA KISA BİR GEZİ

GERİLLANIN SESİ, SÖZÜ VE EYLEMİ OLMA ZAMANI

GERÇEK SENSİN EGÎD!

BİR YANILSAMANIN SONU

SESSİZ KALMAK, DÜŞMANI CESARETLENDİRİR, KILICINI KESKİNLEŞTİRİR

OKUMUŞUNUN BİLE CAHİL OLDUĞU BİR ÜLKE DÜŞÜNÜN

DEVLETLE MÜCADELEYE DEVAM

TARİHİ İMRALI VE GERİLLA DİRENİŞ YÜKÜNÜ BÖLÜŞMEK

KDP KÜRT HALKININ BAŞINA GELMİŞ EN BÜYÜK BELADIR!

KIZGIN İKLİM (1.BÖLÜM)

HEVAL AYSEL VE MİZGÎN

DOĞU’NUN DÖRTLERİNE!

KIZGIN İKLİM (2.BÖLÜM)

HAKÎ KARER SEMBOLA FEDAKARÎ Û KEDÊ YE

HAKİ KARER GİZLİ RUHUMUZ

KIZGIN İKLİM (3.BÖLÜM)

HAKİLERİ ANLAMAK

ZAP DİRENİŞİNE KÜRESEL DENKLEMDEN BAKMAK

BENİM ÖLDÜRÜLMEMLE BİNLERCE KÜRT UYANACAK

DÖNEM HAKİ’CE YAŞAMANIN VE ÇALIŞMANIN ZAMANIDIR

DEMOKRASİYİ SAVUNMAK, BARIŞI SAVUNMAKTIR

KÜRTLER VE ÖZGÜRLÜK GERİLLASI ZAFERE DOĞRU KOŞUYOR

ZAMAN İLERLİYORDU, BİZ DE İLERLİYORDUK

NATO KÜRT TASFİYE KONSEPTİ DEVREDE

BASKI VE ŞANTAJ FAŞİZMİ KURTARAMAZ

KADIN, ÖZGÜRLÜĞÜ DAĞLARDA ARAR

ÇAKAL POLİTİKASININ İFLASI

GERİLLA DA YAŞAM BİR SERÜVEN

VİCDANLARI RADİKAL DİRENİŞLE AYAKLANDIRMA ZAMANI

ŞEHİT KASIM ENGİN’İN SÖZLERİYLE KISACA HAYATI

1 HAZİRAN HAMLESİ ULUSLARARASI KOMPLOYU YENME BİLİNCİ VE İRADESİDİR

AKP’NİN TERÖR ÖRGÜTLERİ

HAKARETLERE DUR VE VUR DEME ZAMANI

KÜRT HALKI İÇİN NEYİN SEÇİMİ VE KİMLE NE İTTİFAKI (1.BÖLÜM)

1 HAZIRAN’IN YIL DÖNÜMÜNDE

BÊ XÎRETÎ BÊ NAMÛSÎYE

ÖZGÜR YAŞAMDA ISRAR

KÜRT HALKI İÇİN NEYİN SEÇİMİ VE KİMLE NE İTTİFAKI (2.BÖLÜM)

KÜRT KAPANININ EN TEHLİKELİ KOLU

DERSİM’İN ASİ KADININA

ÖZ VAZGEÇİLMEZİMİZDİR

1 HAZİRAN 2004 HAMLESİNİ NASIL OKUYALIM

HAKİKATİ DOYUMSAMAK

DİJİTAL SERMAYENİN YENİ DÜNYA TASARIMI

YASAKTA SINIR YOK

GENÇLİK; TOPLUMUN ÖZGÜRLÜK ŞAFAĞIDIR

HALKIN DİRENİŞİ KİRLİ PLANLARI BOŞA ÇIKARACAK

KOMÜNALİZM VE DEMOKRATİK ULUS OLMADAN ÖZGÜRLÜK OLMAZ

SİHİRLİ KELİME “YOLDAŞ”

ZAGROSLARIN SANATÇI RUHLU KIZI

PKK İNSANLIĞIN ÖZGÜRLÜK MELODİSİDİR

SOYKIRIMCI ZİHNİYET VE SİYASETE KARŞI

KARAR VER!

KOPUŞ TEORİSİYLE ZİNCİRLER NASIL AŞILIR

ÖZLEM DUYARAK YAŞAMAK

GERİLLA ZAMANI

ERDOĞAN DA MALİYE BAKANI DA 'DOĞRULARI' SÖYLÜYOR

ANLAM VE ÖZGÜRLÜK

YOLDAŞ ACISI SEVDA KOKAR

KÜRTLERİN BİR ULUS OLARAK KENDİ KADERLERİNİ TAYİN ETME HAKLARI VAR

KAPİTALİST MODERNİTENİN TRANSHÜMANİZM ÇAĞI

ZERDEŞT VE ZERDÜŞT ÖĞRETİSİ

ÇOK BİLMİŞLERE MÜJDE!..

BERDEEE BİNE TE ERDEEE!

APOCULUK KENDİNİ EĞİTMEKLE BAŞLAR

NE YAPARSA YAPSIN FAŞİZM İÇİN KURTULUŞ YOK

TÜM KENELERE

İŞGALCİ TÜRK DEVLETİ VE İŞBİRLİKÇİ KDP'NİN AMAÇLARI

APOCU KÜLTÜR YENİ YAŞAM DEMEKTİR

PKK’LİLİK EN YÜCE ONURDUR

AŞİKARDIR BRE TERESLER

ORTADOĞU’DA KAOSUN ROTASI YENİDEN İRAN VE IRAK

KİMYASALLARLA KAZANILMAYA ÇALIŞILAN KİRLİ SAVAŞ

GEMLİK YÜRÜYÜŞÜ ÜZERİNE…

İÇİMİZDE SOLMAYAN ŞAHMARANLAR’A

ÖLÜMDEN YAŞAMI YARATANLARIN DÜELLOSU

30 HAZİRAN ARİFESİNDE

DÜŞMANA SALDIRIRKEN BİNEVŞ EGAL’LERİN GÜLÜŞÜNÜ DÜŞÜNÜN!

ŞEHİTLERİN İZİNDEN YÜRÜMEK

HEDEF ÖZGÜR İNSAN

PKK İLE TANIŞMAK ÖZGÜRLÜK İLE TANIŞMAKTIR

PUSUYU YARMAK

BİNLERCE YILA YAYILAN İSİM; ZİLAN

ÖNDER ÖCALAN'A YİNE YALVARACAKSINIZ!

GİZEMDİR DEVRİMCİ OPERASYONLAR…

ARARAT’IN SERHILDANI

ZAP SAVAŞI VE FAŞİST ŞEFLERİN SONU

ZİLAN DERİNLEŞMİŞ BİR BELLEKTİR

CELAL BAŞKALE– MAHİR KOÇ YOLDAŞIN ANISINA

ÖZGÜRLEŞMEKTEN BAŞKA KURTULUŞ YOKTUR

PKK MİLİTANLIĞININ ÖZÜ: SORXWİN

CİHAN VE HÜSNÜ'YÜ HATIRLAMAK

ANILARA YOLCU OLMAK

UMUT ZAP'TA ZİLANCA DİRENEN APOCU FEDAİLİKTİR

IRKÇILIĞIN SIRADANLIĞI

KIZIL ZAMANLAR

AMED’İN ANDOK’U

KÜRDİSTAN’DA GENÇLİĞİN SÖMÜRGE DÜZENİYLE HESAPLAŞMASI; ZAP SAVAŞI

KÜRT HALKI ÖZGÜRLÜĞE/ ZAFERE KOŞUYOR

FEDAİLEŞEN GERİLLA VE HALK YENİLMEZDİR

BAŞKANIM!

SOSYALİZM'DE DEVLETE YER YOKTUR

ZİLANCA FEDAİLİK MİLİTANLAŞIYOR, EYLEMSELLEŞİYOR

BİR ÜLKENİN COĞRAFYASI

KÜRDİSTAN HAVA SAHASI VE TEKNOLOJİK SOYKIRIM ARAÇLARI

PKK HER TÜRLÜ SÖMÜRGECİLİĞE VE İHANETE KARŞI ASLA YENİLMEYEN TARİHİ İNTİKAM HAREKETİDİR (1.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL ÖZGÜRLÜĞÜ YARATANDAN GEÇER

PKK HER TÜRLÜ SÖMÜRGECİLİĞE VE İHANETE KARŞI ASLA YENİLMEYEN TARİHİ İNTİKAM HAREKETİDİR (2.BÖLÜM)

ÖZLEMEK

BİR FEDAİ DESTANIDIR ŞEHİTLER

FEDAİLEŞEN KADIN GERÇEKLİĞİNDE ZAFERE DOĞRU

YİNE BİR U DÖNÜŞÜ…

ÖZ SAVUNMA BİLİNCİ TEMELİNDE DÜŞMANA KARŞI SAVAŞMAYAN MANKURTLAŞTIRILMIŞ İNSANDIR

MANEVRA YAPMAK

BİR GERİLLA VURULDUĞUNDA HER ANANIN YÜREĞİNDEN BİR PARÇA KOPAR

ONDA GÜÇLÜ BİR GENÇLİK POTANSİYELİ VARDI

KAPİTALİZMİN ÇÖKÜŞÜNÜ ABD’NİN ÜÇ NATO’SU DA ÖNLEYEMEZ

ÖZEL SAVAŞ OYUNLARI ANCAK GERİLLA ÖNCÜLÜĞÜNDE MÜCADELE EDEREK BOZULUR (1.BÖLÜM)

DAĞLAR AŞKIN ANLAM BULDUĞU MEKANLARDIR

JEOPOLİTİK DENGELER AÇISINDAN KÜRDİSTAN

SİSTEM İÇİ MUHALEFET ÖZEL SAVAŞ HÜKÜMETİNİN KOLTUK DEĞNEĞİDİR (2.BÖLÜM)

ZİLAN ÇİZGİSİNDE TANRIÇALAŞMAK

BAŞKAN APO’NUN YAŞAMI DIŞINDA YAŞAM MÜMKÜN DEĞİLDİR

GERİLLA KİMYASAL SİLAHA DİRENİYOR, YA BİZ!

FEDAKÂR BİR DEVRİMCİ: ŞEHİT HELMET

BU HDP ÇÖZER

DİRENİŞ TARİHİNİN ÖZNESİ DAİMA KADINLAR OLMUŞTUR

HEKİMLİK YEMİNİ DE BİZİMDİR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DE…

KÜRDİSTAN’IN GÜZELLİKLERİ

SUSMAK YOK ARTIK, HAYKIRMAK VAR

KÜRDÜN ÖZGÜRLÜK ATEŞİ İŞGALCİLERİ YAKACAK

RUHU GENÇ, İNANCI SONSUZ APOCU MİLİTAN: BARAN MAWA

MİSAFİR

TÜRKİYE’DE ZİNDANLAR SAVAŞ VE MÜCADELE ALANIDIR

YAŞASIN ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN İÇİN ÖLÜMSÜZLEŞEN ŞEHİTLERİMİZ!

ANLAM, DUYGU VE EMEK GÜCÜNÜ BİRLEŞTİRMEK

14 TEMMUZ RUHU DİRENİŞ RUHUDUR

BÜYÜK KARAR VE DİRENİŞİN KIRKINCI YILDÖNÜMÜ

BİR HALKIN YARASINA KOŞAN YEŞİL GÖZLÜ TÜRKMEN KIZINA…

ÜNİFORMALI ŞİDDET AĞINI ÇÖKERTMEK!

PANAVA NOKTASINDA MEVZİLENME

KISA BİR YOLCULUĞUN SONUNDA

SINIRLARI GEÇERKEN...

DÜN SRİ LANKA RAJAPAKSA, BUGÜN SIRA FAŞİST ŞEF ERDOĞAN'DA

GÜNEŞE ULAŞAN ÇİÇEK

KARANLIĞI ATEŞE VER DAĞLARA GEL!

TC’NİN NATO’DAKİ YENİ GÖREVİ İŞGALCİLİKTİR

UMUT ZAP’TAKİ GERİLLADA

GÜÇLÜ, KARARLI VE CESUR BİR KOMUTANDI

….VE BEN LEYLA’YIM, MECNUN’DAN ÖTE BİR LEYLA!

BİZİ HALAYA ÇAĞIRIR GOVENDÊ

ROJAVA DEVRİMİ ÇEKİM MERKEZİ OLMAYA DEVAM EDİYOR

DEVRİM’İN FIRTINALI KİŞİLİĞİ; ÇİYA AMED

GERİLLADAN ULAŞ ADALI ANISINA…

PKK ŞEHİT AMARA TOLHİLDAN'I ANDI

SRİ LANKA, TÜRKİYE: BİR MÖDELİN İFLASI

VARLIK VE YOKLUK SÜRECİNDE GENÇLİK ÖNCÜLÜK ROLÜNÜ OYNAMALIDIR

VİYAN SORAN’IN İZİNDEN GİDEN AY YÜZLÜ BERFÎN

VE AY IŞIĞI ALTINDA ÖNDERLİK SAHASINA DOĞRU…

KATLİAMLARIN NEDENİ SOYKIRIMCI ZİHNİYET VE SİYASETTİR

ÖNDER APO HAKİKATİ

ÇOK BİLMİŞLERE MÜJDE!..

BU KAÇINCI AMARA?

ÖZGÜR KÜRDİSTAN’I MÜJDELEYEN RUH

BENİ BAĞIŞLAYIN (1.BÖLÜM)

HER İHANETİN BEDELİNİN ÖDETİLECEĞİ KAÇINILMAZ BİR HAKİKATTİR

BENİ BAĞIŞLAYIN (2.BÖLÜM)

GERİLLA VE OPERASYON

BENİ BAĞIŞLAYIN (3.BÖLÜM)

BUGÜNDE YAŞAR ENZİLXALAR (1.BÖLÜM)

SANATÇI UZAKTAN İZLEYEN DEĞİL, HALKININ İÇİNDE BİREBİR YAŞAYAN OLMALIDIR (4.BÖLÜM)

BUGÜN DE YAŞAR ENZİLXALAR (2.BÖLÜM)

ALIŞMAK İHANETTİR

EN GÜZEL YOLDAŞLARI ANARKEN

DAĞLARDA YAŞAMIMIZ AYRILMALAR VE KAVUŞMALARLA VAR OLUYOR (5.BÖLÜM)

BENİ BAĞIŞLAYIN - VE ANLIYORUM Kİ BİR TEK IŞIK AYNI ANDA VE HER YERDE OLABİLİYOR (6.BÖLÜM)

BÊ XÎRETÎ BÊ NAMÛSÎYE

DEVRİMCİ EDEBİYATI AKTİF MÜCADELE İÇİNDE GELİŞTİRDİ

YOL VE YOLDAŞLIK…

AVAŞÎN’DE GERİLLA OLMAK

AKP’NİN SON ÇIRPINIŞLARI

HALKLARIN ÖZ İSYAN GÜCÜ İŞGALCİLERİ DURDURUR!

YAŞAMIYLA HALKINA BÜYÜK MİRAS BIRAKAN KOMUTAN

ASIL EMEK HESAPLANAMAYANDA, ÖLÇÜLEMEYENDE GİZLİ DEĞİLMİDİR? (7.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE VERİLMİŞ BİR ÖMÜR

KADIN SESİNDE SAKLIDIR ÖZGÜRLÜK DÜŞÜ!

KİMİN GÜCÜ TAŞIR DÜNYA VE GÖKYÜZÜNÜ AYRI AYRI? (8.BÖLÜM)

HAKİKAT, PKK’NİN ADALETİDİR!

BİLİYORMUSUN, BEN GÜLMEYİ DAĞLARDA ÖĞRENDİM…(9.BÖLÜM)

İKİ KİŞİYİ BİR ARAYA GETİREMEYEN İKTİDAR

MEMO VE DİLLERE DESTAN CESARETİ

İLK BİNEVŞ'İ TANIDIM… (10.BÖLÜM)

TARİHİN GÖLGESİ VAR ÜSTÜMÜZDE!

YAŞAMIN ADI, İNSANIN ÖZÜ SEVGİNİN YÜREĞİDİR

YENİ BİR 15 AĞUSTOS’A DOĞRU

BİR SIZI GELİP ÇARPTI KALBİME…(11.BÖLÜM)

MOR DAĞLARIN YILDIZINA

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUN KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (1.BÖLÜM)

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (2.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞMAK

ŞİİR DOSTLUKTAN DOĞAR… (12.BÖLÜM)

İMRALI’DA NATO TASDİKLİ İMHA PLANI DEVREDE

ATAKAN MAHİR’İ HATIRLAMAK

ÇÜNKÜ BU GENÇ HEWRAMAN KALBİMDEN GEÇENİ SÖYLÜYORDU (13.BÖLÜM)

DOST BAHARI

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN ERUH BASKINI (3.BÖLÜM)

‘DAĞLARA KOŞMANIN ZAMANIDIR’

GERİLLA MUCİZESİ

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUN KORKMAZ’IN KALEMİNDEN ERUH BASKINI (4.BÖLÜM)

EN GİZEMLİ KADINLAR (14.BÖLÜM)

15 AĞUSTOS RUHU ZAMANIN BELİRLEYİCİSİ OLDU

GERÇEKLEŞTİRDİĞİM HER ŞEY SANA ULAŞMAK İÇİNDİ…(15.BÖLÜM)

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (5.BÖLÜM)

15 AĞUSTOS FEDAİLERİN AGİT’LERİN GÜNÜDÜR

ÇÜNKÜ SESİN BÜTÜN BU ZAMANI DOLDURUYOR (16.BÖLÜM)

MAZLUMU DEĞİL ZALİMİ DURDURUN!

15 AĞUSTOS ATILIMI (1.BÖLÜM)

KALBİME IŞIK TUTACAK İZLER

15 AĞUSTOS ATILIMI (2.BÖLÜM)

MERHABA SANA YOLDAŞIM…

NUSAYBİN’İN İSİMSİZ KAHRAMANI "KÜÇÜK DELAL"

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (1.BÖLÜM)

HAKKI VERİLMİŞ BİR YAŞAM–ENGİN SİNCER

KENDİSİNİ EMEKLE VAR EDEN BİR APOCU DERVİŞ; ŞEHİT RİZGAR AMED

DEVRİMCİ TUTUM (1.BÖLÜM)

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (1.BÖLÜM)

EN SEVDİĞİMİZ OYUN SAKLAMBAÇTI

‘ZAMANA DAİR’ ÜÇLEME

OTUZ DOKUZUNCU YIL VE GENÇLİK

KÜRT HALKINA YÖNELMİŞ JEOPOLİTİK TEHDİTLER

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (2.BÖLÜM)

21.YÜZ YILLIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VERENLERE

ÖZGÜRLÜK SİLAHI HEPİMİZİN ELİNDEDİR

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (3.BÖLÜM)

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (2.BÖLÜM)

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (4.BÖLÜM)

YİTİRMİŞ İNSANLIĞINI ARAYAN BİR MARATONCU…..

DENİZİNİ DAĞLARA AKITAN GÜLNAZ!

SEVDA SERÜVENİ

TÜM ZAMANLARDA ÇOĞALARAK EVREN OLDU

KÜRDİSTAN GENÇLİĞİ ÜZERİNDE BÜYÜK BİR ETKİ BIRAKAN ŞEHİT ALİ ÇİÇEK ANISINA

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (5.BÖLÜM)

HAVRİTA: IRKÇI-TÜRKCÜ ZİHNİYETİN ANATOMİSİ

ADAR EFRÎN VE ARKADAŞLARI

WELAT’IN YÜREĞİ

ZAMANİ NİYE GÜZELDİR?

KIMILDA DA KURTAR ŞU ONURUNU

BARIŞ YOKSA DEMOKRASİDE YOK

ŞEHİRLER BANA BİR TUZAK

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (3.BÖLÜM)

YAŞAM OLURDU SENİN ADININ KARŞILIĞI; TOPRAK

ORTADOĞU’DAKİ KRİZLERİ KÜRT ÖZGÜRLÜĞÜ ÇÖZER

KOMUTAN İSLAM VE GEVER

SEVDA SERÜVENİ (2.BÖLÜM)

DİRENGEN REFLEKS SERDEM AMED YAZILARI (1.BÖLÜM)

HEVAL ALİ’Yİ KURTARIN!

KÜRDİSTAN DAĞLARININ GÜLER YÜZLÜ YOLDAŞI

SEYYİD NESİMİ,ZAHİDİN BİR PARMAĞINI KESSEN DÖNER HAKK'DAN KA

ÖZLEM TAŞIYICILARI…

FİLİPİNLER’DE BİR EFSANE: MAİTA GOMEZ

BARIŞ MÜCADELESİNİN ACİLLİĞİ

TÜM SINIRLARI YIKARAK KUZEY'E DOĞRU

GERİLLA FAŞİZMİN BURNUNU SÜRTÜYOR

CENG MEYDANINDA DOKTOR OLMAK

ELİN NAMLUDA VE UMUTSUN

DİRENGEN REFLEKSLER SERDEM AMED YAZILARI (2.BÖLÜM)

HALLAC-I MANSUR

BİLDİK BAKIŞLAR DEĞİLDİ 14 TEMMUZ

BİTMEYEN DARBE; BASTIRILAMAYAN DİRENİŞ: 12 EYLÜL

VURDUKÇA KAZANMA İNANCI

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (4.BÖLÜM)

TOPRAK DA BİLİR, GERİLLA BASTIĞINDA ÇİÇEKLER BİTER

HER YERDE EYLEM

SOYTARINIZI SEVİN

SEVDA SERÜVENİ (3.BÖLÜM)

GERİLLAYI BAHARDA GÖRMEK

ZİRA DEVRİMSEL SÜREÇLERİN OLMAZSA OLMAZI

DİRENGEN REFLEKS SERDEM AMED YAZILARI (3.BÖLÜM)

YAŞAM KENDİ İPEK TENİNDE ÖZENLE DOKUMUŞTU ONUN YÜREĞİNDE

TÜRKİYE’NİN ÖZETİ: İSTANBUL-CUDİ

DİSTOPYALARI YIKAN KADINLAR

TOPRAĞIN BEREKETİ

UMUT, DOĞU'DA VE KADINDA

İRAN İSLAM DEVRİMİNİN SON KAVŞAĞI

İKİ KAHRAMANIN YOLDAŞLIĞI

SERDEM AMED YAZDI/ İŞGALE UĞRAMIŞ ÜLKEDE İSYAN EN BÜYÜK İBADETTİR!

ÜÇ ZEYNEP’İN MİRASIYLA YÜRÜYOR

HALK BAHRINDA YEŞEREN ÇİÇEK

FEDAİ EYLEM LİBERAL GAFLETİ NETLEŞTİRMİŞTİR

KAVGAMI PAYLAŞAN YÜREĞE

İÇİNDEKİ SEVDA ATEŞTEN BİR KIVILCIMDIR

HER BİR ADIMDA FEDAİLİĞE YÜRÜRKEN

ÖNDER APO’YU ZİLANCA SAVUNMAK

GELİYE ZİLANDA DİRENİŞ TOHUMLARI

FEDAİ EYLEM PARADİGMA ÇİZGİ SAVAŞI ÇAĞRISIDIR

GÜNEŞE YOLCULUK

DAĞLAR AŞKIN ANLAM BULDUĞU MEKANLARDIR

ROZALARIN, SARALARIN İZİNDE NAGİHAN AKARSEL

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK (2.BÖLÜM)

ÖNDER ÖCALAN DEVRİM ÇAĞINI DOĞRU ANLAMAK

9 EKİM KOMPLOSUNA KARŞI MÜCADELE ÇİZGİMİZ

DEVRİMCİLİĞİN VE YURTSEVERLİĞİN TEMEL İLKESİ

ÖZGÜRLÜK ZAMANINDAYIZ

BİR YERDEN BAŞLAMALI

DAİMİ BİR BAHARDIR GERİLLA

SERDEM AMED ARKADAŞIN VEDA YAZISI

DAĞLARI GİBİ YÜREĞİ DE İNANÇ MABETİDİR

GAZETECİLİK, BASIN VE HABERCİLİK ÜZERİNE...

SONUCU KADINLAR VE HALKLAR BELİRLEYECEK

KÜRT KADINININ GÖRKEMLİ VE DESTANSI DİRENİŞİNE TANIKLIK ETMEK

KERKÜK'TE YENİ OYUNLAR

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK (3.BÖLÜM)

HER ŞEY MAVİ OLACAK…

BİR TÜRKÜDÜR BERİTAN EZGİSİ DİLDEN DİLE DOLAŞAN

UĞUR BÖCEĞİ OLMAK

UMUT YOKSA, GERİ KALAN“KADERİN” PLANIDIR…

ŞEHİTLERİMİZİN VASİYETİ…

ÖNDER APO VE GERİLLAYLA BÜTÜNLEŞME ZAMANI

GÜLÜŞÜN ASILI ÇARÇELLA ŞAFAĞINDA

DİYARBAKIR CEZAEVİ’Nİ “KAPATMAK”

GERİLLA YAŞAMINDAN KESİTLER

DEMOKRASİ“AĞAYA BELEŞ”

TC ÇETE DEVLETİ ÖRGÜTLÜ KÖTÜLÜK YUVASIDIR

BOYUN EĞMEMEK VE DİK DURUŞ ÜZERİNE

DAHA FAZLA CESARET DAHA ÇOK ÇABA

HÜZÜNLÜ BAHARIN ERKEN YOLCULARI

​​​​​​​1 KASIM İNSANLIĞA MAL OLMUŞ BİR GÜNDÜR

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (1.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (2.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (3.BÖLÜM)

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK(4.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (4.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (5.BÖLÜM)

DEVRİMİN AKTİF RİTMİ VE PASİF RADİKALİZM FURYASI

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (6.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜK FELSEFESİNİN FEDAİSİ

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (1.BÖLÜM)

KADIN ORDULAŞMASININ ÖNCÜLERİNDEN

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (2.BÖLÜM)

BERİTAN; İHANETE BOYUN EĞMEYEN ÇİZGİDE YÜRÜMEKTİR

KİMYASAL SİLAH KULLANAN DEVLETÇİ SİSTEM VE KÜRTLER

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (3.BÖLÜM)

KÜRT SOYKIRIM SAVAŞININ FİNALİNE DOĞRU

ADANMIŞLIĞIN EN GÜZEL TİMSALİNE…

GERİLLA YAŞAMINDAN KESİTLER

HEVAL Û HIRÇ

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (1.BÖLÜM)

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (2.BÖLÜM)

IŞIK HÜCRESİNDEN BİR PARÇA

BEDENLEŞEN RÊBER APO HAKİKATİ

DEVRİMİN AKTİF RİTMİ VE PASİF RADİKALİZM FURYASI

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (3.BÖLÜM)

CEJNA VEJÎNÊ Lİ ME TEVA PÎROZ BE!

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (4.BÖLÜM)

HALKIN DOĞAL ÖNDERLERİ ÖLMEMELİDİR

MAZLUM DOĞAN’IN BATMAN GÜNLERİ