MİLİTAN DİLSİZ KONUŞANDIR
MİLİTAN DİLSİZ KONUŞANDIR
0 Yorum
1153
12-10-2021

Öyle bir sistemde yaşıyoruz ki, insan zamansızdır. Mekanı bile sınırlıdır. Önderlik “şimdiye sıkıştırılmış bir yaşam gerçekliğinden” söz eder. Tüm geçmişiniz ve geleceğiniz “şimdi” olmuşsa ki günübirlik yaşam bu anlama gelir. O zaman geçmişten ve gelecekten tümüyle kopmuşsunuz demektir. Geçmişten kopanın geleceği de yoktur. Ve günümüz dünyasındaki insan biraz da böyle bir insandır. Bu gerçekten de çok acıdır. Bu sistemin içindeki bir insanın en uzak geçmişi “dün” ile sınırlıdır. En uzak geleceği de “yarın”dır.

Marx’ın çok çarpıcı bir sözü vardır: Bugüne dek filozoflar dünyayı yorumlamakla yetindiler fakat aslolan dünyayı değiştirmektir. Söz deyince akla Önderlik gelir. Ben Önderliği kuşkusuz bir filozof olarak değerlendirmiyorum. Onu da içeren ama bir siyaset insanı ve siyasi bir insan bu açıdan hakikatin temsili olan bir insan olarak değerlendiriyorum. O açıdan sözün temsili O’dur. Önderlik deyince akla söz gelir. Sözün gücü ve tanrısallığı gelir. O’nu izleyenlere düşen görev ise sözü almak ve sözle beslenmek, O’nu içselleştirmek ve O’nu bedene kavuşturmaktır. Bu yönüyle gerekli olan budur ve uygulama gücüdür. Ben bu açıdan ve özellikle uygulama konusunda Önderliğin ciddi eleştirilerine muhatap olduğumu belirtmek isterim. Ben, Önderlik gerçeği üzerine bir yazı yazmıştım. Aslında yazının girişinde tasavvuftan yola çıkarak ve bana göre ilginç ve çarpıcı gelen bir değerlendirmede bulunmuştum, daha doğrusu aktarmıştım. Orada kişinin özellikle izleyici konumunda olan, takip eden insanın “konuşan dilsiz deli” değil, “dilsiz konuşan” olması gerektiği ifade edilir. Militan, aslında dilsiz konuşandır. Tasavvufta hep şunu ifade ederler. Gönül çeşmesinin açılması için öncelikle dil çeşmesinin kapanması gerekir. Bunun bir anlamı da şudur; özellikle burada sözün gücüne atıfta bulunmak istiyorum. Gönül çeşmesini açanda sözdür. Kimin sözüdür? Tabii burada anahtar konumunda olan Önderlik gerçeğidir. O militandaki gönül çeşmesini açar. Gönül çeşmesi dolunca dilden çıkan da gönül çeşmesindekiler olur. Bu konumdaki kişi eğer böyle yaparsa konuşan dilsiz deli konumundan çıkar. Böyle bir konumda olan yani izleyici konumunda olan, mürşidi izleyen konumda olan insanın durumu davranışta kendisini belli eder. O belki de hepimizi anlatır. O açıdan bütün yoldaşları ve kendimi de katarak ifade edeyim, militanın duruşu konuşmak ve söylemek istediğini sözün diliyle değil de hal diliyle ifade etmesinden kendini gösterir. Duruşuyla hal yolunu yani çözüm yolunu gösterir. Kişiliğiyle kendini çözüm haline getirir. Bu da yapmak eyleminde ifadesini bulur. Yani militan yapmak demektir. Burada önderliğin çok çarpıcı bir değerlendirmesi var. Özellikle hakikat savaşçısını, onun militanını tanımlarken üç kavramı bir arada değerlendirir. Aralarında “ve” yoktur, üçü bir birine bağlıdır ve tek süreçtir. Fikir, zikir ve eylem sürecidir. Bunlar birbirinden ayrı şeyler değildir. Anlam dile gelince söze dökülür. Söz dilde ifadeye kavuşur, başka insanlarla buluşur. Bu anlamda söylersek bizim konumuzun bir boyutu da şu olmalıdır; Önderlik sözünün taşıyıcısı olmak. Buna dini literatürde havari adını takıyorlar. Havari, “sözü taşıyan” demektir. Taşınan söz, Önderliğin sözü. O’nun sözü üzerine söz söylenmez. O açıdan O’nun sözüyle yeterince beslenmişsen, bu söz sende somutlaşmışsa, bedenleşmişse, sende bir form ve yapı kazanmışsa, düşüncen kuşkusuz daha etkili olur. Yani Önderliğin düşüncelerini daha iyi taşıyabilirsin. İnsan niye sözü başkasına aktarır? Başkasını o söze kazanmak için. Bir yerde bunun adı propagandadır. Sözü başkalarına götürmek, propagandayla o insanları kazanmak ve onları örgütlemek, onları örgütlü bir güç haline getirmektir. Propaganda alanı aslında örgütlenme ve örgüt ortaya çıkarma alanıdır. Yani sözün bedenleşmesi odur. Ortaya çıkan beden, eylemleşir. Kaçınılmaz olarak eyleme geçmek durumundadır. Canlılık hali, eylemlilik halidir. Bu da esas itibariyle somutta işte kendisini ifade eder.

“Politika toplum için en yararlı iş bulma eylemidir.”;

İş burada önemli bir kavramdır. Yani politika deyince iş akla gelir. Şimdi eylem ya da emek gerçeği, bir yerde bir değer ifade eder kuşkusuz, hep emekten ve değerden söz ederiz. Başka canlı türlerine baktığımız zaman canlı olan bir varlık mutlak surette eylemde bulunuyor demektir. Mesela bir hayvan da eylemde bulunur. Emek harcar yani. O açıdan belirleyici olan burada emek değildir. Belirleyici olan iştir. Doğada iş bulmak ve yaratmak doğadaki insan farkını işte burada ortaya koyar. İşlemek önemlidir. İşlemek kelimesi bile “iş”ten gelir. Doğada olan her şeyi işlemek, yani yaratıcılığı öyle ortaya koymak. Yani emeği işe dökmek, iş ile emeği birleştirmek, böylelikle insanlaşmasını kanıtlayabilmek. Politikliğin, politik karakterin ahlaki değerlerle birleşmesi ikisinin toplumsal gerçekliği ifade etmesi böyle somutlaşır. Biz hep toplumsal gerçeklikten söz ediyoruz. Aslında hakikatin orada olduğunu, özgürlüğün orada gerçekleştiğini bireysel özgürleşmenin de mutlak surette toplumsal yaşamın toplumsal gerçekliğe bağlı olduğu orada vücut kazandığını ifade ediyoruz. Ama bu da soyut bir şey değildir. İş olmadan toplumsal gerçeklikten söz edilemez. İnsanlar rastgele eğlenmek için bir araya gelmezler. Esas itibarı ile iş yapmak için bir araya gelirler. Çünkü, çalışmak iş yapmaktır. İş kavramı bu noktada önemlidir ve Önderliğimizin bu çerçevede politikayı tanımlaması son derece çarpıcıdır. “Politika toplum için en yararlı iş bulma eylemidir.” Bu kolay bir iş değil. Belki de bizim pratikte en çok zorlandığımız hususlardan biri budur. Önderlik en çarpıcı işleri önümüze koymuştur. Doğru olan budur. Önderlik soyut sözcüklerle konuşmuyor, somut projelerle konuşuyor. Proje demek, yapılması gereken, planlanan iş demektir. Ondan sonra geriye kalan, planlamadır. Özgürleşme bu projenin hayata dökülmesiyle, onun uygulamaya geçmesiyle gerçekleşir. Bu açıdan iş tanımı önemlidir. Tabi topluma da gidebilmek. Bu çerçevede topluma da propaganda yapabilmek, örgütleyebilmek gündeme geldiğinde, toplumun önüne, bir araya gelen insanların önüne somut bir iş konulur. Ve bu iş en genel tanımıyla toplumun yeniden canlandırılmasıdır, yeniden inşasıdır. Toplulukların inşasından başlayarak Demokratik Ulus’un inşasına gidebilmektir. Ve bunun kendisi özgürlüktür. Eskiden özgürlük deyince çok fazla soyut düşünürdük. Soyutlama değersiz değil, çok büyük değer ifade eder. Aydınlanmanın soyutlama gücüne bağlı olduğunu biliyorum ama soyutlama anlamda, anlam gücünde rafineleşme, hemen onunla birlikte de bu anlamın pratikte form kazanması, oluşma ve yapılaşma anlamına gelir. O açıdan önemli olan, kuşkusuz uygulamadır.

Özgürlük konusunda yanılgılarımız çoktur. Bu biraz da kapitalist liberal ideolojinin yarattığı büyük tahribatlara, etkisinin büyüklüğüne bağlıdır. Hiçbirimiz bu ideolojinin etkisi dışında olduğumuzu veya en azından bu etkiyi hiç yaşamadığımızı iddia edemeyiz. Bu yaşama bakış açımıza yansıyor. Mesela liberalizmin özgürlük anlayışı nedir? Bu özgürlük anlayışı genellikle negatif özgürlük anlayışı olarak bilinir. Somut ifadesini belki de iki kelimelik bir cümlede bulur. ‘Bana karışma’. Yani özgürlük bu. Ben istediğimi yapabiliyorsam özgürüm. Dikkat ederseniz bana karışma deyişi aslında bir toplumsal gerçekliği, onun bağlayıcı birçok özelliğini ve karakterini reddetmektir. Bu özü itibariyle özgürlüğü reddetmektir. Yani toplumsal gerçeklik bireyin önünde engeldir. Dolayısıyla birey ile toplum çatışmalıdır ve birey toplumu alt ettiği ölçüde kendi özgürlüğünü kazanır biçimde bir yaklaşım var.

Bireyleşme olmadan toplumsal gerçeklik yeniden inşa edilemez;

Tabi, ona birey de denilemez. Zaten o bireycilik olarak tanımlanıyor. Ama burada toplum ile bireyin çatışma halinde olduğu aslında toplumsal gerçekliğin bireyin özgürlüğünü engellediği algısı var. Böyle bir durum toplumdaki çarpıklığı ifade eder ve bunu düzeltme görevi gene bireye düşer. Burada bireyin rolü gerçekten büyük ölçüde öne çıkar ve bu anlamda bireyselleşme çok çok büyük değer taşır. Çünkü bireyselleşme olmadan toplumsal gerçeklik yeniden inşa edilemez. Çünkü toplumsal gerçeklikler, inşa edilmiş gerçekliklerdir. İnsan eliyle inşa edilmiş gerçeklikler, süreç içerisinde değişmek zorundadır. Ama toplumsal gerçeklikte donmaya yakın eğilimler vardır. Yani statik bir hal alma, değişim ve dönüşüme karşı direnme noktasına gelişme mümkün olabilme ve bu noktada bireyin gücü devreye girer. Burada değişim ve dönüşümün önünü açacak olan yine de özgür bireydir. Gerçekten anlam gücünü kendisinde en yoğun şekilde geliştirmiş olan bireydir. İkisi arasındaki bütünlük bu açıdan son derece önemlidir. Öncü sıfatı da zaten buradan doğar. Burada bireycilikle ve bireysellik kavramlarını karıştırmamak gerekir.

Belki de evrende farklı kavramı büyük önem taşır. Örnek verilebilir, mesela bir toplum olgusundan söz ettiğiniz zaman tek bir olgudan, homojen bir yapılanmadan söz etmiyorsunuz. Bir toplum olgusu sayısız topluluğu akla getirir. Doğru ve sağlıklı olan toplum, sayısız topluluktan oluşan toplumdur. Farklılıkların bütününü ifade eder. Çoklukların birliğine işaret eder. Her bir farklılık aynı zamanda kendi başına bir özgünlüktür. Bir örneği daha yoktur. Birey de bu anlamda farklılığa tekabül eder. Her birey bir diğerinden farklıdır.

Kendini bilmek, kendi farkına varmaktır;

Şu anlamda, özgürlük dediğimiz şey sadece insana mahsus değildir. Evrendeki her zerrede bir özgürlük eğilimi vardır. Canlı olan her zerrede mutlak surette bir özgürlük eğilimi vardır. Bir zihinsel güç vardır. Yani içerisinde hareket ettiği bir yapı vardır. Bu üçü bir araya gelmeden zaten varlıktan söz edilemez. Ama özgürlük en üstte ilkinde gerçekleştirir. Zirvesini hangi varlıkta bulur? İnsanda bulur kuşkusuz. İnsan bu anlamda evrenin amacıdır da. Günlük en yoğun haliyle insanda ifadesini bulur. Hakikat insanda yoğunlaşır çünkü insanın kendisi de tüm gerçekliklerin toplamıdır. Evrende oluşun ilk canlı varlıktan tutun maddi ve manevi olan her şeyi canlı belirtisi gösteren varlıktan insana gelinceye kadar var olan tüm canlıların özellikleri insanda somutlaşır. İnsan matematik bir toplam değil öyle ele alamayız. Eğer özgürlük kendini bilmeyle bağlantılıysa ve her varlıkta bir özgürlük eğilimi varsa o zaman her varlık kendini bilmek ister. Kendini bilmek, kendi farkına varmaktır. Kendi varlığını çarpıcı bir biçimde ortaya koyabilmektir. Böyle olunca şunu görüyorsunuz: evrende hep basitten karmaşığa, alt seviyeden üst seviyeye doğru bir evrensel gelişim vardır. Henüz hücre olamamış bir varlıktan en görkemli bir canlı türüne ulaşıyorsunuz. Oradan en görkemli bitkiler alemine, ardından hayvanlar alemine geçiyorsunuz ve son olarak insan ortaya çıkıyor. Bunlar hep birbirinin devamı olan unsurlardır ve birbiriyle bütünlük içerisindedir. Hep biri diğerinin üst aşamasıdır. Mesela hayvanlar aleminin ortaya çıkışının koşulu bitkiler alemidir, bitkiler alemi olmadan hayvan olamaz. Önderliğin çok çarpıcı bir değerlendirmesi vardı, “Çünkü ilk hayvanın yiyebileceği başka bir hayvan yoktur.” Dolayısıyla bitkiler olmadan varlık olarak kendisini sürdürebilmesi mümkün değil. O açıdan evrensel oluşumu büyük tesadüflere bağlamak ve her şeyi rastgelelikle izah etmek mümkün değildir. Oluşum zihni akla getirir. Dolayısıyla canlılar âleminde mutlak surette bir zihin vardır. Belki de başlangıçta bu zihinsel seviye biraz daha geri görünebilir ama süreç içerisinde zihinsel gelişme de evrimleşerek insanda en üst boyuta ulaşır. Önderliğin çok çarpıcı bir belirlemesi var: “Yaşamı anlamak isteyen insan dışında her canlı ve cansız varlık sadece kendi anlarını yaşar.” Bunun anlamı şudur; insan dışındaki hiçbir canlı türü bir tasarım gücü değildir. Plan yapamaz. Geçmişe dönemez. Geçmişi sorgulayıp geleceği programlayıp bugünde inşasına girişemez. O anda ne ise onu yaşar. Fakat insanda öyle değildir. İnsan tam bir tasarım gücüdür. Bunun anlamı şudur; insan hep dönüp geriye bakar. Geri ya da başlangıç dediğimiz yola girer. Temel sorunu şudur: Yaşamı anlamak aslında nereden geldiğini anlamak demektir. Bugün buradayım ama nasıl buraya geldim, ben neyim ve neden varım, mutlaka yaşamın bir nedeni ve niçini olmalı. Bunu sorar. Bunu sorarken oluşumunu anlamak için dönüp geriye bakar ve oradan bakınca ta evrenin başlangıcına kadar gider, varlığını evrensel oluşumun başlangıcına dayandırır. Belki de onun öncesi de var. Onu da bilmiyoruz. Ama şunu fark eder o zaman insan, kendisinin evrenden kopuk olduğu hiçbir şey yok. Bir yönüyle de insan tarihsel bir varlıksa, tarih de zamanla bağlantılıdır ve oluşumu zamanı ifade eder. Bütün bir evrensel oluşumun tarihi aslında insan olmanın da tarihidir. Dolayısıyla her varlıkla tarihsel oluşum diyalektiği çerçevesinde baktığımızda her varlıkla bağlantılıdır. Zaten anlamanın sevinci buradadır. Anlamak gerçekten yaşamın en sevinçli olayıdır. Geriye dönüp baktığınızda kendinizi tanıyorsunuz. Kendinizi tanıma eyleminiz aslında bir başka varlığı da tanıma eğilimi anlamına geliyor ve sizin sayenizde varlık kendi farkına varıyor. Gül gerçekten güzeldir. Ama gül, güzelliğinin farkına kiminle varıyor? İnsanla varıyor. Onun için kendi farkına varmak önemlidir.

Tanrı bile “bilinir olmak için insanı yarattım” diyor. Onun anlamı budur işte. Bir evrensel akıldan söz edebilirsek eğer, bu insanda ifadesini bulur. Tanrıyı evrenin zihni olarak da tanımlayabilmek de mümkündür. Tanrısızlık düşüncesi, Önderliğin deyişiyle, “dıştan, kendini gerçekliğe dayatan tanrısallıktan çok, içsel bir tanrısal gerçeklikten söz edebilmek mümkün.” O açıdan da, bu çerçeveden bakıldığında, içsel olgu anlamında tanrıyı, evrenin zihni olarak tanımlayabilmek gerçekten yerindedir. Bu çerçevedeki bir tanrı anlayışı, son derece görkemlidir.

Geçmişten kopanın geleceği de yoktur;

Fizikçiler düşünceyi de “en akışkan bir enerji” olarak tanımlarlar. Zindandan mektup yazan bir arkadaş var, onun mektubundan çok şey aldım. Mesela bizim mekanda hareketimiz yavaştır ama zamandaki hareketimiz hızlıdır, yüksektir. Zamanda hareket, düşüncede harekettir. Belki de ışık hızı ve onu da aşan bir düzeyde bir hareketlilik seviyesini yakalayabilir insan zihni. Bir anda evrenin başlangıcına kadar uzanabilirsiniz. Ya da geleceğin sonsuzluk sınırına kadar gidebilirsiniz. İnsan zihni bunu sağlar, böylesine bir gerçekliği var. Ve bu açıdan zamandaki o muazzam hız harikadır ve büyük önem taşır.

Şimdi öyle bir sistemde yaşıyoruz ki insan zamansızdır. Mekanı bile sınırlıdır. Önderlik, “şimdiye sıkıştırılmış bir yaşam gerçekliğinden” söz eder. Tüm geçmişiniz ve geleceğiniz “şimdi” olmuşsa ki günübirlik yaşam bu anlama gelir. O zaman geçmişten ve gelecekten tümüyle kopmuşsunuz demektir. Geçmişten kopanın geleceği de yoktur. Ve günümüz dünyasındaki insan biraz da böyle bir insandır. Bu gerçekten de çok acıdır. Bu sistemin içindeki bir insanın en uzak geçmişi “dün” ile sınırlıdır. En uzak geleceği de “yarın”dır. Bugün ile yarın arasında sıkışan ve yaşayan bir insan gerçeği… Onun için önemli olan “an”dır. Geçmişi bir yana bırak, geleceği bir yana bırak. “anda yaşa”.

Ben şimdiyi, şu anı inkar etmiyorum. İster evrenin başlangıcına git, ister geleceğin sonsuzluk sınırlarına kadar git, sonuçta dönüp geleceğin yer, andır. Şimdidir yani. “Şimdi” dediğimiz zaman dilimi, oluşabildiğin andır. Şimdide pratik yaparsın, eylemde bulunursun. O açıdan da onların an’a yaklaşımıyla, bizim an’a yaklaşımımız farklıdır. Bizim çerçevemizden baktığınızda PKK devrimciliği an’ın devrimciliğidir. An’a cevap verme gücünüzle devrimciliğiniz belli olur. O açıdan an’a cevap vermezseniz, sürekli bir erteleme ve tekrar durumunu yaşarsınız. Erteleme ve tekrar zaten yaşamın kendisinin yozlaşması anlamına gelir. Önderliğimizin en çarpıcı eleştirisi bu noktaya yöneliktir. “Hep ilk’lerde kaldınız. İlk kurşunda, ilk eylemde, ilk sözde, ilk örgütlenme adımında…” ilklerde kalmak demek, sürekli giriş yaptığın noktada öğrendiği ilk şeyi tekrarlamakla kalmak demektir ki, bu dehşet verici bir şeydir. Yaşam durmaz, duran sizsiniz. Ve o anlamda varlık demek oluş demektir. Oluş ise sürekli değişim ve dönüşüm demektir. Yani bir akış hali olarak değerlendirebilirsiniz ya da helezonik bir gelişme trendi gibi düz değil ama ileriye ve yukarıya doğru helezonik tarzda gelişme trendi. Böyle yapmıyorsunuz. Önder Apo, sistemdeki insanın hareket tarzını değerlendirmişti. Hareket var ama ilerleme yok. Bu yerinde sayan bir harekettir. Tıpkı rodeo atı gibidir. Sabit bir yay üzerine çakılıdır, üstüne bindiniz mi iner ve çıkar. Hareket halinde görünürsünüz ama ileriye ve geriye bir santim bile gidemezsiniz. Devrimcilik bu duruma düşmemesi gerekir. Ürkütücü olan esas itibariyle budur.

Anlam kavramından ne anlamak gerekir?

Zindandaki arkadaşlar anlam kavramı üzerine yoğunlaşıyorlar. Önder Apo’nun deyişiyle dışardayken eylem ön plandadır ama zindan gibi ortamlarda anlam ön plana çıkar dolayısıyla daha fazla anlam üzerinde yoğunlaşır. O daracık mekanların kendisi de bir eylem alanıdır. Kendini yaratmak başlı başına bir eylemdir. Aslında kişinin kendisinde gerçekleştirdiği sadece kendisi değildir, bütün bir evrendir. Daha doğrusu toplumsal gerçekliği kendisinde inşa eder. Özgür toplumun prototipi olarak kendi varlığını inşa eder. Cezaevlerinde olması gereken esas itibarıyla bu. Fakat cezaevlerinde yaratılmış belki de yüzyılların algısı var. Bir özgürlük savaşçısı olarak cezaevine düşersen, dışardayken şunu bilirsiniz; dışarda bir özgür yaşam yok. Ama cezaevine düştükten sonra tel örgülerin dışına çıkmayı, özgürlük olarak değerlendirirsiniz. Bu çarpıcıdır. Sistemin insanda yarattığı değişim ve dönüşümün tipik rolü budur. Ben niye devrimci mücadeleye katılıyorum? Her bir arkadaşın sorması gereken soru bu. Çünkü ülkemde özgürlük yok, halkımın kimliği yok, ülkemin adı yok, ülkem sömürge bile değil, halkım köle bile değil, bireysel olarak içinde yaşayabileceğim özgür bir dünyam, yaşamım yok. Burada yapmam gereken şey nedir? Elbette bunu reddetmek ve buna karşı özgür bir yaşamın arayışına girmektir. Bunun karşılığı var tabii. Ölüm, yaralanma, cezaevine düşmek bunun karşılığıdır. Yaşamında her devrimciyi zindan ağırlar bir defalık bile olsa. Bu nedenle yaşamında zindanın da olduğu, bedelinin bu olacağı, hatta tüm ömrünüzün zindanda geçirebileceğinizi de bilerek bu mücadeleye katılırsınız. Ya da şahadet olabileceğini düşünürsünüz. Bunu da peşinen bilerek mücadeleye katılırsınız. Fakat sonrasında şahadet bir yana zindana düştünüz. Bu sefer zindan nasıl olur? Zindan olur da, bu sefer dışarı çıkmak özgürlük anlamına gelir. Zindanın kapısı açılıp, siz dışarı çıktığınızda “oh be özgürlük varmış” dersiniz. Kendi kendinizi inkar bu anlama gelir. Dehşet verici olan budur. Şu algının çok önemli olduğuna inanıyorum. Önder Apo onu çok çarpıcı ortaya koyuyor: “Dışardaki zindan daha dehşet vericidir.” Çünkü içerdeki insan, anlam gücünün farkındadır. En azından sistem içinde sistem dışı kalarak yaşamayı bilir. Zindanda olmak sistemin içinde sistemi yaşamak anlamına gelmez ki. Bedenlerimiz buradadır, tutsak olabilir ama aynı zamanda özgür bir tutsaktır. Özgürlüğü anlam gücüyle bağlantılandırabilirsek anlamda derinleştiğimiz ölçüde düşünsel olarak özgürleşiriz. Bu aynı zamanda varlık olarak kendimizin özgürleşmesi anlamına gelir. Yani bedensel özgürlük de zindan koşullarında sağlanabilir. Özgürlük, bir duruştur. Müthiş bir farkındalık durumudur. Önderliğin değişiyle, hakikat avcılığıdır. Kapitalist moderniteyi ki, zindanlar da onun bir parçasıdır. Onun koşullarında en iyi tanımlayıp çözümleyebileceğin yerlerden bir tanesi zindandır. Bu çözümleyerek anlamı derinleştirebilirsin. Belki de en görkemli yaşam orada yaşanan yaşamdır. Mesela Önderliğe özgürlük kampanyaları düzenlenir, gereksiz görmüyorum, kuşkusuz değerlidir. Önderliğin fiziki özgürlüğünü savunmak ve talep etmek anlamına geliyor. Fakat yine de insanlık tarihinin en özgür insanı olarak Önder Apo’yu görüyorum. O’ndan daha özgür kimse yoktur. Eğer Spinoza’nın -ki, Önderliğimiz de vurgular- “anlamak özgürlüktür” belirlemesinden yola çıkarsak, Önder Apo’nun herkesten daha iyi anladığı ve hissettiği bir gerçektir. Herkesten daha iyi anlayan ve hisseden en doğru yoldadır, doğru yolu gösterendir. Ve en özgür insan da O’dur.

Eskiden de düşünürdüm, “Önderlik sahası” derlerdi. Bana biraz çelişkili gelirdi. Derdim ki, peki ya orası onun da burası senin mi? Yani pratik saha senin sahan mı? Tamam, sen de varsın ve rolünü oynayabileceğin yer burası doğru ama, Önderliği soyut, sadece lafla ortaya çıkaran ama diğeri de pratik hayata geçiren oluyor, böyle bir ayrım yanlıştır. Aslında her bir arkadaşın kendisi de bir Önderlik taşıyıcısıdır. Önderlik oradadır da aynı zamanda. Ama sen Önderliği sadece Ortadoğu’da bulunan o mekanla sınırlarsan o zaman kendini Önderliğin dışında görürsün. O açıdan cezaevlerini Önderlik sahası olarak değerlendirmiyorum. Ama Önderlik oradadır, o anlamda da değerlidir. Bu noktada şunu söyleyeyim. Bir ara ben İbn-i Arabi ile ilgili bir kitap okudum. Gerçekten de tasavvufun öncüsü denilebilecek bir kişilik. Müthiş bir anlam derinliği var. İbn-i Rüşt ile aynı tarihsel süreçte yaşıyorlar. Sanıyorum iki ya da üç kez bir araya geliyorlar. İbn-i Rüşt, biraz da bugünkü bilimin temelini atandır, nesnel gerçekliği esas alır yöntem olarak, oradan yola çıkar. Ama İbn-i Arabi ise hakikate iç derinleşmeyle,  gönül gözüyle ulaşmaya çalışan bir kişilik. Bu anlamda ikisi arasında belirli ölçüde farklılıklar var. Bir gün İbn-i Arabi, İbn-i Rüşt’ün yanına gider. İbn-i Rüşt O’nu fark etmez. İbn-i Arabi O’nun yoğunlaştığını görür. Tefekkür halindedir. Uzun süre öyle seyreder. İbn-i Rüşt, hiç farkında bile olmaz. O zaman İbn-i Arabi, şöyle bir cümle kullanır: “Düşüncesi O’nu benim yanıma getiremiyor.” Yani öyle bir düşüncesi var ki, benim farkımda değil. Beni, kendi yanına götüremiyor. Bu söz bana çok anlamı geldi. Seni, Önderlik yanına getirebilmek, O’nunla birlikte olmak ve yaşayabilmek önemli. Oradadır ama aslında sen kendi yanına getirebilirsin. Bu sendeki anlam ve duygu gücünün yoğunluğuna bağlı. Ki, duygu ve anlam gücünü de ondan alıyorsun. Onu gerçekleştirebildiğin ölçüde O’nu kendi yanına getirebiliyorsun. O’nunla bir olabiliyorsun. Cezaevindeki arkadaşların da, tüm yoldaşların da bu konuda ciddi yoğunlaşmaları gerektiğine inanıyorum.

Kişinin kendisini görebileceği en çarpıcı ayna Önderlik gerçeğidir;

Önder Apo’nun yaşamın en keyifli anı dediği anlar İmralı’da yaşadığı anlardır. Anlam avcısı olarak kanatlı düşündüğü ve düşünme hızını en üst seviyeye çıkardığı ve hakikati sürekli ve sürekli derinliğine ve genişliğine anladığı süreçler cezaevinde gerçekleştirdiği süreçlerdir. Çünkü orada anlam ön plandadır. Orada eylem de var ama anlam ön plandadır. Böyle bir an yaşamın en sevinçli anıdır. Zaten devrimci yaşamda da öyledir. Keyifsizlik, can sıkıntısı, uyuşukluk vb bunlar bir devrimcinin yaşamında olamaz. Hele yüzü Önderliğe dönük olan ve kilitlenen için böyle bir şey abestir. O yüzden kendi üzerimizdeki yoğunlaşmalarımız bile Önderlikten kopuk değil. Ayna O’dur. O’nun ışık tutmadığı yerde kendimi göremem. Dolayısıyla kişinin kendisini görebileceği en çarpıcı aynadır Önderlik gerçeği. O’nun için evrensel gerçekliği de onun içinde görebiliriz. Önderlik tüm evrensel gerçekliklerin toplamı olarak da değerlendirebilir. Önder Apo’yu, evrenin zihni olarak da tanımlamak mümkün. Önder Apo, kendisini tanımlarken, “Evrenin bilgi deposu olan zihnim” diyor. Ama bu depodan eksilme olmuyor, sürekli kendini zenginleştiriyor. Önderlik böyle, bütün yaşamıyla heyecan verici. Önderlik öyle sıradan redlerle geçiştiren bir şey değil. Siz bir görüş ileri sürersiniz. Karşı taraf bunu reddeder ve bağlarınız kopar. Önderlik’te öyle değil. Önderlik sayısız seçeneğe sahip bir kişiliktir. Çözüm zaten budur. Özgürlük de budur. İki seçeneğe mahkumsanız ak-kara arasında gidip geliyorsanız özgür değilsiniz. Ne kadar çok fazla sayıda seçeneğe sahip olabilmişseniz bu seçeneklerde hep en iyi çözüme doğruysa o kadar özgürsünüz ve bu çerçevede Önderlik’te bunun zirveleştiğine yürekten inanıyorum.

Her şeyin bir nedeni ve niçini vardır. Bunların birbiriyle ilişkileri sorunu vardır. Her birinin içinde hareket ettiği bir yasa vardır. Mesela evrende var olan sınırsız gerçeklikten söz edebilirsiniz. Evrendeki her zerrede bir anlam olgusu var bu özgürlük eğilimi tarzında kendisini ortaya koyar. Gelişme, değişme, dönüşüm, hareket, eylem bütün bunların hepsi anlamı ifade eder. Ve anlam hep bir hedefi ve amacı belirtir. Yaşamın bir amacı olmalı. Neden, amaçla doğrudan bağlantılıdır. Bir tür sırrı çözmek gibidir. Evren ne için vardır? Bu niçin sorusuna cevap verebilmeniz için de evreni bir bütün olarak, en küçük zerresine kadar tanımanız lazım. Mutlak hakikat diyebilirsiniz. Mümkün müdür? Önder Apo, “İmkansıza yakın bir durum” der. Ama yine de yaşamı esas sürükleyen bu durumdur. Esas anlamı değerli kılan, yaşamı güzel ve soylu kılan şey, mutlak anlamın peşinde koşmaktır. Buna dinlerde tam vecd hali deniliyor. Hallac-ı Mansur’da ifadesini bulur. Tasavvufun bir kesiminde ifadesini bulur. Bu, sırrın sırrını çözmektir. Düşüncede ulaşılabilir bir durumdur. Önderlik’te de bu tür dönemlerin gerçekten olduğuna inanıyorum. Önderliğin, Hallac-ı Mansur’u herkesten daha iyi anladığına, Buda’daki Nirvanayı herkesten daha iyi çözdüğüne, dinlerdeki o vecd halini herkesten daha derinliğine kavradığına eminim. Bu konuda hiç kuşkum yok. Bunlar mutlak hakikat yolunda ilerlemenin, kaçınılmaz sonuçlarıdır. “Anladım” diyorsunuz, ötesi yokmuş gibi. Öyle bir şey değildir anlam. Belki de varlığı tanıdığınızda onun özünü, içeriğini ve cevherini tanıdığınız ve anladığınız zaman onu kavrıyorsunuz. Tanımak, aslında bütünleşmektir. Onunla bir olmaktır. Dinlerde tanrıdır. Mutlak hakikat Tanrı’da ifadesini bulur. Tüm varlığı kapsayan O’dur. Tüm varlıkta içselleşen O’dur. O, önüne ön, sonuna son konulamayandır. Ezel ve ebedtir yani. Ama Enel Hak “bir sır idim, bilinmek için insanı yarattım. Bilme eyleminde Hallac’ın ulaştığı durumdur: Enel Hak. Bu hakikatle bağlantılıdır. Enel Allah demiyor Hallacı, Enel Allah diyen firavundur. Firavun, “ben Allah’ım” diyor. Hallac Enel Hak diyor. Belki de Hak da tanrının adlarından biridir ama tek başına hakikati ifade eder. Tanrı ile birleşmeyi dolayısıyla tanrıyı tanımayı, onun içinde erimeyi ve yeniden var olmayı ifade eder. Bu doruktur. Bir militan açısından Önderliğe yaklaşımda esas itibarıyla bu olmalıdır. Onu tanımak, tanıdıkça O’nunla birleşmek, bütünleşmek, erimek ve O olmak ama kendi kalmak bunlar anlamlı değerlendirmelerdir.

Kişi kendinde bir toplumu var etmiyorsa, zaten kendini var etmemiştir;

Burada inşayı da değerlendirmek gerekir. İnşa ile anlam birdir. Anlamın olmadığı yerde inşa olmaz. İnsan anlayınca oluşuyor. Oluşmak aslında kendi kendini inşa etmektir. Yani görünür hale gelebilmektir. Aslında evrende temel bir özelliktir. Kendini görünür kılabilmek… Anlam da kendini görünür kılmak ister. Onun için madde haline gelir. Bir yapı ve form kazanır. Ama anlam ve form ilişkisinin şöyle bir özelliği de var: Anlam, sürekli akışkandır. Ama form, statik bir yapıdır biraz da. Maddi olan, statik özellikler taşıyandır. Başlangıçta anlam kendisini yapıda ifade eder ama, anlamın giderek gelişmesi mevcut yapıyı onun önünde engel haline getirebilir. Önderliğin cümlesi şöyledir: “Duvar, başlangıçta koruyucu bir işlev görür, ama süreç içerisinde bir zindan duvarına dönüşebilir, seni içinde hapsedebilir.” Bu açıdan değişen, esas itibariyle yapıdır. Yapı sürekli değişmek zorunda. Yenilenmek, değişim, dönüşüm bu anlama gelir. Oluşumun sürekliliği, aynı zamanda yapıdaki sürekli değişimdir. Yapıdaki, formdaki değişimi ifade eder. O nedenle, önderlikte, çarpıcıdır, üçünü birlikte ifade ediyor: Varlık, bilinç ve form. Bilinç, oluşum ve form. Üçü birdir. Üçünün bir aradalığı, inşayı ifade eder. En azından ben öyle anlıyorum. Ben çok zorlandığım yerlerde, olabilir ki, yanlıştır, yanlış anlamışımdır, öylesi yerlerde “ben” sözcüğünü kullanıyorum. O yönüyle anlayışınıza sığınarak ben diyorum, ben böyle anlıyorum. Bilinç gelişimi, bilincin oluşmaya, kendini var kılmaya götürmesi, var kılmanın bir formlaşmaya, yani militan kişiliğe dönüşmesi. Buna kadro, yoldaş, öncü diyebiliriz. Bunlar bu tarzı ortaya koyar ve her yerde geçerli olmakla birlikte, en çok zindanlarda geçerlidir. Bir de bireyi toplumdan soyut bir varlık olarak görmemek lazım. Eskiden gerillaya yeni katılan arkadaşlara sorardık: heval niye dağa çıktın? “nasıl heval, ben halkım için, ülkem için çıktım.” Yani amacını hemen ortaya koyuyordu: Ben halkımı ve ülkemi özgürleştirmek istiyorum, onun için burdayım. Yani yaşam nedenini, niçinini ortaya koyuyordu. Niçin yaşıyorsun? Elbette halkım için. Niçin yaşıyorsun? Elbette ülkem için. Ve bunu giderek genişletir: elbette tüm insanlık için. Kadın yoldaşlara sorarsanız, elbette kendi cinsim için. Onun özgürlüğü için yaşıyorum der. Ama burada kendi gerçekleşmesini, onların gerçekleşmesi olarak ele alır. Yani kişi kendinde bir toplumu var etmiyorsa, zaten kendini var etmemiştir. Aslında hayallerinizi kendiniz de bedenleştiriyorsunuz. Siz aslında hele hele iki yoldaş bir araya geldiğinde, o “iki”nin birliğinde bir toplum inşa edilmiş demektir. O ikinin birliğinde aslında özgür bir insanlık vücut bulmuştur. Onların hayalleri kendilerinde somutluk kazanmıştır. Yoksa öyle olmazsa kendini hayallerinin gerçekleşmiş hali olarak görmezse, kendi kendisinin prototipi olarak görmezse, inşa da çok fazla başarılı olamaz. Bu açıdan inşa kavramı, yaşamın ta kendisidir. Biz yaşamı inşa olarak algılamalıyız. Yaşamak anlamak, anlamak anladığını başkalarıyla paylaşmak, başkalarıyla birleşmek, örgütlü birlikle kendi hayallerini, bugünün hayalini yarının gerçeğine dönüştürebilmektir.

Kutsal olan politik ve ahlaki toplumdur;

Bu açıdan “an” büyük önem taşır. Şu noktaya geleceğim. İnsanın temel eğilimi hep yaşamın anlamına ulaşmaktır. İnsanı insan yapan temel özellik budur. Yaşamı anlamak ister. Zaten hakikat de, yaşamın anlamına varmaktır. Bunun kavgası, mücadalesidir. Ama her şey gelir, yaşam olgusunda düğümlenir. Hakikat ölülerle uğraşmaz. Hakikat, yaşamın kendisiyle uğraşır. O açıdan da yaşam müthiş bir değer taşır. Şöyle de ifade edeyim: Yaşam bütün kutsallıkların üzerinde yer alır. Yaşamdan daha kutsal bir değer, yaşamdan daha üstün bir değer yok. Ve yaşamı anlamak isteyen insanın temel görevi de yaşamı anlamaktır. Yaşamı seven, yaşama bağlı olan insanın temel görevi de yaşamı anlamaktır. Onun militanlığını yapabilmektir. Ama bizim sözünü ettiğimiz yaşam, toplumsal bir yaşamdır. Sonuçta şu noktaya geliyoruz: Toplumsallıkla bağlantısı içinde tanımlanmamış bir yaşam, yaşam değildir. O zaman toplumsal gerçeklikle birey, dolayısıyla toplumsal gerçeklikle yaşam ilişkisi, bunlar hepsi bir bütün oluşturur. O zaman toplumsal gerçeklik önemlidir. Toplumsal gerçekliği yeniden inşa etmek, yaşamı yeniden inşa etmektir. Kutsal olan, politik ve ahlaki toplumdur. Yaşam da odur. Ondan kopuk nasıl yaşayacağız? Temel kaynağımız odur. Bu da çalışmaktır. Günün  24 saati eylemde olmaktır. Eylemi dar anlamda anlamamak gerek. Mesela ‘cezaevindeki insan eylemsizdir’ denilemez ki. Mesela duvara bakıp da eylem alanımızın daraldığından gerçekten söz edemeyiz. Bu yanlıştır. İbn-i Arabi’nin İbn-i Rüşt’e bakarken ki söyledikleri “Düşüncesi onu benim yanıma getiremiyor.” Biz de şöyle söyleyebiliriz “Düşüncem beni dışarıya taşıyamıyor, evrenin başlangıcına onun sonsuzluk sahalarına taşıyamıyor” demek zorundayız. Eğer taşıyorsa, o koşullarda da zaten özgürüz. Bunların üzerinde düşünmekte yarar var.

Hakikat avcılığı kesinlikle engellenemez bir eylemdir. Mesela bazen Önderliğin bazı şeyleri ellerinden alınıyor. Kitapları, radyosu vs elinden alınmış olabilir. Bilmiyorum, düşünüyorum. Televizyonu elinden alınmış olabilir. Sanki bunlar olmazsa direnme imkanı, hakikat avcılığı imkanı yoktur denemez. Elbette bunlardan yararlanmak bir tutsağın hakkıdır. Fakat, Önderliğin kendisi tv almadı. Bunun için herhangi bir başvuruda bulunmadığını çok iyi biliyorum. Sonradan kendileri götürüp Önderliğe verdiler. Kendisi asla öyle bir talepte bulunmadı. Mesela her tutsak öyle bir talepte bulunabilir. Ama Önderliğin öyle bir talebi olmadı. Hatta kitapları elinden alındı. Peki hakikati nerde arayacaksınız? İnsanda değil mi? Ve sizsiniz insan. Hakikati kendinizde arayacaksınız. Bu anlamda, belki de Nietsche’nin o sözü Önderliği en iyi anlatan sözdür “Zorluklar, eğer öldürmüyorsa bir kişiyi, sadece ve sadece ona güç verir.” Bu İmralı’daki muhteşem direnişin yanında, radyosunun elinden alınmasıyla Önderliğin koşullarının ağırlaştığını söylemek, gerçekten o direnişin seviyesini düşürmektir. O direnişin anlamını, soyluluğunu, efsanevi halini… “Asrın Direnişi” diyorlar ya, ben tarihsel olarak ezilenlerin direnişinin zirvesi diyorum. Bütün bir tarihsel direnişlerin zirvesi olarak değerlendiriyorum. Böyle bir direniştir İmralı Direnişi.

Her dil kendisiyle bir tarih taşır;

Yani arkadaşların ellerinden kitaplarını alabilirler. O zaman neyi okuyacaklar? Kendilerini okuyacaklar, insanı okuyacaklar. Gerçekten en büyük kitap insandır. Oraya bakmak lazımdır. İnsanın kendisi kitaptır. Yanındaki yoldaşını okuyabilmek…

Konumuza sözün önemi, anlamı ile başlamıştık. Bilimi, kavramlarla yapıyorsunuz. Aslında dünyayı değiştirmeye çalışmak isterken de öncelikle kavramlardan yola çıkıyorsunuz. Öyle olunca kavramların içini doğru doldurmak gerekiyor. Kavramlar dil ile de bağlantılı. Denir ya, “her dil kendisinde bir uygarlığı taşır.” Aslında şöyle de denilebilir: “her dil, kendisiyle bir tarihi taşır.” Mesela Kürt dili böyle bir şey. Kürtçe kendisinde bütün bir insanlığın tarihini taşır. Kürtlerin tarihini taşır, demiyorum. Çünkü Kürtçe neolitik toplumun, devrimin, neolitik uygarlığın dilidir. Eğer neolitik devrim, en evrensel devrim ise, insanlığın kök kültürü ordaysa, bu kültür de en fazla -ki dar anlamda kültür dil demektir; dolayısıyla- bu kültür o dilde, o dilin kavramlarında ifadesini bulur. Kavramlara yüklenen anlamlar var. Önderlik de, işe başlarkan, özellikle son savunmada kavramlarla işe başladı. Önce kavramsal bir çerçeve çizdi sonra bazı kuramları ele aldı. Belli bir kuramsal çerçeve çizdi. Bunların içini doldurdu. Bunlarla neyi ifade ettiğini ortaya koydu ve arkasından da muaazzam, en görkemli çözümlemelerini yaptı. Mesela diyelim ki, yaşam kavramının içinde ya da toplumsal yaşam, bu kavramın içine sıkıştırdığımız şey nedir? Gerçekten de şöyle bir algı var. Önderliğin şöyle de bir belirlemesi vardı “Yaşam, yaşanırken anlaşılmaz” diyordu. Bir arkadaş da “Ölürken hiç anlaşılmaz” demişti. Arkadaşlar da bana anlatırken, sanki yaşam zaten hiç anlaşılmaz, biz yaşamı anlayamayız dediler. O zaman benim aklıma ilk gelen şey şuydu: biz yaşamı nasıl anlıyoruz? Yaşamak ne demek? Önderlik de orada bir yerde ifade ediyor, “Yaşam, ölümden öncesidir.” Yani nefes alıp veriyorsan, yürüyorsan, yiyip içiyorsan, eğleniyorsan veya acı duyuyorsan; yaşıyorsundur. Bu kadardır. Yani soluk alıp vermek. Bu önemlidir. Bizim Dersim’de ilginçtir, toplumda, kırsal kesimlerde, köylerde, bir insana “nasılsın?” diye sorun, size vereceği cevap şudur: Helmo ma de (daha soluk alıp veriyorum).” İyiyim demez. Bu çok ilginçtir. Birazda sanıyorum bu çekilen korkunç eziyetler, yaşanan soykırımların, katliamların da doğurduğu bir sonuçtu. Ama orada bile bir yaşam farkındalığı vardır. Yani yaşanan durum, soluk alıp verme durumudur. Buna iyiyim denemez. Eh işte, soruyorsan, durum şudur: Soluk alıp veriyoruz. Peki yaşam bu mudur? Değildir. Yaşam, içinde barındırdığı anlam ile yaşamdır. Zaten yaşamın özü anlam gücüdür. Yani ne kadar anlıyorsan, o kadar yaşıyorsun. Ama burada anladığın şey önemlidir. Bir de şu noktalarda büyük yanılgılardan kurtulmalıyız: Biz hakikat arayışçıları olarak, kendimizi değerlendirirsek militanlar olarak, bana göre biz şaşkın bir duruma düşmüş oluruz. Hakikat bizim önümüze konulmuştur. Önderlik’tir hakikat avcısı, Önder olmak budur. Mürşit olmak, Rêber olmak budur. Eğer hakikat tarihsel ve toplumsal özellikte ise, insanlıkla ilgiliyse ve tüm evreni kapsıyorsa -ki öyledir- bütün bir ömrünü buna veren, bu noktada en üst düzeyde yoğunlaşmayı yaşayan Önder Apo’dur. Ben Aşık Daimi’nin sözüne hep atıfta bulunurdum: “Bin çiçekten bir peteğe bal eylemek.” Eğer böyle karşılaştırırsam, Önderlik, tarihsel, tarih boyunca sayısız çiçeklerden özlerini topladı ve onları sentezleyip en güzel balı, süzülmüş bal olarak, her hangi bir bal da değil, süzülmüş bal kıvamında bizlere sundu. Bizim görevimiz, oradaki Önderlik gerçeğindeki hakikati kavramaktır. Önderlik gerçeğini kavramaktır hakikat. Hakikat yürüyüşü Önderliğe doğrudur. Yeniden bir arayışa kalkışmıyoruz. Böyle bir şey olamaz, bu saçma olur. Hakikat Önderlik’tedir ve biz O’nu anladığımız ölçüde hakikatle bütünleşiyoruz, doğru yönde oluyoruz. Yol, Önderliğin yoludur. Başka bir şey değil. Bu konuda hiçbir zaman yanılgıya düşmemeliyiz. Duygu, düşünce dünyamızda hep O’nunla yaşıyor ve O’nunla bir isek doğru yoldayız. Bu konuda hepimizde sorun var en başta da kendimi bu noktada sorunlu görüyorum. Ama mutlak surette bu sorunu aşmalıyız. Bir de şöyle bir şey görüyorum: Aslında ister dışarıda olalım, ister zindanda, hepimiz aynı gerçekliğin içerisindeyiz, Önderlik gerçeğinin içindeyiz. Hiçbir arkadaş, Önderlik gerçeğinin dışında değil ama, onun içindeyken duruşumuz nedir? Burası önemli. İçinde olup dışında yaşamak, bu önemlidir. Şöyle söyleyeyim: O’na bakmıyoruz. O’nun içindeyiz, sırtımız O’na dönük, yüzümüz O’na dönük değil. Zaten Önderlik gerçeğini zorlayan budur. İçinde olmak, ama O’nun istediği gibi olmamak… Biraz da şuna benzer. En kaba benzetmesini yapayım: Bir taş gibi yutuluyorsun, Partiyi canlı bir organ gibi düşün. Sen de kendini yenilecek bir nesne gibi düşün. Midesine gidiyorsun, ama erimiyorsun. Taşın bir insanın midesine oturduğunu, olduğu gibi kaldığını düşünün. Ne kadar rahatsız edicidir. Önderlik içerisinde ters konumlar arz eylemek de öyle bir durumdur. O açıdan da bu duruşun düzeltilmesi gerekir. Zindandaki bir arkadaşın deyişiyle yüzümüz her zaman O’na dönük olmalıdır. Nasıl ki pusulanın içindeki mıknatıs hep aynı yönü gösteriyorsa, bizim yönümüzün de hep Önderliğe o yöne dönük olması gerekir.

Yaşamı tanımlamak aynı zamanda toplumu tanımlamaktır;

Bireysel rol ile kolektif eylem arasındaki ilişki bu en başta yoldaşlık ilişkilerinde anlamını bulur. Tikellik, tekillik veya bireysellik diye bir olgu var. Yani siz, sizsiniz. Siz bir başkası değilsiniz. Bu evrende yalnızca ve yalnızca bir tane sizin özelliklerinize sahip bir birey var, on tane yoktur. Bir tanedir. O senin özgünlüğündür, farkındır. Kendi farklılığını bu tarzda ortaya koyuyorsun. Ve üstelik özgürleşmek, kendi farkını daha belirgin bir şekilde ortaya koyabilmektir. Kendi farkını ne kadar belirgin bir şekilde ortaya koyabiliyorsan, kendi potansiyelini o kadar işletebiliyorsun demektir. Yani enerjinin açığa çıkması ve yapılaşması, eyleme geçmesi... Farklılık da budur. Dolayısıyla farklılıklar birleşince, orada toplumsallığa gidiş öyle başlar. Belki de önce bireyde başlar. Ama iki insan bir araya gelince, gerçekten toplumun prototipi olur. Bireysel gerçekleşmeler olmadan, toplumsal gerçekleşme zaten mümkün değil. O açıdan bireyselliği, tekilliği küçümsememek lazım. Zaten söz o değil mi? Militanlaşmak, partileşmek... Her birey şahsında istediğiniz budur. Bireyleşmek, partileşmek, komutanlaşmak. Bu olmuyorsa, gerçekleşmiyorsa, toplumsal gerçekliğe dökülmesi mümkün müdür? Peki bundan alıkoyan nedir? Esas itibariyle toplumsal gerçekliğe bağlılıktaki zayıflıktır. Yani buradaki bireyselliğin bireyciliğe kaymasıdır. Onun da daha çok Kürt gerçekliğinde güçsüzlüğe tekabül etmesidir. Kürt güçsüzdür yani. Temel özelliği budur. Toplumu dağıtılmış, soykırım kıskacında lime lime olmuş. Öyle bir lime lime olmuş ki, sen bunu tanımlayamıyorsun bile. Yaşamı tanımlamak aynı zamanda toplumu tanımlamaktır. Toplumsal gerçekliği tanımlamak için bakacağın yer yaşam. Yaşamı tanımlamak için bakacağın yer, toplum. En küçük parçalara ayrılmış bir ayna düşünün. O aynayı nasıl tanımlayacaksın? Mümkün değil, daha doğrusu çok zor. Kürt toplumsal gerçekliği de böyle. Ama Önderlik bu gerçekliği tanımladı, çözümledi ve bunu nasıl kendi gerçekliğimiz haline getirebiliceğimizi de ortaya koydu. Dolayısıyla kendi olmanın temel amacı, toplumsal gerçeği inşadır. Toplumsal gerçeği özgürleştirmektir. Kürt gerçeğini özgürleştirmektir. İkisi birbirine o kadar sıkı sıkıya bağlıdır ki... Ama amaç benim bireysel özgürleşmem değil, amaç toplumsal özgürlüktür. O da beni bireysel özgürlüğe götürür. Çünkü benim toplumu özgürleştirebilmem için, kendim özgür olmam gerekir. Ben özgür olmalıyım ki, toplumumu özgürleştirebileyim. Veya daha doğrusu, onun özgürlük davasına öncülük edebileyim. Ona özgürlük düşüncesini götürebileyim, özgürlük yolunu gösterebileyim. Bu anlamda ikisi birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır.

Çözüm Önderlik gerçeğidir;

Özgürlük, daima bedel ister. Hele Kürt gerçeğinde ise bu bedel çok daha ağır olmak durumundadır. Ağırlıklı biçimi şahadet oluyor. Ama zindanlar da bunun bir boyutudur. Kaldı ki, zindandaki militana yaşatılanlar, bazı şahadetten daha ağırdır. O açıdan Önder Apo, zindanlarda bulunan yoldaşlarımızı “yaşayan şehitler” olarak tanımladı. Bu sürecin de gerçekten büyük zorlukları var. Büyük saygıyla ifade ediyorum, gerçekten de özü itibariyle, zindanlarda direnen yoldaşlarımız, mevcut durumda bizim yaşayan şehitlerimizdir. Cezaevinde koşullar daha ağır olabilir. Gerçekten de fiziki işkenceler var. Bütün işkenceler içerisinde en zor olanı, yalnızlıktır, tecrittir. Önderlik üzerindeki mutlak tecrittir. Önder Apo’nun kişiliğinde, pratiğinde, eyleminde, düşüncesinde gerçekleşen somut bir şey var: Bedenleşmiş bir hakikat var. Oraya bakmak lazım. O nasıl algılıyor? Cezaevine nasıl bakıyor, cezaevlerinin anlamını nasıl çözümlüyor? Sistem cezaevlerine ne misyon yüklüyor? Önderlik bunu nasıl boşa çıkarıyor? Bu noktada da bizim çözümümüz var: Önderlik gerçeği. Yani çözüm Önderlik gerçeğidir. Bu noktada Önderliğe bakmak önemli. Hiçbir yoldaşımız, mutlak tecrit koşullarında değiller. Ama O, mutlak tecrit koşullarında yaşıyor. “Mutlak tecrit” sıradan bir kavram değil. Bir tür, yok sayma halidir. Mutlak tecrit, yok saymadır. Gerçekten de sistem Önderliği yok sayıyor. Uluslararası kapitalist sistem de Önderliği yok sayıyor.

Yok sayma durumunda hiçbir bilgi de alamıyorsun. Öylesi koşullarda direnen bir Önderlik gerçeği var. Orada bir şey var mı? Öyle bir ortamda bile, kendisine bu koşullar dayatıldığında bile, Önderlik ile konuşmaya gitsinler, Önder Apo, “Ben seni reddediyorum, tanımıyorum” demez kaba bir biçimde. Hep bir çözüm önerir. Ama bu Önderliğe mahsus bir şeydir. Sen bunu yapamazsın. Oraya bakmak lazım, ne yapıyor, nasıl davranıyor? Gerçekten de Önderliği izlemek lazım. Ben şuna dikkat çekmek istiyorum: zindanlarda efsanevi diyebileceğimiz direniş sergileyen insanlar oldu. Ama dışarıya çıktıklarında yok oldular. Demek ki fiziki, kaba direniş yetmiyor. Direnmeyi kahramanlık tarzında sisteme karşı bir fiziki duruş şeklinde direniş göstermek yetmiyor. Yani direnmeyi yüzeysel, cepheden sisteme tavır almak olarak değerlendirmemek gerekiyor.

Sisteme karşı direniş, sistemin içinde sisteme alternatif bir yaşamın temsili olmaktır. Orada bir yaşam inşa etmektir. Soyut bir yaşam. Ama bir yaşam vardır. Soyut yaşamak. Somutunu kuramıyorsunuz, ama soyut yaşayabilirsiniz. Kaldı ki, zindanlarda yoldaşlık ilişkileri var, yoldaşlar var. Onlarda somutluk da kazanır. Ama orada yoldaşların yaşamında somutluk kazanan toplumsal gerçeklik olmalıdır. O’nunla bir an için bile olsa bağ kopmamalı. Mesela bizim de onlarla bağımız kopmamalı. Mesela Önderlikle sürekli birlikte olabilmek. Çabanın bu olması gerekir. Biz de oradayız. Özellikle hepimizde de olan halktır. Halkımız İmralı’dadır, biz de halkımızla birlikteyiz.

DERLEME

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

EN GÜZEL YOLDAŞLARI ANARKEN

15 AĞUSTOS DESTANI VE KAHRAMAN EGÎT GERÇEKLİĞİ!

ZİLAN BİR FEDAİ GELENEĞİDİR

BİLGE ÖCALAN BİZLERİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMAYA ÇAĞIRIYOR

HAKİKAT ARAYIŞI OLAN GENÇLİĞE!

YAŞANAN ŞAHADETLERİ DOĞRU ANLAMLANDIRABİLMEK

HER HAKİKAT ARAYIŞI, HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELE İLE BAŞLAR

DÜNDEN BUGÜNE AÇLIK GREVLERİ

ZİMANEK

YİĞİTLİK YÜREK İŞİDİR! 

ÖZE YABANCILAŞMA VE İNSANİ DUYARLILIKLAR ÜZERİNE

KÜRT HALKINA KARŞI ULTRA FAŞİZMİN DARBE DİNAMİĞİ DEVREDEDİR

GERASİMOV DOKTRİNİ NEDİR?

OTONOM MÜCADELE-SAVAŞ DÖNEMİ

TÜRKİYE'NİN DİRİ FAŞİZM BELLEĞİ KÜRT HALKINA BİLENİYOR

PKK ÖZGÜRLEŞTİREN BİR ÖZ DİRENİŞ HAKİKATİDİR

DÜŞMAN BİLİNCİ ve DÜŞMANA ÖFKE

ULRİKE MEİNHOF: SİLAHLANMAYAN ÖLÜR, ÖLMEYENLERSE CANLI CANLI CEZAEVLERİNE GÖMÜLÜR

KLASİK SİYASAL AKIMLAR VE DEMOKRATİK TOPLUMCULUK

MAKRO TARİH OLARAK ANNALES F. BRAUDEL VE ABDULLAH ÖCALAN (1. BÖLÜM)

F. BRAUDEL  A. ÖCALAN MEKAN-ZAMAN-SÜRE KAVRAMLARI (2. BÖLÜM)

TEMSİLİ DEMOKRASİ

AFGANİSTAN: KAZANAN KİM KAYBEDEN KİM?

DERSİM'İN TESLİMİYETİ SEÇEN ÇOCUKLARI

DEĞERLER AŞINMASINI ÖZGÜR BİR RUHSAL DİRENİŞ DURDURUR

İMRALI DEMOKRATİK DİRENİŞ ÇİZGİSİ NEYİ İFADE EDİYOR

ŞEHİT CİHAN'I HATIRLAMAK

ISIS started? Turkey attacks Yezidis in Iraq

ÖZEL SAVAŞ TROLLERİNE KARŞI APOCU İDEOLOJİK REFLEKS

ATEŞKES VE ÖCALAN'I SAVUNMAK

TARİHİ TOPLUMSALLIĞIN İSYANI OLARAK HALKLAR ÖNDERİ ÖCALAN

''ADIM ABDULLAH''

AVRASYACI KLİĞİN PKK DÜŞMANLIĞINI DOĞRU KAVRAMAK

ULUS-DEVLETCİLİK VE TOPLUMCULUK

KANLI TOPRAKLARDA BARIŞI YEŞERTEN BİLGE

MİLLİYETÇİLİKTEN DEMOKRATİK ULUSÇULUĞA

DEMOKRATİK SİYASET: TARİHSEL KÖKEN -2-

DEMOKRATİK SİYASET: TARİHSEL KÖKEN -1-

PKK'NİN TASFİYESİ KONSEPTİ - ORTADOĞU

KİTLESELLEŞEN BİR ANTİFAŞİST SOKAK MÜCADELESİ SÜRECİ KARŞILAR

YEREL DEMOKRATİK YÖNETİMLER

DEVLETSİZ YAŞAMAK MÜMKÜN MÜ?

İKTİDAR VE GÜÇ

BİREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ VE SÖMÜRGE KİŞİLİK GERÇEKLĞİ (1.BÖLÜM)

BİREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ VE SÖMÜRGE KİŞİLİK GERÇEKLİĞİ (2.BÖLÜM)

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (GİRİŞ)

ÖZGÜR YURTTAŞ HAREKETİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ

KÜRTLER VE İHANET

AFGANİSTAN ÜZERİNE

BiREY TOPLUM ÇELİŞKİSİ  VE SÖMÜRGE KİŞİ  GERÇEKLİĞİ (3.BÖLÜM)

“TC JİTEMİ KDP’NİN KÜRDİSTAN DEVRİMİNİ GASP ETME PLANI”

GERÇEK AŞK NEDİR 

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (1.BÖLÜM)

MANKURTLAŞAN TÜRK SİYASETİNİN ÇÖKÜŞÜ

KOMÜNALİTE ÜZERİNE

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI 2.BÖLÜM

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -2-

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (3.BÖLÜM)

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (4.BÖLÜM)

TÜRKİYE'DE ULUS-DEVLET VE DEMOKRATİK ULUSLAŞMA SÜRECİ -3-

BAYRAK VE ÇOCUK

KUANTUM FİZİĞİNİN SİYASET BİLİMİNE UYARLANMASI (SONUÇ )

HERKESİN BİLDİĞİ 'SIR' DEĞİLDİR! 

MODERNİTENİN  BİTMEYEN PROJESİ: TALİBAN

PKK’NİN GÖRKEMLİ DEVRİM ÇAĞINDA DİRENİŞLE NEWROZLAŞMAK

DEHAKLAŞAN İLKEL MİLLİYEÇİLİK EN TEHLİKELİ İDEOLOJİDİR

ERBİL SEMALARINDA KAMİKAZE DRONE OYUNLARI

TOPLUMSAL YOZLAŞMANIN PANZEHİRİ GENÇLİK ÖNCÜLÜKLÜ DİRENİŞ ve ÖZ SAVUNMADIR! 

ÇALIŞMALARIMIZDA YANLIŞ SİYASALLAŞMALAR

MEŞRULUĞUN KAYNAĞI: AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM

KAPİTALİZM DÜNYANIN SONUDUR

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (1)

AHLAKİ VE POLİTİK GÖREVLER

İMRALIDA GUANTANAMO ÖZEL NATO HUKUK REJİMİ UYGULANIYOR

SANATÇI HİSSİ SAVAŞÇI HİSSİ

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (2)

IRAK SEÇİMLERİ ÜZERİNDE TÜRKİYE GÖLGESİ VE GÜNEY PARADOKSU

MUHTEŞEM YALNIZLIK VE BİZ !

AHLAKİ VE POLİTİK TOPLUM BOYUTU (DEMOKRATİK TOPLUM)

DEMOKRATİK MODERNİTE EKSENİNDE İDEOLOJİK YERELLEŞME (3)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (1. BÖLÜM)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 2.BÖLÜM

HEVAL ŞÜKRÜ'YÜ  UĞURLARKEN

''SOSYALİZMİN KÜRESEL YÜKSELİŞİNDE PKK'NİN ÖNCÜLÜK ROLÜ''

SÖMÜRGE ÜRETİM TARZINDAKİ SINIF ÇELİŞKİSİNİN ANALİZİ 1.BÖLÜM

ANLAM YÜKLÜ ZAMANLARDA 'ÖZGÜR İNSAN'LA DİYALOGLAR

TARİHTEN GÜNÜMÜZE KADININ ÖZ SAVUNMASI 13.BÖLÜM

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 3.BÖLÜM

SÖMÜRGE ÜRETİM TARZINDAKİ SINIF ÇELİŞKİSİNİN ANALİZİ 2.BÖLÜM

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 4.BÖLÜM

GÜNEŞ ÜLKESİNDE DİRİLİŞİ ÖNDER APO VE ŞEHİTLER GERÇEKLEŞTİRDİ

PSİKOLOJİK SAVAŞ ÜZERİNE

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 5.BÖLÜM

“Dijital medya tasfiyeciliğinin zehirleme virüsü”

ÖNDERLİKTE YAŞAM, BİRDEVRİMCİ MÜCADELEDİR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (6.BÖLÜM)

PARASTİNA REWA U PARASTİNA CEWHERİ

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (7. BÖLÜM)

KCK'DEN ULUSLARARASI TOPLUMA 'KİMYASAL SİLAH' MEKTUBU

HDP YÜZDE 15 AMA FAŞİZM VAR KİMYASAL SİLAHLAR VAR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 8.BÖLÜM

İSYAN FAŞİZME KARŞI BİR SİVİL ANGAJMAN HAKKIDIR

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (9.BÖLÜM)

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK (10.BÖLÜM)

AN SERKEFTİN AN SERKEFTİN PKK

DEVRİMCİ KÜLTÜR ve AHLAK 11.BÖLÜM (SON)

KATİLLERDEN HESAP SORMA ZAMANI

İLK SÖZ

3.DÜNYA SAVAŞINDAN ÇIKIŞI SAĞLATACAK TEK GÜÇ DEMOKRATİK HALK DEVRİMİDİR

FAŞİZM TOPLUMU ŞİDDETLE YÖNETMEK İSTER

DÖNEMİN GÖREVİ DEVRİMCİ HALK SAVAŞIDIR

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI VE DEMOKRATİK SİYASET

DİRİLİŞTEN KURTULUŞA ÖZGÜRLÜK AŞKI EN TEMEL GÖREVİMİZ

“SEÇİMLERE ENDEKSLENMİŞ ÇÖZÜM BEKLENTİLERİ ÜZERİNE”

ZİHNİYET DEVRİMİ HAKİKAT DİYALOGLARINDA SAKLI

İHANETİN BEDELİ, YOK OLUŞA DOĞRU!

ÖZEL SAVAŞ; BİLİNÇLENEREK, ÖRGÜTLENEREK, DAYANIŞMA İÇERİSİNE GİREREK YENİLGİYE UĞRATILABİLİR

TÜRK DEVLETİNİN PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMLERİ

ÜÇÜNCÜ ÖNDERLİKSEL DOĞUŞ

KÜRTLER DEMOKRATİŞLEŞMENİN ÖNCÜSÜDÜR

DEVRİMCİ EN USTA SANATKÂRDIR

9 EKİM KOMPLOSU 24’ÜNCÜ YILINA GİRERKEN

ÖZGÜRLÜKTEN KORKMAK ESARET GETİRİR

DEVRİMCİ AHLAKİ HÜMANİZMANIN SİYASİ TEMSİLİ

YURTSEVER HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA!

YURTSEVER KÜRDİSTAN HALKINA VE TÜM KAMUOYUNA

ACIMIZ, BİLİNCE DÖNÜŞEN EYLEMDİR

ÜÇÜNCÜ YOLU ÖRGÜTLÜ VE EYLEMLİ KILMAK

ÖNDERLİĞİMİZİN ÖZGÜRLÜĞÜ YEGANE AMAÇ VE HEDEFİMİZDİR

“DEĞERSİZLİK” AYMAZLIĞI

EMEK VE YAŞAM BAĞLARI

ÖNDERLİK ÇİZGİSİNİN BAŞARISI VE HDP

ÖNDERLİK GERÇEĞİ BÜYÜK BİR EMEK YOĞUNLAŞMASIDIR (1.BÖLÜM)

XELİFAN ŞEHİTLERİ ONURUMUZDUR

MİLİTAN DİLSİZ KONUŞANDIR

ÖNDER APO, BİR HALKIN VAROLMA TARİHİ

ÖNDERLİK GERÇEĞİ BÜYÜK BİR EMEK YOĞUNLAŞMASIDIR (2.BÖLÜM-SON)

ŞİMDİ PKK ZAMANI!

PLATFORM MEVZİDİR,TERK ETMEK SUÇTUR!

ORTADOĞU'DA SUNNİ SEÇİM BLOKLARI İNŞASI

AHLAK FELSEFESİ Mİ VİCDAN FELSEFESİ Mİ?

FAŞİST SALDIRILAR KARŞISINDA NE YAPMALIYIZ?

DEVRİMCİ HALK SAVAŞINI BÜYÜTEREK ‘ÖZGÜRLÜK ZAMANI’ HAMLESİNİ ZAFERLE TAÇLANDIRACAĞIZ

“HAKİKAT AŞKTIR AŞK ÖZGÜR YAŞAMDIR”  “Önder APO”

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO

SİSTEM KARŞITI HAREKETLER

BİLİM İLE İKTİDARIN BİRLEŞTİĞİ SAHA: DEMOGRAFYA (1.BÖLÜM)

KADIN’I ARAMAK VE HAKİKATİN UMUDUNA ERİŞMEK

AİLE SORUNU VE AİLENİN DEMOKRATİKLEŞMESİNİN ÖNEMİ

ANLAMIN HAKİKAT BİLGELİĞİ

BİLİM İLE İKTİDARIN BİRLEŞTİĞİ SAHA  DEMOGRAFYA (2.BÖLÜM)

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO (2.BÖLÜM)

KENDİ TOPLUMSALLIĞINI BİZZAT YARATMAYA GİRİŞEN ÖNDER APO

ÖZGÜRLÜK ZAMANI HAMLEMİZİ,ÇÖKERTME PLANI'NI ÇÖKERTMİŞTİR

TÜRK DEVLETİNE KİMYASAL SİLAH KULLANMA AYRICALIĞI

PKK VE ÖNDERLİĞİNE KURULAN NATO GLADİOSU KOMPLOSUNUN ŞİFRESİ: OLOF PALME SUİKASTI

HAKİKAT PENCERESİNDEN KADRO (3.BÖLÜM)

ARTIK SAVAŞIN KARAKTERİ DEĞİŞTİ!

KÜRDÜN TARİHİ ACILARININ DERMANIDIR PKK

RADİKAL DEMOKRASİYİ KÜRTLERDEN ÖĞRENECEĞİZ

SOYKIRIMA KARŞI YENİLMEYEN STRATEJİ

ULUSLARARASI KOMPLO VE DEM DEMA AZADİYÊ HAMLESİ

40 YILLIK MÜCADELE TARİHİNİN ZİRVESİ: ROJAVA KADIN DEVRİMİ

PKK SÖMÜRGECİLERİN BÖLDÜĞÜ KÜRDİSTAN SINIRLARINI BİRLEŞTİRİYOR

KAYALARDA KÖK SALMAKTIR GERİLLACILIK (1.BÖLÜM)

KİMYASAL SİLAHLARIN YASAKLANMASI ÖRGÜTÜ NEDEN SESSİZ?

KAYALARDA KÖK SALMAKTIR GERİLLACILIK (2.BÖLÜM)

KİMYASAL SALDIRILAR İÇİN YERİNDE İNCELEME YAPILSIN

ŞEHİT MEHMET TUNÇ

ZEHİRLİ GAZLAR VE KİMYASAL SİLAHLARIN KULLANIMI VE YASAKLANMASINA DAİR DERLEME 

109 AYDINDAN BM’YE KİMYASAL SİLAH KULLANIMI İÇİN SORUŞTURMA ÇAĞRISI

1923’TEN BERİ SÜREN HAKSIZLIĞA SON VERİN!

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (1.BÖLÜM)

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ – 1

İSYANSIZ YAŞAM KÖLE İNSANI YARATIR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA( 2.BÖLÜM)

KOMÜNAL KADIN EKONOMİ DERLEMELERİ – 2

“SOSYAL BİLİMLERDE DEVRİM” YOLUNDA TARİHSEL-TOPLUM AKADEMİLERİ

TÜRK DEVLETİNİİN KİMYASAL SİLAH SALDIRILARINA KARŞI HAREKETE GEÇİLMELİ

YAŞADIĞIMIZ ÇAĞDA ÖZGÜRLÜK PROBLEMİNE BAKIŞ

‘ULUSLARARASI SESSİZLİK TÜRK DEVLETİNİN KİMYASAL SİLAH KULLANIMINAZEMİN SAĞLIYOR’

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -1-

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (3.BÖLÜM)

KİMYASAL SİLAH SALDIRILARININ ARKASINDA HEGOMONİK GÜÇLER VAR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (4.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -2-

TÜRK İKTİDARININ ÇIKMAZI, CHP'NİN“AÇILIMI” VE HDP

BUGÜNKÜ GERİLLA RUHU BÊRÎTAN'IN RUHUDUR

KÜRT-ARAP İTTİFAKI İÇİN GÜÇLÜ BİR TARİHSEL ZEMİN VAR

ALEVİ İNANÇ ÖNDERLERİNDEN VE 44 IRAKLI AYDINDAN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E MEKTUP

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (5.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -3-

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI VE KÜRT HALKINA YÖNELİK İMHA SALDIRILARI

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (6.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -4-

ORTADOĞU'DA VE TÜRKİYE'DE ÜÇÜNCÜ YOL

KÜRDİSTAN'DA ASIRLIK KİMYASAL KATLİAM DEVAM EDİYOR

'TARİHİ DİRENİŞİN TEMELİ İDEOLOJİK DURUŞ, FEDAİ RUH VE APOCU YOLDAŞLIKTIR'

ROJAVA DEVRİMİ İÇİN SEFERBERLİK ZAMANI

AVRUPA'DAKİ KÜRDİSTANLI KURUMLARDAN OPCW'YE MEKTUP

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (7.BÖLÜM)

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -5-

LÜMPEN KİŞİLİK NEDİR?

ROJEV

ZAFER PERSPEKTİFLERİ (DERLEME)

KİMYASAL TAYİP'TEN HESAP SORMAK

İŞTE TÜRK DEVLETİNİN KİMYASAL SİLAH KULLANDIĞININ BELGELERİ

TANRIÇA STAR'DAN YJA STAR'A KADIN TOPLUMUNU SAVUNUYOR -6-

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (8.BÖLÜM)

ORDULAŞAN DİRENİŞ ABİDELERİ

ÖZGÜRLÜKÇÜ KÜRT İLE İŞBİRLİKÇİ KÜRT ARASINDAKİ FARK

SOYKIRIMCI TC’NİN KİMYASAL SALDIRILARI

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (9.BÖLÜM)

ÖZGÜR BAHARLARIN BARIŞ BİLGESİ

KÜRT VE KÜRDİSTAN VARLIĞI ÖZ SAVUNMASIZ OLMAZ

KDP’NİN-BARZANİLERİN TARİHİ İHANETLER TARİHİDİR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (10.BÖLÜM)

ZAFER PERSPEKTİLERİ (2.BÖLÜM)

ÖZGÜR KÜRDİSTAN DEMOKRATİK ORTADOĞU'DUR

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (11.BÖLÜM)

ROJAVA DEVRİMİ TÜM KADINLAR İÇİN ÖZGÜRCE VAROLUŞ DEVRİMİDİR

ASENA MERAL'İN YÜZÜNDEKİ YENİLGİ HARİTASI

KOBANE DİRENİŞİNDE BİR CUDİ SÖYLENCESİ: GELHAT GABAR

BİR SAVAŞIN ANATOMİSİ (GİRİŞ)

PKK'NİN KURULUŞUNUN ANISINA (12.BÖLÜM-SON)

ROJAVA DEVRİMİ KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ PARADİGMAYLA GELİŞİYOR

KÜLTÜREL SOYKIRIMA KARŞI SON İSYAN: APOCU DİRİLİŞ VE PKK

WERXELÊ ABİDELERİNİN KOMUTANI CUMALİ ÇORUM

YOLUN SONUNA DOĞRU

DÜNYA SAVAŞI VE ÇAĞDAŞ KAHRAMANLIK ZAMANI

KÜRT JEOPOLİTİĞİ OLUŞURKEN KARŞI HAMLELER

ÖZÜ ARAYIP İRADELEŞEN VE SAVAŞAN KADININ ADRESİ

KCK'DEN KİMYASAL İÇİN SAHAYA DAVET

PKK AB'NİN TERÖR LİSTESİNDEN ÇIKARILSIN!

EDEP YOLUN IŞIĞIDIR

ERDOĞAN VE MERKEL'İN TRUVA ATI DENİZ YÜCEL

HAKİKAT SOSYOLOJİSİNİN ÖZGÜR BİLGESİ

KENDİ OMUZLARI ÜZERİNDE BAŞKALARININ KAFASINI TAŞIMAK

İMRALI'DAKİ TECRİT VE İŞKENCE SİSTEMİNE KARŞI MÜCADELE DAHA DA BÜYÜTÜLMELİİ

ÇİRKİN İNSAN EN KORKAK İNSANDIR

PKK, GENÇLİK VE ZİHNİYET

BURASI KÜRDİSTAN, BEN DE KÜRT'ÜM

XELÎFAN'IN ORTAYA ÇIKARDIĞI GERÇEKLER

DİJİTAL DÜNYA SANAL KİŞİLİK

GENÇLİK VE DÖNEM GÖREVLERİ

PÊŞWAZİYA XERAB

WERİN CENGA AZADÎYÊ !

KÜRESEL GÜÇLERİN HAMLELERİNİ DOĞRU OKUMAK

HAMLASEL MÜCADELEYİ HER ALANDA ÇOK DAHA GÜÇLÜ GELİŞTİRELİM!

KİM, PKK’Yİ NASIL GÖRÜYOR? (DOSYA-ANALİZ)

ANLAMLI YAŞAM ÖNDERLİĞİN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMAKLA MÜMKÜNDÜR

KÜRT VAR DA KÜRDİSTAN YOK MU?

“KÜRDİSTAN DEVRİMİNİN GÜVENCESİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMADIR(1.BÖLÜM)

KURULAN BİR PARTİ DEĞİL YAŞAM TARZIDIR

ANLAMA DAİR

BİLMEYE DAİR

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (1.BÖLÜM)

FAŞİZMİ ZAGROS'A GÖMMEK

“KÜRDİSTAN DEVRİMİNİN GÜVENCESİ TOPLUMSAL ÖZ SAVUNMADIR”(2.BÖLÜM)

PKK 'TERÖR LİSTESİ'NDEN ÇIKARILMALI ÇAĞRILARI

PKK İLE KÖLELİKLER YIKILMIŞ ÖZGÜRLÜKLER KAZANILMIŞTIR

TEK DEĞİL, MİLYONLARIZ

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE(2.BÖLÜM)

ÖZ SAVUNMAYLA ÖZGÜR YAŞAMI AŞKLA ÖRELİM

PKK ÖZGÜRLEŞEN GENÇLİK VE KADINA BİR ÇAĞRIDIR!

ŞİMDİ PKK ZAMANI!

DERSİM SOYKIRIMININ YIL DÖNÜMÜNDE MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM

KÜRT YURTSEVERLİĞİ

PKK’NİN ORTAYA ÇIKARDIĞI KÜRT GERÇEKLİĞİ (1.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (3.BÖLÜM)

PKK’NİN İNSANLIK SAVAŞINA DOĞRU KATILMAK

ÖNDERLİKSEL DOĞUŞ ŞARTLARI (2.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (4.BÖLÜM)

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE (5.BÖLÜM)

PKK'NİN KIRK DÖRDÜNCÜ YILINDA DAHA FAZLA PARTİLEŞEREK ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMAK

PKK NEDEN ANKARA’DA ÇIKIŞ YAPTI (3.BÖLÜM)

GERİLLA BİR İDEOLOJİK KİMLİKTİR (1.BÖLÜM)

HUKUKUN HİÇ OLMADIĞI İKİ YER

SÖZ VE ANLAM ÜZERİNE(6.BÖLÜM)

GERİLLA, FELSEFİ BİR KİMLİKTİR(2.BÖLÜM)

KÜRDİSTAN SÖMÜRGEDİR” (4.BÖLÜM

PKK YASAĞINA KARŞI BERLİN'DE BULUŞMAYA ÇAĞIRDI

GERİLLA KOMÜNAL KİMLİKTİR(3.BÖLÜM)

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (1.BÖLÜM)

BAĞIMSIZLIK VE BAĞIMSIZLIKÇI DURUŞ (5.BÖLÜM)

PKK GEL E, GEL NAYÊ DARIZANDIN!

PKK HALKTIR HALK YAGILANAMAZ !

MESRUR BARZANİ TÜRK DEVLET AĞZIYLA KONUŞUYOR

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (2.BÖLÜM)

GERİLLA KÜLTÜREL KİMLİKTİR(4.BÖLÜM)

PKK NEDEN AYRI ÖRGÜTLENMEYE GİTTİ (6.BÖLÜM)

APOCU HAREKETİN GELİŞİM TARİHİ İÇERİSİNDE PKK'LİLEŞME HAMLELERİ (3.BÖLÜM)

GERİLLA CİNS ÖZGÜRLÜKCÜ KİMLİKTİR(5.BÖLÜM)

KADIN, DEVRİM VE ÖZGÜRLÜK ZAMANIDIR!

KUMPASLAR ÜLKESİNDE SON TANGO

PKK’LİLİK DÜZENDEN KOPUŞTUR (7.BÖLÜM)

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ

PKK HALKTIR HALK YASAKLANAMAZ

PKK HALKTIR HALK YASAKLAMAZ

“PKK'NİN YARATTIĞI İDEOLOJİK BİLİNÇLE NETLEŞMEK”

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ!

PKK HALKTIR HALK YASAKLANAMAZ

PKK GEL E, GEL NAYÊ QADEXEKİRİN!

GERİLLA HOŞGÖRÜLÜ KİMLİKTİR(6.BÖLÜM)

BİR DİRİLİŞ VE KAHRAMANLIK DESTANI

PKK İLE DİĞER ÖRGÜTLER ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR (8.BÖLÜM)

APOCULAR DÜŞÜNDÜ, İNANDI VE YAPTI (1.BÖLÜM)

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ

GERİLLA ÖZGÜR KÜRDÜN YARATILDIĞI BİR DİRENİŞ DERGAHIDIR

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (1.BÖLÜM)

PKK’NİN KURULUŞU ŞOVENİZMDEN KOPUŞTUR (9.BÖLÜM)

BELÇİKA ADALETİNDEN TARİHİ PKK KARARI

BARZANİ’NİN YARATTIĞI BELARUS TRAJEDİSİ HERYERDE

PKK’DE ŞEHADETLER, BİR EMİR MAKAMIDIR (2.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (2.BÖLÜM)

PKK DEMOKRATİK ULUS ÇİZGİSİYLE DAHA DA BÜYÜDÜ

SIFIRDAN İLK SERHİLDANA (10.BÖLÜM)

GERİLLA TÜRK ORDUSUNU DURDURDU (3.BÖLÜM) 

PKK’NİN 43 YILLIK TARİHİ BİR DESTANDIR; BU TARİH KANLA SÜSLENMİŞTİR

EGEMEN ERKEKLİK ÖZÜNDE FAŞİSTTİR

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (3.BÖLÜM)

SERHİLDANLA YARATILAN EĞİTİM ORTAMI (11.BÖLÜM)

ÖNDER APO SABIRLI, CESUR, YİĞİT KENDİNE VE ÖZGÜRLÜĞE İNANAN KADINI YARATTI

PKK ADINA YAPILAN İLK BESTE (VAYE PKK RABÛ)

''İSTENİRSE BU İKTİDAR BİR HAFTA DURAMAZ'' (4.BÖLÜM)

PKK'NİN 43.KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ KUTLAMALARI

PKK YENİ İNSANLIĞIN DEVRİMCİ TARİH YAZIMIDIR (1.BÖLÜM)

HAKİ KARER YOLDAŞIN ŞAHADETİ VE HAKİ KARER KİŞİLİĞİ (12.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (4.BÖLÜM)

PKK’NİN 43. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLAMALARI (2.BÖLÜM)

ONUR DİRENİŞİNDE YER ALIN!

ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLAMA ZAMANI ! (5.BÖLÜM)

PKK YENİ İNSANLIĞIN DEVRİMCİ TARİH YAZIMIDIR (2.BÖLÜM)

26-27 KASIM 1978: I. KURULUŞ KONGRESİ (13.BÖLÜM)

PKK ÖLÜM DÖŞEĞİNDE OLAN BİR HALKI DÜNYANIN UMUDU YAPTI

BİZ BU TOPRAKLARIN ÇOCUĞUYUZ, ONLARIN ANLAYACAĞI DİLDEN ONLARLA KONUŞMALIYIZ! 

1980: 12 EYLÜL ASKERİ DARBESİ VE KENAN EVREN (14.BÖLÜM)

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(1.BÖLÜM)

İKTİDARIN KORTUĞUNU BAŞINA GETİRECEĞİZ 

“PKK, KÜRT HALKINI DİRİLTEN ÖZGÜRLÜK RUHUDUR”

PKK HALKTIR, HALK YASAKLANAMAZ!

FAŞİZMİ YIKMAK İÇİN DAHA ÇOK CESARET LAZIM

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(2.BÖLÜM)

“T C FAŞİZMİNİN KAOS PLANI İMRALI'DA DEVREDE”

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(3.BÖLÜM)

PKK KAYBETTİRİLEN KADIN KÜLTÜRÜNÜN PARTİSİDİR  

PKK İLE REEL SOSYALİSTLER ARASINDAKİ TEMEL FARK (15.BÖLÜM)

SİSTEM ÇALIŞMAMIZ TARİHTE İLKTİR

GERİLLADA EĞİTİM, YAŞAMIN KENDİSİDİR(4.BÖLÜM)

TARİH SAHNESİNDE VAMPİRLER

SALİH KANDAL VE SİVEREK DİRENİŞİ (16.BÖLÜM)

HALKLAR ÖNDERİ SAYIN ABDULLAH ÖCALAN'A UYGULANAN TECRİT İLE İLGİLİ SON GELİŞMELER

İNGİLİZ POLİTİKALARI KÜRTLERİN SIRTINDAKİ HANÇERDİR

LÜBNAN-FİLİSTİN SAHASINA ÇIKIŞ SÜRECİ (17.BÖLÜM)

PKK'NİN 'TERÖR LİSTESİ'NDEN ÇIKARILMASI İÇİN YAPILAN ÇAĞRILAR (1.BÖLÜM)

AKP, HOBBES VE SAVAŞ DURUMU

MAZLUM DOĞAN ARKADAŞIN DİRENİŞ GERÇEĞİ (18.BÖLÜM)

ŞEHİTLER PKK'LİDİR

KDP 21. YÜZYILDA UTANÇLA KÜRT İHANET TARİHİNİ YENİDEN YAZIYOR (1.BÖLÜM)

RÊBER APO'NUN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAĞLAMA MÜCADELESİ BOYUTLANDIRILMALI

HALKLAR ÖNDERİ SAYIN ABDULLAH ÖCALAN'A UYGULANAN TECRİT İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

KDP 21. YÜZYILDA UTANÇLA KÜRT İHANET TARİHİNİ YENİDEN YAZIYOR (2.BÖLÜM)

PKK SANAT İNCELİĞİNDE ÖRÜLEN BİR HAREKETTİR

AKP-MHP FAŞİZMİ UZATMALARI OYNUYOR

PKK'NİN DÜNYA SİYASET SAHASINDAKİ AVANTAJLARI VE AVANTAJLARINI GÜÇLENDİRME YOLU: ÖZ SAVUNMA

DEVRİM ÖZGÜRLÜĞE AŞIK OLANLARIN YOLUDUR

KCDK-E'DEN GÜNDEME İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

KATILANLARIN ANLATIMIYLA 27 KASIM 1978 FİS KÖYÜ

KÜRDİSTAN'DA GERİLLA ZAMANI

PKK DEĞİŞİMİN VE DÖNÜŞÜMÜN GÜCÜ OLDU

KDP’NİN DERİN DENKLEMİNDE 140'INCI MADDE

KCK VE KONGRA-GEL'İN ŞENGAL AÇIKLAMALARI

FAŞİST DİKTATÖRLÜK YIKILMAYA MAHKUMDUR

GENÇLİKTE ZİHNİYET DEVRİMİNDE FEDAİLİĞİ YAKALAMAK ÖZGÜR TOPLUMUN SARSILMAZ İNŞASIDIR

ÖNDER APO, BİR HALKIN VAROLMA TARİHİ

REJİM YIKILMADAN HİÇBİR KÜRT RAHAT YAŞAYAMAZ

21. YÜZYILDA SOYKIRIM VE TOPLUMSAL DİRENİŞTE GENÇLİĞİN ROLÜ

DEVRİMCİ HALK SAVAŞI RADİKAL BİR CİNS MÜCADELESİYLE KAZANILABİLİNİR

DÜNYA HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN'A ÖZGÜRLÜK GÜNÜ ÇAĞRILARI

KAPRİSLİ VE PASİF SANAL RADİKALİZM

ANTER YOLDAŞ VE ZİNDAN DİRENİŞLERİ

ÖZEL SAVAŞA KARŞI ZİHNİYET VE YAŞAM MÜCADELESİ (1.BÖLÜM)

“APOCU DEVRİMCİ HAMLE TC FAŞİZMİNİ ÇÖKERTİYOR”

“ÇİN MODELİ” TOPLUMA SAVAŞ İLANIDIR...

ÖZEL SAVAŞA KARŞI ZİHNİYET VE YAŞAM MÜCADELESİ (2.BÖLÜM)

TOPLUMSAL SORUNLARIN AŞILMASINDA ÇIKIŞ ÖZGÜRLÜK HAREKETİDİR

1000 İSİMDEN ÇAĞRI: PKK 'TERÖR ÖRGÜTLERİ LİSTESİ'NDEN ÇIKARILSIN

İMRALI KAYALIKLARINA ÇİVİLENEN HAKİKAT (1.BÖLÜM)

KİTLESELLEŞEN BİR ANTİFAŞİST SOKAK MÜCADELESİ SÜRECİ KARŞILAR

İMRALI KAYALIKLARINA ÇİVİLENEN HAKİKAT (2.BÖLÜM)

SOYKIRIM KISKACINDA VARLIK SAVAŞI YÜRÜTMEK

CEZAEVLERİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR VE ÇAĞRILAR

KNK TOPLANTISININ SONUÇ BİLDİRGESİ

ETKİN BİR EKONOMİK SAVAŞ STRATEJİSİ

BİR TÜRKÜNÜN MELODİSİ VE SENFONİSİDİR PKK

KÜRTLERDE DİNSELLİK VE YAŞANAN DEĞİŞİMLER

PREKARYA VE BALDIRI ÇIPLAK KÜRD

TASARLANMIŞ BİR KATLEDİLME DURUMU VAR

AP, TUTSAK VEKİLLER İÇİN KAMPANYA BAŞLATTI 

ZİNDANLARDAKİ ZULME SESSİZ KALMAK !

GARİBE GEZER KÜRT SORUNU'NUN TA KENDİSİDİR

TÜRKİYE’NİN ÇÖZÜLME İŞARETLERİ ARTIYOR

KÜRT KATLEDEREK TÜRK OLACAĞINI SANMAK

'' FAŞİZMLE HESAPLAŞMA OLMADAN HELALLEŞME OLMAZ ''

GARİBE'Yİ KATLEDENLER MUTLAKA HESABINI VERECEKLER

 19 ARALIK 2000 YILINDA ZİNDANLARDA YAPILAN KATLİAM İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

YOL VE YOLDAŞLIK…

İDEOLİKLİK VE İDEOLOJİKSİZLİK ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ

BİRAZ DA AJİTASYON LAZIM

ÖNDERLİK VE ZİNDANLARDA  REHİN TUTULAN  YOLDAŞLAR  ETRAFINDA KENETLENME ZAMANI

KADININ SESİNDE SAKLIDIR ÖZGÜRLÜK DÜŞÜ

ZINDANLAR İLE İLGİLİ DUYARLILIK ÇAĞRILARI

CEZAEVLERİNDE KATLİAM VAR

TÜRKİYE'NİN AYNASI ZİNDANLAR

KIRIKLAR CEZAEVİ'NDEKİ TUTSAKLAR AÇLIK GREVİNDE

KONGRA-GEL ZİNDANLAR İÇİN 'SEFERBER' OLMAYA ÇAĞIRDI

HEVAL HALİL GÜNEŞ'İN ANISINA

“ÖNDERLİKSEL DEVRİMİN DİRENİŞ RİTMİNİ YAKALAMAK”

PKK DİRENİŞİ 2022 YILINI KÜRDÜN ULUSAL ONUR BAYRAMI YAPACAK

DÖRDÜNCÜ KELEBEK OLMAK

ÖZGÜRLÜK AŞKINA DİRENENLER

ÖZ SAVUNMA MEKANIZMASI OLARAK DUYGULARINI POLİTİKLEŞTİRMEK

ETİK İNSAN VE ETİK EYLEM (1.BÖLÜM)

ETİK İNSAN VE ETİK EYLEM (2.BÖLÜM)

TJK-E, PARİS KATLİAMI'NIN HESABINI SORMAK İÇİN ALANLARAÇAĞIRDI!

KÜLTÜR-SANATA KURULAN TUZAKLAR VE APOCU ESTETİK

SARA YOLDAŞ, ÖNDER APO’NUN YOLDAŞIYDI

NAZİ TOPLAMA KAMPINDAN KAÇAN 9 DİRENİŞÇİ KADININ HİKAYESİ

KADIN DEVRİMİNİN DİRENİŞ SEMBOLÜ

ÖNDER APO’YLA YAŞA, KÜRDİSTAN'I ÖZGÜRLEŞTİR!

GÜNEŞ PARLAKLIĞINDA GÜLÜMSEMEN HEVAL SARA (SAKİNE CANSIZ)

“TC FAŞİZMİ KARŞISINDA KÜRT SİYASETİ NE YAPMALI?”

PKK ÖLÇÜLERİNDE YAŞAMI YARATANLAR

GERÇEKLER ACITMIYOR

KÜRT DÜŞMANLIĞI AÇ VE İŞSİZ BIRAKIR

ŞADİYE MANAP'TAN MEKTUP VAR

ÇÜNKÜ SANA GÖRE O İNSAN DEĞİL

KÜRTLER ZORU BAŞARDI

SOKAK OLMADAN DEMOKRASİ OLMAZ

KÜRDÜN ÖZGÜRLÜK GÜNEŞİ EFRÎN’DEN DOĞACAK

DESTANSI EFRİN FEDAİ DİRENİŞİNE BİR İÇ BAKIŞ

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (1.BÖLÜM)

75 RUHU AYAĞA KALK!

FAŞİST ŞEF AMED'E GİREMEZ

YÜREĞİMİN SESSİNİ DİNLEDİM (2.BÖLÜM)

ALLAH'IN DEĞİL, ERDOĞAN'IN KÜRTÇE İLE PROBLEMİ VAR

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (3.BÖLÜM)

İSTANBUL, ADANA: DEMOKRATİK ÖZERKLİĞİN ZORUNLULUĞU

APOCU DEVRİMİN YARATTIĞI YENİLMEZLİK TARİHİ

“DOĞA” ZAMANI

ELEŞTİREL DÜŞÜNCENİN EYLEMSELLİĞİ

KADIN OLMAK SUÇ MUDUR?

GÖÇ YOLLARINDA…

KÜRDÜM “TÜRK VARLIĞINA” KURBAN OLMAYACAĞIM!

ATAKAN MAHİR’İ HATIRLAMAK

İSYAN VE İNTİKAM ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?

KARA GÜNÜN ÇOCUKLARINA!

KOBANE'DEN HESEKE'YE KÜRDÜN DİRENİŞ DESTANI

DEVLET DİNCİDİR VE EN BÜYÜK TARİKATTIR

YÜREĞİMİN SESİNİ DİNLEDİM (4.BÖLÜM)

TÜRK ORDUSUNUN PKK KARŞISINDAKİ TARİHİ YENİLGİSİ

DAĞLAR ÖZGÜRLÜK MEKÂNIDIR…

AYNI DAVANIN YOLCULARI BABA VE KIZ

“KDP KÜRDÜN KÜRDE SOYKIRIM PROJESİDİR”

“HALKIN,ADALETİ DEVRİMDE ARAYAN SOKAKTAKİ İSYANI”

AŞKIN ADI VİYAN OLMUŞTU

İKTİDARDAN UZAK DEMOKRATİK BİR DÜNYA MÜMKÜN: BİNARÊ QENDÎL

VİCDAN KÖRELMESİNE KARŞI SON BÜYÜK İNSANLIK DİRENİŞİDİR PKK

3. YILINA GİRERKEN, 'EV DER HEFTANÎN E' SLOGANININ ÖYKÜSÜ

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (1.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (2.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (3.BÖLÜM)

PKK KÜRDÜN KADİM ÖZGÜRLÜK RUHU VE ULUSAL ONUR BİLİNCİDİR

BİLGE ÖCALAN'IN EVRENSEL VİCDAN FELSEFESİYLE YÜZLEŞMEK.

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (4.BÖLÜM)

BAHARI KOYNUNDA MAYALAYAN GERÇEK, “ŞUBAT”

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (5.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (6.BÖLÜM)

O PKK’NİN YAŞAYAN RUHUYDU

BAŞKALDIRI BİLİNCİ

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (7.BÖLÜM)

HAKİKAT YOLDAŞLIĞI (8.BÖLÜM)

'CÜRET, DAHA FAZLA CÜRET'

DAHA KARARLI OLMAK LAZIM

DAR Lİ SER KOKA XWE MEZİN DİBE

ADI BÊRÎTAN ZAMANIYDI

ÖZELLEŞTİRİLEN BÖLGESEL İÇ SAVAŞLARA DOĞRU

SEZGİLERİN GÜCÜ

ORTADOĞU'YU YENİ KÜRESEL DENKLEM ÜZERİNDEN OKUMAK

ANLAMIN SİYASİ EYLEM KARŞILIĞIDIR POLİTİKA

KÜÇÜK DERSİM’İN EN BÜYÜK ÖZLEMİYDİ BOTAN

ÖZGÜR İRADE, ÖZGÜR DÜŞÜNCE

SİYAJİN İLE ŞİYAR (1.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (2.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (3.BÖLÜM)

GAME OVER: OYUN BİTTİ PKK ŞAH TC FAŞİZMİ MAT!

SİYAJİN İLE ŞİYAR (4.BÖLÜM)

28 ŞUBAT’IN İKİ YÜZÜ

SİYAJİN İLE ŞİYAR (5.BÖLÜM)

TOPLUMA İLLÜZYON SATMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (6.BÖLÜM)

ÖNDER APO ÖZGÜR YAŞAMDA ISRARIN ADIDIR

SİYAJİN İLE ŞİYAR (7.BÖLÜM)

BEDEL RANTÇILIĞI HALKA AİT DEVRİMİ GASP GİRİŞİMİDİR

ALİŞER VE ZARİFE'Yİ GERİLLA OLARAK ANMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (8.BÖLÜM)

VAKTİNDE KENDİNİ ADAMAK

SİYAJİN İLE ŞİYAR (9.BÖLÜM)

8 MART 1857 DEN 8 MART 2022’YE

SİYAJİN İLE ŞİYAR (10.BÖLÜM)

SİYAJİN İLE ŞİYAR (11.BÖLÜM)

BOMBALARIN ARASINDAKİ“SESSİZ SAVAŞ!”

DAĞIN DUYGUSU

SİYAJİN İLE ŞİYAR (12.BÖLÜM)

HER TÜRLÜ HAKSIZLIĞA DİRENİŞTİR, NEWROZ

AMED DAĞLARININ SEVDA ÇİÇEĞİ

SİYAJIN İLE ŞİYAR (13.BÖLÜM)

NEWROZLAŞAN HALKLA TARİH KAZANILDI

ROJÎN GEVDA KÜRDİSTAN DAĞLARINA İLMEK İLMEK ÖRÜLMÜŞ ÖZGÜR RUHTUR

SİYAJIN İLE ŞİYAR(14.BÖLÜM)

ÇÖLE SU OLMAK

SİYAJIN İLE ŞİYAR(15.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (1.BÖLÜM)

50. YIL VE ÖNDER APO'YA ÖZGÜRLÜK NEWROZU

SİYAJIN İLE ŞİYAR(16.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (2.BÖLÜM)

PKK KÜRT İNTİKAM TARİHİNİN TOPLUMSAL BELLEK İNŞASIDIR

SİYAJIN İLE ŞİYAR(17.BÖLÜM)

YÜZ HATLARINDA GİZLİDİR KÜRDÜN BÜTÜN TARİHİ (3.BÖLÜM)

SİYAJIN İLE ŞİYAR(18.BÖLÜM-SON)

NEWROZ VE GENÇLİK MÜCADELESİ

SESSİZ ÇIĞLIĞI DUYABİLMEK

‘SEYYAR GERİLLA’ CİBİNLİ HÜSEYİN

BAHAR ÇAĞLAR, GERİLLA DAĞLAR

KÜRT HALKI PKK ÖNCÜLÜĞÜNDE NEWROZLAŞIYOR!

İNSANIN KENDİNDEN DÜŞMESİDİR SÜRGÜN

YILDIZLAŞAN SURETİNDEN ANIYORUZ SENİ

KORKU CESARETİN KAYNAĞIDIR

JEOPOLİTİK EKSEN KAYMALARININ YARATTIĞI BELİRSİZLİKLER

DİRENİŞ EMSALİ EGİD YOLDAŞ

KIZILDERE SÖZÜ

ÖZERK ZAMAN VE MOR ARAYIŞLAR

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (1.BÖLÜM)

ANLAMIN HAKİKAT BİLGESİNİ YAŞAMSALLAŞTIRMAK

HERGÜN YENİDEN DOĞMAK

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (2.BÖLÜM)

DOĞUŞ GERÇEĞİMİZ (3.BÖLÜM)

YAŞAM GEREKÇEME

“ARTTIRILMIŞ SANAL GERÇEKLİK ÇAĞI”

KİNİK ALDANIŞLAR ZAMANI YARALAR

HALKLARA SAVAŞ AÇANLAR BARIŞ GETİREMEZ

ANLAMIN VE HİSSİN YAŞATTIĞI İNSAN RÊBER APO

GÜLBAHAR’IN GÜLÜŞÜ

NEWROZ HALKI VE İSRAİL’İN TUTUMU

DAĞLI EMEKTAR

ÖNDERLİK ÇİZGİSİNDE ÖZGÜRCE DERVİŞÇE MİLİTANLIK

ALIŞMAK İHANETTİR

SEVDANIN GÜZELLİĞİNDE AÇTIM GÖZLERİMİ

PEOPLE OF NEWROZ AND ISRAEL'S ATTITUDE

SORGULANMAMIŞ YAŞAM YAŞANMAYA DEĞMEZ

SÜRECİ KARŞILAYAN DOĞRU BİR DEVRİMCİ ÖNCÜLÜK ZAMANI

YAŞARKEN ADI BİLİNMEZ FEDAİLERİN...

AY IŞIĞI HAYALET DAĞLARIN ARDINDAN YÜKSELMİŞ

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (1.BÖLÜM)

CEZAEVLERİNDEKİ SALDIRI SOYKIRIM SALDIRISIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (2.BÖLÜM)

KEKİK KOKULU İKİ ÜLKENİN AŞIĞI

“FAŞİZMİN ÖLÜM FERMANINA KARŞI DEVRİMCİ İNTİKAM ZAMANI”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (3.BÖLÜM)

SANAT ELEŞTİRİSİ “ŞAKA DEĞİL!”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (4.BÖLÜM)

ÖZLEMEK

KORKU

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (5.BÖLÜM)

ŞEHİTLERİN İZİNDEN

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (6.BÖLÜM)

PKK’NİN FEDAİ DİRENİŞ MELODİSİ İLE AŞK SEMAHINA DURULUR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (7.BÖLÜM)

ŞEHİT TEKOŞİN

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (8.BÖLÜM)

“MESRUR BARZANİ’NİN YÜZÜNE YANSIYAN YENİLGİ KORKUSU”

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (9.BÖLÜM)

HDP KENDİ ÖNÜNE BARAJ KOYMAMALI!

ÖNDERLİK GERÇEĞİNDE HER ANI ÖZGÜR YAŞAMAK ANLAMLIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (10.BÖLÜM)

SAVAŞIN KAYBEDENİ KÜRTLER OLMAYACAK

KÜRDÜN ZAFER İDEASININ DAVUDİ SESİ KARAYILAN'DAN TARİHİ ÇAĞRI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (11.BÖLÜM)

YAŞAMI ÖZÜYLE BULUŞTURMANIN DİLLİ (2.BÖLÜM)

YOLUMUZ UZUN YÜKÜMLÜLÜKLERİMİZ AĞIRDI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (12.BÖLÜM)

GERİLLA'DAN BİR GÜN (1.BÖLÜM)

PKK KÜRT HALKININ JEOPOLİTİK VE JEOSTRATEJİK ÜST AKLIDIR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (13.BÖLÜM)

BU 14 NİSAN FARKLIDIR

GERİLLA'DAN BİR GÜN (2.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (14.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE DAHA YAKINIZ

YİĞİT AMED’İN YİĞİT KIZI

BAŞKA DiLDE ANNE OLMAK (15.BÖLÜM)

FAŞİZMİN KARANLIK DOĞASI VE GEZİ DİRENİŞİNİ LİNÇ DAVASI

BAŞKA DiLDE ANNE OLMAK (16.BÖLÜM)

ELEKTRİKSİZ AMA BOL BOMBALI HAFTA!

SİYASAL İSLAM’IN İFLASI

1200 KERE KATİL VE İHANETÇİSİN KDP

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (17.BÖLÜM)

KORKU CESARETİN KAYNAĞIDIR: SIĞINAK

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (18.BÖLÜM)

BİR HALKIN CANLI KALKANI OLMAK

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (19.BÖLÜM)

YENİ YAŞAMI DOĞURANIN HAVARİLERİYİZ...

KÜRT DEMOKRATİK ULUSAL BİRLİĞİNE DOĞRU

ELLİNCİ YILIN ZAFERİ ZAP'TA KAZANILIYOR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (20.BÖLÜM)

FEDAİ ÇİZGİSİNİN ÖNCÜ KOMUTANI

ŞENGAL VE FERMAN KISKACI

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (21.BÖLÜM)

YAŞAMI ÖZÜYLE BULUŞTURMA: XWEBUN

TÜM ZAMANLARIN DENKLEMİ

ESPRİSİ VE SEVECENLİĞİYLE YOLDAŞLARIN EN NARİNİ (1.BÖLÜM)

DENİZLERİ ANMAK, İTTİHATCILARI LANETLEMEK

ESPRİSİ VE SEVECENLİĞİYLE YOLDAŞLARIN EN NARİNİ (2.BÖLÜM)

CAHŞ KÜRTLÜK PROJESİ ZAP DİRENİŞİNE GÖMÜLÜYOR

DERSİM İSYANI, İHANET VE KATLİAM

TÜKÜRDÜĞÜNÜ VEYA MEKAP YALATMAK!

UNUTMAK İHANETTİR (1.BÖLÜM)

UNUTMAK İHANETTİR (2.BÖLÜM)

CESARET KÖPRÜSÜYLE DAĞLARA

UNUTMAK İHANETTİR (3.BÖLÜM)

21’İNCİ YÜZYILIN ÖZGÜRLÜK FELSEFESİ

TEK YOL YİNE DAĞLAR

ÖZGÜR YAŞAM İÇİN UMUDA UMUT KATMAK

TC FAŞİZMİNİN KÜRDİSTAN’DA UYGULADIĞI 3-F STRATEJİSİ

SAMİMİYET…

AY IŞIĞININ ALTINDA KISA BİR GEZİ

GERİLLANIN SESİ, SÖZÜ VE EYLEMİ OLMA ZAMANI

GERÇEK SENSİN EGÎD!

BİR YANILSAMANIN SONU

SESSİZ KALMAK, DÜŞMANI CESARETLENDİRİR, KILICINI KESKİNLEŞTİRİR

OKUMUŞUNUN BİLE CAHİL OLDUĞU BİR ÜLKE DÜŞÜNÜN

DEVLETLE MÜCADELEYE DEVAM

TARİHİ İMRALI VE GERİLLA DİRENİŞ YÜKÜNÜ BÖLÜŞMEK

KDP KÜRT HALKININ BAŞINA GELMİŞ EN BÜYÜK BELADIR!

KIZGIN İKLİM (1.BÖLÜM)

HEVAL AYSEL VE MİZGÎN

DOĞU’NUN DÖRTLERİNE!

KIZGIN İKLİM (2.BÖLÜM)

HAKÎ KARER SEMBOLA FEDAKARÎ Û KEDÊ YE

HAKİ KARER GİZLİ RUHUMUZ

KIZGIN İKLİM (3.BÖLÜM)

HAKİLERİ ANLAMAK

ZAP DİRENİŞİNE KÜRESEL DENKLEMDEN BAKMAK

BENİM ÖLDÜRÜLMEMLE BİNLERCE KÜRT UYANACAK

DÖNEM HAKİ’CE YAŞAMANIN VE ÇALIŞMANIN ZAMANIDIR

DEMOKRASİYİ SAVUNMAK, BARIŞI SAVUNMAKTIR

KÜRTLER VE ÖZGÜRLÜK GERİLLASI ZAFERE DOĞRU KOŞUYOR

ZAMAN İLERLİYORDU, BİZ DE İLERLİYORDUK

NATO KÜRT TASFİYE KONSEPTİ DEVREDE

BASKI VE ŞANTAJ FAŞİZMİ KURTARAMAZ

KADIN, ÖZGÜRLÜĞÜ DAĞLARDA ARAR

ÇAKAL POLİTİKASININ İFLASI

GERİLLA DA YAŞAM BİR SERÜVEN

VİCDANLARI RADİKAL DİRENİŞLE AYAKLANDIRMA ZAMANI

ŞEHİT KASIM ENGİN’İN SÖZLERİYLE KISACA HAYATI

1 HAZİRAN HAMLESİ ULUSLARARASI KOMPLOYU YENME BİLİNCİ VE İRADESİDİR

AKP’NİN TERÖR ÖRGÜTLERİ

HAKARETLERE DUR VE VUR DEME ZAMANI

KÜRT HALKI İÇİN NEYİN SEÇİMİ VE KİMLE NE İTTİFAKI (1.BÖLÜM)

1 HAZIRAN’IN YIL DÖNÜMÜNDE

BÊ XÎRETÎ BÊ NAMÛSÎYE

ÖZGÜR YAŞAMDA ISRAR

KÜRT HALKI İÇİN NEYİN SEÇİMİ VE KİMLE NE İTTİFAKI (2.BÖLÜM)

KÜRT KAPANININ EN TEHLİKELİ KOLU

DERSİM’İN ASİ KADININA

ÖZ VAZGEÇİLMEZİMİZDİR

1 HAZİRAN 2004 HAMLESİNİ NASIL OKUYALIM

HAKİKATİ DOYUMSAMAK

DİJİTAL SERMAYENİN YENİ DÜNYA TASARIMI

YASAKTA SINIR YOK

GENÇLİK; TOPLUMUN ÖZGÜRLÜK ŞAFAĞIDIR

HALKIN DİRENİŞİ KİRLİ PLANLARI BOŞA ÇIKARACAK

KOMÜNALİZM VE DEMOKRATİK ULUS OLMADAN ÖZGÜRLÜK OLMAZ

SİHİRLİ KELİME “YOLDAŞ”

ZAGROSLARIN SANATÇI RUHLU KIZI

PKK İNSANLIĞIN ÖZGÜRLÜK MELODİSİDİR

SOYKIRIMCI ZİHNİYET VE SİYASETE KARŞI

KARAR VER!

KOPUŞ TEORİSİYLE ZİNCİRLER NASIL AŞILIR

ÖZLEM DUYARAK YAŞAMAK

GERİLLA ZAMANI

ERDOĞAN DA MALİYE BAKANI DA 'DOĞRULARI' SÖYLÜYOR

ANLAM VE ÖZGÜRLÜK

YOLDAŞ ACISI SEVDA KOKAR

KÜRTLERİN BİR ULUS OLARAK KENDİ KADERLERİNİ TAYİN ETME HAKLARI VAR

KAPİTALİST MODERNİTENİN TRANSHÜMANİZM ÇAĞI

ZERDEŞT VE ZERDÜŞT ÖĞRETİSİ

ÇOK BİLMİŞLERE MÜJDE!..

BERDEEE BİNE TE ERDEEE!

APOCULUK KENDİNİ EĞİTMEKLE BAŞLAR

NE YAPARSA YAPSIN FAŞİZM İÇİN KURTULUŞ YOK

TÜM KENELERE

İŞGALCİ TÜRK DEVLETİ VE İŞBİRLİKÇİ KDP'NİN AMAÇLARI

APOCU KÜLTÜR YENİ YAŞAM DEMEKTİR

PKK’LİLİK EN YÜCE ONURDUR

AŞİKARDIR BRE TERESLER

ORTADOĞU’DA KAOSUN ROTASI YENİDEN İRAN VE IRAK

KİMYASALLARLA KAZANILMAYA ÇALIŞILAN KİRLİ SAVAŞ

GEMLİK YÜRÜYÜŞÜ ÜZERİNE…

İÇİMİZDE SOLMAYAN ŞAHMARANLAR’A

ÖLÜMDEN YAŞAMI YARATANLARIN DÜELLOSU

30 HAZİRAN ARİFESİNDE

DÜŞMANA SALDIRIRKEN BİNEVŞ EGAL’LERİN GÜLÜŞÜNÜ DÜŞÜNÜN!

ŞEHİTLERİN İZİNDEN YÜRÜMEK

HEDEF ÖZGÜR İNSAN

PKK İLE TANIŞMAK ÖZGÜRLÜK İLE TANIŞMAKTIR

PUSUYU YARMAK

BİNLERCE YILA YAYILAN İSİM; ZİLAN

ÖNDER ÖCALAN'A YİNE YALVARACAKSINIZ!

GİZEMDİR DEVRİMCİ OPERASYONLAR…

ARARAT’IN SERHILDANI

ZAP SAVAŞI VE FAŞİST ŞEFLERİN SONU

ZİLAN DERİNLEŞMİŞ BİR BELLEKTİR

CELAL BAŞKALE– MAHİR KOÇ YOLDAŞIN ANISINA

ÖZGÜRLEŞMEKTEN BAŞKA KURTULUŞ YOKTUR

PKK MİLİTANLIĞININ ÖZÜ: SORXWİN

CİHAN VE HÜSNÜ'YÜ HATIRLAMAK

ANILARA YOLCU OLMAK

UMUT ZAP'TA ZİLANCA DİRENEN APOCU FEDAİLİKTİR

IRKÇILIĞIN SIRADANLIĞI

KIZIL ZAMANLAR

AMED’İN ANDOK’U

KÜRDİSTAN’DA GENÇLİĞİN SÖMÜRGE DÜZENİYLE HESAPLAŞMASI; ZAP SAVAŞI

KÜRT HALKI ÖZGÜRLÜĞE/ ZAFERE KOŞUYOR

FEDAİLEŞEN GERİLLA VE HALK YENİLMEZDİR

BAŞKANIM!

SOSYALİZM'DE DEVLETE YER YOKTUR

ZİLANCA FEDAİLİK MİLİTANLAŞIYOR, EYLEMSELLEŞİYOR

BİR ÜLKENİN COĞRAFYASI

KÜRDİSTAN HAVA SAHASI VE TEKNOLOJİK SOYKIRIM ARAÇLARI

PKK HER TÜRLÜ SÖMÜRGECİLİĞE VE İHANETE KARŞI ASLA YENİLMEYEN TARİHİ İNTİKAM HAREKETİDİR (1.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE GİDEN YOL ÖZGÜRLÜĞÜ YARATANDAN GEÇER

PKK HER TÜRLÜ SÖMÜRGECİLİĞE VE İHANETE KARŞI ASLA YENİLMEYEN TARİHİ İNTİKAM HAREKETİDİR (2.BÖLÜM)

ÖZLEMEK

BİR FEDAİ DESTANIDIR ŞEHİTLER

FEDAİLEŞEN KADIN GERÇEKLİĞİNDE ZAFERE DOĞRU

YİNE BİR U DÖNÜŞÜ…

ÖZ SAVUNMA BİLİNCİ TEMELİNDE DÜŞMANA KARŞI SAVAŞMAYAN MANKURTLAŞTIRILMIŞ İNSANDIR

MANEVRA YAPMAK

BİR GERİLLA VURULDUĞUNDA HER ANANIN YÜREĞİNDEN BİR PARÇA KOPAR

ONDA GÜÇLÜ BİR GENÇLİK POTANSİYELİ VARDI

KAPİTALİZMİN ÇÖKÜŞÜNÜ ABD’NİN ÜÇ NATO’SU DA ÖNLEYEMEZ

ÖZEL SAVAŞ OYUNLARI ANCAK GERİLLA ÖNCÜLÜĞÜNDE MÜCADELE EDEREK BOZULUR (1.BÖLÜM)

DAĞLAR AŞKIN ANLAM BULDUĞU MEKANLARDIR

JEOPOLİTİK DENGELER AÇISINDAN KÜRDİSTAN

SİSTEM İÇİ MUHALEFET ÖZEL SAVAŞ HÜKÜMETİNİN KOLTUK DEĞNEĞİDİR (2.BÖLÜM)

ZİLAN ÇİZGİSİNDE TANRIÇALAŞMAK

BAŞKAN APO’NUN YAŞAMI DIŞINDA YAŞAM MÜMKÜN DEĞİLDİR

GERİLLA KİMYASAL SİLAHA DİRENİYOR, YA BİZ!

FEDAKÂR BİR DEVRİMCİ: ŞEHİT HELMET

BU HDP ÇÖZER

DİRENİŞ TARİHİNİN ÖZNESİ DAİMA KADINLAR OLMUŞTUR

HEKİMLİK YEMİNİ DE BİZİMDİR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DE…

KÜRDİSTAN’IN GÜZELLİKLERİ

SUSMAK YOK ARTIK, HAYKIRMAK VAR

KÜRDÜN ÖZGÜRLÜK ATEŞİ İŞGALCİLERİ YAKACAK

RUHU GENÇ, İNANCI SONSUZ APOCU MİLİTAN: BARAN MAWA

MİSAFİR

TÜRKİYE’DE ZİNDANLAR SAVAŞ VE MÜCADELE ALANIDIR

YAŞASIN ÖZGÜR VE BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN İÇİN ÖLÜMSÜZLEŞEN ŞEHİTLERİMİZ!

ANLAM, DUYGU VE EMEK GÜCÜNÜ BİRLEŞTİRMEK

14 TEMMUZ RUHU DİRENİŞ RUHUDUR

BÜYÜK KARAR VE DİRENİŞİN KIRKINCI YILDÖNÜMÜ

BİR HALKIN YARASINA KOŞAN YEŞİL GÖZLÜ TÜRKMEN KIZINA…

ÜNİFORMALI ŞİDDET AĞINI ÇÖKERTMEK!

PANAVA NOKTASINDA MEVZİLENME

KISA BİR YOLCULUĞUN SONUNDA

SINIRLARI GEÇERKEN...

DÜN SRİ LANKA RAJAPAKSA, BUGÜN SIRA FAŞİST ŞEF ERDOĞAN'DA

GÜNEŞE ULAŞAN ÇİÇEK

KARANLIĞI ATEŞE VER DAĞLARA GEL!

TC’NİN NATO’DAKİ YENİ GÖREVİ İŞGALCİLİKTİR

UMUT ZAP’TAKİ GERİLLADA

GÜÇLÜ, KARARLI VE CESUR BİR KOMUTANDI

….VE BEN LEYLA’YIM, MECNUN’DAN ÖTE BİR LEYLA!

BİZİ HALAYA ÇAĞIRIR GOVENDÊ

ROJAVA DEVRİMİ ÇEKİM MERKEZİ OLMAYA DEVAM EDİYOR

DEVRİM’İN FIRTINALI KİŞİLİĞİ; ÇİYA AMED

GERİLLADAN ULAŞ ADALI ANISINA…

PKK ŞEHİT AMARA TOLHİLDAN'I ANDI

SRİ LANKA, TÜRKİYE: BİR MÖDELİN İFLASI

VARLIK VE YOKLUK SÜRECİNDE GENÇLİK ÖNCÜLÜK ROLÜNÜ OYNAMALIDIR

VİYAN SORAN’IN İZİNDEN GİDEN AY YÜZLÜ BERFÎN

VE AY IŞIĞI ALTINDA ÖNDERLİK SAHASINA DOĞRU…

KATLİAMLARIN NEDENİ SOYKIRIMCI ZİHNİYET VE SİYASETTİR

ÖNDER APO HAKİKATİ

ÇOK BİLMİŞLERE MÜJDE!..

BU KAÇINCI AMARA?

ÖZGÜR KÜRDİSTAN’I MÜJDELEYEN RUH

BENİ BAĞIŞLAYIN (1.BÖLÜM)

HER İHANETİN BEDELİNİN ÖDETİLECEĞİ KAÇINILMAZ BİR HAKİKATTİR

BENİ BAĞIŞLAYIN (2.BÖLÜM)

GERİLLA VE OPERASYON

BENİ BAĞIŞLAYIN (3.BÖLÜM)

BUGÜNDE YAŞAR ENZİLXALAR (1.BÖLÜM)

SANATÇI UZAKTAN İZLEYEN DEĞİL, HALKININ İÇİNDE BİREBİR YAŞAYAN OLMALIDIR (4.BÖLÜM)

BUGÜN DE YAŞAR ENZİLXALAR (2.BÖLÜM)

ALIŞMAK İHANETTİR

EN GÜZEL YOLDAŞLARI ANARKEN

DAĞLARDA YAŞAMIMIZ AYRILMALAR VE KAVUŞMALARLA VAR OLUYOR (5.BÖLÜM)

BENİ BAĞIŞLAYIN - VE ANLIYORUM Kİ BİR TEK IŞIK AYNI ANDA VE HER YERDE OLABİLİYOR (6.BÖLÜM)

BÊ XÎRETÎ BÊ NAMÛSÎYE

DEVRİMCİ EDEBİYATI AKTİF MÜCADELE İÇİNDE GELİŞTİRDİ

YOL VE YOLDAŞLIK…

AVAŞÎN’DE GERİLLA OLMAK

AKP’NİN SON ÇIRPINIŞLARI

HALKLARIN ÖZ İSYAN GÜCÜ İŞGALCİLERİ DURDURUR!

YAŞAMIYLA HALKINA BÜYÜK MİRAS BIRAKAN KOMUTAN

ASIL EMEK HESAPLANAMAYANDA, ÖLÇÜLEMEYENDE GİZLİ DEĞİLMİDİR? (7.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜĞE VERİLMİŞ BİR ÖMÜR

KADIN SESİNDE SAKLIDIR ÖZGÜRLÜK DÜŞÜ!

KİMİN GÜCÜ TAŞIR DÜNYA VE GÖKYÜZÜNÜ AYRI AYRI? (8.BÖLÜM)

HAKİKAT, PKK’NİN ADALETİDİR!

BİLİYORMUSUN, BEN GÜLMEYİ DAĞLARDA ÖĞRENDİM…(9.BÖLÜM)

İKİ KİŞİYİ BİR ARAYA GETİREMEYEN İKTİDAR

MEMO VE DİLLERE DESTAN CESARETİ

İLK BİNEVŞ'İ TANIDIM… (10.BÖLÜM)

TARİHİN GÖLGESİ VAR ÜSTÜMÜZDE!

YAŞAMIN ADI, İNSANIN ÖZÜ SEVGİNİN YÜREĞİDİR

YENİ BİR 15 AĞUSTOS’A DOĞRU

BİR SIZI GELİP ÇARPTI KALBİME…(11.BÖLÜM)

MOR DAĞLARIN YILDIZINA

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUN KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (1.BÖLÜM)

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (2.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞMAK

ŞİİR DOSTLUKTAN DOĞAR… (12.BÖLÜM)

İMRALI’DA NATO TASDİKLİ İMHA PLANI DEVREDE

ATAKAN MAHİR’İ HATIRLAMAK

ÇÜNKÜ BU GENÇ HEWRAMAN KALBİMDEN GEÇENİ SÖYLÜYORDU (13.BÖLÜM)

DOST BAHARI

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN ERUH BASKINI (3.BÖLÜM)

‘DAĞLARA KOŞMANIN ZAMANIDIR’

GERİLLA MUCİZESİ

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUN KORKMAZ’IN KALEMİNDEN ERUH BASKINI (4.BÖLÜM)

EN GİZEMLİ KADINLAR (14.BÖLÜM)

15 AĞUSTOS RUHU ZAMANIN BELİRLEYİCİSİ OLDU

GERÇEKLEŞTİRDİĞİM HER ŞEY SANA ULAŞMAK İÇİNDİ…(15.BÖLÜM)

ÖLÜMSÜZ KOMUTAN MAHSUM KORKMAZ’IN KALEMİNDEN (5.BÖLÜM)

15 AĞUSTOS FEDAİLERİN AGİT’LERİN GÜNÜDÜR

ÇÜNKÜ SESİN BÜTÜN BU ZAMANI DOLDURUYOR (16.BÖLÜM)

MAZLUMU DEĞİL ZALİMİ DURDURUN!

15 AĞUSTOS ATILIMI (1.BÖLÜM)

KALBİME IŞIK TUTACAK İZLER

15 AĞUSTOS ATILIMI (2.BÖLÜM)

MERHABA SANA YOLDAŞIM…

NUSAYBİN’İN İSİMSİZ KAHRAMANI "KÜÇÜK DELAL"

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (1.BÖLÜM)

HAKKI VERİLMİŞ BİR YAŞAM–ENGİN SİNCER

KENDİSİNİ EMEKLE VAR EDEN BİR APOCU DERVİŞ; ŞEHİT RİZGAR AMED

DEVRİMCİ TUTUM (1.BÖLÜM)

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (1.BÖLÜM)

EN SEVDİĞİMİZ OYUN SAKLAMBAÇTI

‘ZAMANA DAİR’ ÜÇLEME

OTUZ DOKUZUNCU YIL VE GENÇLİK

KÜRT HALKINA YÖNELMİŞ JEOPOLİTİK TEHDİTLER

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (2.BÖLÜM)

21.YÜZ YILLIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VERENLERE

ÖZGÜRLÜK SİLAHI HEPİMİZİN ELİNDEDİR

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (3.BÖLÜM)

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (2.BÖLÜM)

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (4.BÖLÜM)

YİTİRMİŞ İNSANLIĞINI ARAYAN BİR MARATONCU…..

DENİZİNİ DAĞLARA AKITAN GÜLNAZ!

SEVDA SERÜVENİ

TÜM ZAMANLARDA ÇOĞALARAK EVREN OLDU

KÜRDİSTAN GENÇLİĞİ ÜZERİNDE BÜYÜK BİR ETKİ BIRAKAN ŞEHİT ALİ ÇİÇEK ANISINA

TECRİT ÖZGÜR İNSANI VE ÖZGÜRLÜĞÜ ÖLDÜRMEKTİR (5.BÖLÜM)

HAVRİTA: IRKÇI-TÜRKCÜ ZİHNİYETİN ANATOMİSİ

ADAR EFRÎN VE ARKADAŞLARI

WELAT’IN YÜREĞİ

ZAMANİ NİYE GÜZELDİR?

KIMILDA DA KURTAR ŞU ONURUNU

BARIŞ YOKSA DEMOKRASİDE YOK

ŞEHİRLER BANA BİR TUZAK

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (3.BÖLÜM)

YAŞAM OLURDU SENİN ADININ KARŞILIĞI; TOPRAK

ORTADOĞU’DAKİ KRİZLERİ KÜRT ÖZGÜRLÜĞÜ ÇÖZER

KOMUTAN İSLAM VE GEVER

SEVDA SERÜVENİ (2.BÖLÜM)

DİRENGEN REFLEKS SERDEM AMED YAZILARI (1.BÖLÜM)

HEVAL ALİ’Yİ KURTARIN!

KÜRDİSTAN DAĞLARININ GÜLER YÜZLÜ YOLDAŞI

SEYYİD NESİMİ,ZAHİDİN BİR PARMAĞINI KESSEN DÖNER HAKK'DAN KA

ÖZLEM TAŞIYICILARI…

FİLİPİNLER’DE BİR EFSANE: MAİTA GOMEZ

BARIŞ MÜCADELESİNİN ACİLLİĞİ

TÜM SINIRLARI YIKARAK KUZEY'E DOĞRU

GERİLLA FAŞİZMİN BURNUNU SÜRTÜYOR

CENG MEYDANINDA DOKTOR OLMAK

ELİN NAMLUDA VE UMUTSUN

DİRENGEN REFLEKSLER SERDEM AMED YAZILARI (2.BÖLÜM)

HALLAC-I MANSUR

BİLDİK BAKIŞLAR DEĞİLDİ 14 TEMMUZ

BİTMEYEN DARBE; BASTIRILAMAYAN DİRENİŞ: 12 EYLÜL

VURDUKÇA KAZANMA İNANCI

İNSANA DAİR SEZGİSEL YAKARIŞLAR (4.BÖLÜM)

TOPRAK DA BİLİR, GERİLLA BASTIĞINDA ÇİÇEKLER BİTER

HER YERDE EYLEM

SOYTARINIZI SEVİN

SEVDA SERÜVENİ (3.BÖLÜM)

GERİLLAYI BAHARDA GÖRMEK

ZİRA DEVRİMSEL SÜREÇLERİN OLMAZSA OLMAZI

DİRENGEN REFLEKS SERDEM AMED YAZILARI (3.BÖLÜM)

YAŞAM KENDİ İPEK TENİNDE ÖZENLE DOKUMUŞTU ONUN YÜREĞİNDE

TÜRKİYE’NİN ÖZETİ: İSTANBUL-CUDİ

DİSTOPYALARI YIKAN KADINLAR

TOPRAĞIN BEREKETİ

UMUT, DOĞU'DA VE KADINDA

İRAN İSLAM DEVRİMİNİN SON KAVŞAĞI

İKİ KAHRAMANIN YOLDAŞLIĞI

SERDEM AMED YAZDI/ İŞGALE UĞRAMIŞ ÜLKEDE İSYAN EN BÜYÜK İBADETTİR!

ÜÇ ZEYNEP’İN MİRASIYLA YÜRÜYOR

HALK BAHRINDA YEŞEREN ÇİÇEK

FEDAİ EYLEM LİBERAL GAFLETİ NETLEŞTİRMİŞTİR

KAVGAMI PAYLAŞAN YÜREĞE

İÇİNDEKİ SEVDA ATEŞTEN BİR KIVILCIMDIR

HER BİR ADIMDA FEDAİLİĞE YÜRÜRKEN

ÖNDER APO’YU ZİLANCA SAVUNMAK

GELİYE ZİLANDA DİRENİŞ TOHUMLARI

FEDAİ EYLEM PARADİGMA ÇİZGİ SAVAŞI ÇAĞRISIDIR

GÜNEŞE YOLCULUK

DAĞLAR AŞKIN ANLAM BULDUĞU MEKANLARDIR

ROZALARIN, SARALARIN İZİNDE NAGİHAN AKARSEL

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK (2.BÖLÜM)

ÖNDER ÖCALAN DEVRİM ÇAĞINI DOĞRU ANLAMAK

9 EKİM KOMPLOSUNA KARŞI MÜCADELE ÇİZGİMİZ

DEVRİMCİLİĞİN VE YURTSEVERLİĞİN TEMEL İLKESİ

ÖZGÜRLÜK ZAMANINDAYIZ

BİR YERDEN BAŞLAMALI

DAİMİ BİR BAHARDIR GERİLLA

SERDEM AMED ARKADAŞIN VEDA YAZISI

DAĞLARI GİBİ YÜREĞİ DE İNANÇ MABETİDİR

GAZETECİLİK, BASIN VE HABERCİLİK ÜZERİNE...

SONUCU KADINLAR VE HALKLAR BELİRLEYECEK

KÜRT KADINININ GÖRKEMLİ VE DESTANSI DİRENİŞİNE TANIKLIK ETMEK

KERKÜK'TE YENİ OYUNLAR

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK (3.BÖLÜM)

HER ŞEY MAVİ OLACAK…

BİR TÜRKÜDÜR BERİTAN EZGİSİ DİLDEN DİLE DOLAŞAN

UĞUR BÖCEĞİ OLMAK

UMUT YOKSA, GERİ KALAN“KADERİN” PLANIDIR…

ŞEHİTLERİMİZİN VASİYETİ…

ÖNDER APO VE GERİLLAYLA BÜTÜNLEŞME ZAMANI

GÜLÜŞÜN ASILI ÇARÇELLA ŞAFAĞINDA

DİYARBAKIR CEZAEVİ’Nİ “KAPATMAK”

GERİLLA YAŞAMINDAN KESİTLER

DEMOKRASİ“AĞAYA BELEŞ”

TC ÇETE DEVLETİ ÖRGÜTLÜ KÖTÜLÜK YUVASIDIR

BOYUN EĞMEMEK VE DİK DURUŞ ÜZERİNE

DAHA FAZLA CESARET DAHA ÇOK ÇABA

HÜZÜNLÜ BAHARIN ERKEN YOLCULARI

​​​​​​​1 KASIM İNSANLIĞA MAL OLMUŞ BİR GÜNDÜR

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (1.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (2.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (3.BÖLÜM)

HALK BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK(4.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (4.BÖLÜM)

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (5.BÖLÜM)

DEVRİMİN AKTİF RİTMİ VE PASİF RADİKALİZM FURYASI

PRATİĞE DOĞRU ANLAYIŞ VE YARATICI TARZLA YAKLAŞARAK BAŞARMAYI MUTLAKA ESAS ALMALIYIZ! (6.BÖLÜM)

ÖZGÜRLÜK FELSEFESİNİN FEDAİSİ

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (1.BÖLÜM)

KADIN ORDULAŞMASININ ÖNCÜLERİNDEN

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (2.BÖLÜM)

BERİTAN; İHANETE BOYUN EĞMEYEN ÇİZGİDE YÜRÜMEKTİR

KİMYASAL SİLAH KULLANAN DEVLETÇİ SİSTEM VE KÜRTLER

FEDAİ BİR RUH, BÜYÜK BİR FEDAKARLIKLA TARİHİ BİR SAVAŞ YÜRÜTÜYORUZ (3.BÖLÜM)

KÜRT SOYKIRIM SAVAŞININ FİNALİNE DOĞRU

ADANMIŞLIĞIN EN GÜZEL TİMSALİNE…

GERİLLA YAŞAMINDAN KESİTLER

HEVAL Û HIRÇ

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (1.BÖLÜM)

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (2.BÖLÜM)

IŞIK HÜCRESİNDEN BİR PARÇA

BEDENLEŞEN RÊBER APO HAKİKATİ

DEVRİMİN AKTİF RİTMİ VE PASİF RADİKALİZM FURYASI

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (3.BÖLÜM)

CEJNA VEJÎNÊ Lİ ME TEVA PÎROZ BE!

KÜRDİSTAN DEVRİMCİ GENÇLİĞİ TOPLUMSAL DİRENİŞİN VE SAVAŞIN ÖNCÜSÜ OLACAK (4.BÖLÜM)

HALKIN DOĞAL ÖNDERLERİ ÖLMEMELİDİR

MAZLUM DOĞAN’IN BATMAN GÜNLERİ

AYRI BİR ZAMANDA YAŞAM

EN ANLAMLI DEĞERLERİN PARTİSİ OLAN PKK

HALKIN BAHR’INDA YEŞEREN ÇİÇEK (5.BÖLÜM)

21.YÜZYILI KADIN DEVRİM ÇAĞINA DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN ÖNERMEMİZ