BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (28.BÖLÜM)
BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (28.BÖLÜM)
0 Yorum
96
10-05-2022

“ÖLÜM BİR AŞİRETTİR DOĞU DA”

 GULE ANA: Cizre Cebbar (Botan)  

Sakine (Xelat) 1990 yılında gerillaya katıldı. Yaşayıp yaşamadığı bilinmiyor.

Evre’nin sınırlı hakında çok önemli bir şey olmak,sınırsız bir evrende daha özel ne olabilir. Stephen HAWKİN  

88 TOPLU MEZARDA 1298 KİŞİ  

İHD Diyarbakır Şubesi’nin Şubat ayında yayınladığı bir rapora göre bugüne kadar 88 toplu mezarda bin 298 kişinin olduğu tespit edildi. Raporda ayrıca bugüne kadar açılan 26 toplu mezardan 171 kişinin kemiklerine ulaşıldığı aktarıldı. Kasaplar deresinde 73 kişinin olduğuna dair isimler tespit edildi ancak kayıp aileleri ve insan hakları organizasyonlarına göre 200’ü aşkın kişi bu alana atıldı. 28 Mart 1986 tarihinde bir çatışmada hayatını kaybeden Mahsun Korkmaz’ın cenazesinin de Kasaplar Deresi’nde olduğu sanılıyor. “kekik, reyhan ve kaçak tütün kokusu taşırdı rüzgar. alçak damlı evlerin yüksek, küçük pencerelerinden soluk ışıklar yayılırdı geceye köpek havlamaları korkulara karışır kaygıları beslerdi. sonra dağlardan kurşun sesleri gelirdi belirli belirsiz namlunun ucunda çırpınırdı yürekler. ağıtlar yankılanırdı dağlara doğru kapılar kırılır, talan edilirdi sevdalar, umutlar ve insan olan ne varsa. ve kan akardı derelerimizden Zilan, Munzur, otuzüç kurşun ve Nevala kasaba ve ülkenin bütün derelerinde. o iklimde kalırdı acılar. duymazdı bir allah’ın kulu çığlığımızı ve dağlara sevdalanırdık karabasan gecelerin sabahında direnmek kalırdı Kürde çünkü yaşamın bir başka adı direnmektir.  

BELLEK

Kürt coğrafyası, evlatlarının kanıyla yazılmış bir coğrafyadır. Her ülkede kıyılan bir halk oldular. Dersim İsyanı ve kayıplar bahsini Haydar Alparslan’nın yaşam hikâyesinden anlatmıştık. İran’da Mahabat Kürt Cumhuriyeti’nde yaşanan katliamlar, Irak coğrafyasında beş bin Kürdün Halepçe’de kimyasallar sonucu hayatını kaybettiği gerçeği yakın tarihimizin belleğinde hala tazeliğini koruyor. Sınırları çizenler toprağı ayırsa da sorun ne yazık ki sınırlarla çizilmiyor. Kürtler şu son otuz yılda yaşadıklarının otuz altı tanesini daha önceden yaşadılar. Fakat egemen olanın algısı ve yarattığı halklar bu coğrafyaya kan ve nefretten başka bir şey vermedi. Bu nefret sarmalı öyle bir hal aldı ki, artık şehirlerde yaşayan farklı etnik gruplar linç edilmeyle yüz yüze geldi. Toplum mühendisleri yarattıkları canavarı şimdi de öldürmeye çalışıyorlar. Botan ve Xelat’ın hikayesi de bu düşmanlıkların ortasında gelişti. Gule Ana oğullarının dağa gidişlerini anlatırken, yaşadıklarını Kürt gerçeği karşısında devlet şiddetinin yarattığı gerilimin bir sonucu olarak çocuklarının dağa gittiğini düşünüyor.  

Gule Ana Anlatıyor

Cizre, devlet etkisinde uzak fakat şiddete yakın bir bölgedir. Buranın halkı Türkiye’den çok Irak Kürtleriyle bağları güçlü olan bir bölgedir. PKK’den önce de Irak bölgesinde Kürt meselesi canlıydı. Oralardaki akrabalarımız Saddam döneminin baskılarından nasibini alıyordu. Zulüm her yerde zulümdür. Zulmün Vatanı mı var. Ardından PKK çıktı. Bu örgütle birlikte devletin baskısı da başladı. Kürt meselesine ilgi duyuyorduk. Çocuklarım bu örgüte ilgi gösteriyordu ama bu örgütün içinde değillerdi. 1999 yılının başlarıydı. İhbar yapılmıştı. Oğlumu alıp götürdüler. Cizre’de o yıllarda gözaltında kayıplar çok oluyordu. Biz de korkuyorduk haliyle. İnsan hakları raporlarına bakıldığında da gözaltı kayıplarının en çok yaşandığı dört il ve ilçeden biri de Cizre’dir. Oğlum Cebbar uzun bir süre işkencede kaldı. Sorgudan çıktıktan sonra çok değişmişti. Neler yaşadı bilmiyorum ama devlete karşı kin ve öfke duyuyordu. Evliydi. Eşiyle beşik kertmesiydiler. Üç günlük evliydiler. Sabah uyandığımızda evde yoktu ikisi de. Oğlum ve gelinim üç günlük evliliğin ardından gerillaya katıldılar. Hanımı neden gitti bilmiyorum. Ama yaşadığı şeyler her neydiyse çok etkilenmişti. Sonradan öğrendik, oğlumun gerilladaki kod adının Botan, gelinimin de Xelat olduğunu. Botan’dan sonra diğer oğlum Hacı dağa çıktı. Bu davayı bilen, inanan biriydi. Evden çıkar aylar sonra gelirdi. Askerlik çağı geldiğinde de askere gitti. Aradan üç ay geçmemişti ki gerilla kıyafetleriyle karşımıza dikildi. Şok olduk. Sen hem asker hem de gerillasın bu nasıl oldu? diye. Bize, üç ay bu devlete askerlik yaptım. Bu kadar yeter dedim. Ben artık gerillayım. Ondan sonra yedi sekiz yıl boyunca haber alamadık. Kesin oğlum şehit düşmüştür diye düşündük. Bir gün oğlumun Erzurum Cezaevi’nde olduğu bize bildirildi. Kulaklarımıza inanamadık. Oğlumu görmeye gittim oğlum Erzurum Emniyetinde veya Askeriyesinde 45 gün çok ağır işkenceler görmüştü. Kafasında işkenceden kaynaklı ağır tahribatlar meydana gelmiş. Oğlumun cezaevi hayatı sürekli sürgünlerle geçiyor. Bazen çok uzak yerlere götürüyorlar. Bunun için ailesi olarak ziyaretine gitmekte zorlanıyoruz. Ben ve babası çok yaşlandık. Babasının her iki gözü görmüyor. Benim de ayaklarımda problem var. Uzun süre yatağa bağımlı kaldım. Şehir içi yolculuğa dair gidemezken 24 saatlik bir yolculuk benim için imkânsız hale geldi. Yaklaşık olarak bir yıldır da Ordu Cezaevi’nde.  

GEÇMİŞTEN BİR ANI

Oğlum Cebbar dağa çıktıktan bir süre sonra beni görmeye geldi. Dağa gidenler ölüme gittiklerini bilirler. Benden helâlık istemek için geldiğini söyledi. “Anne sana çok haksızlık ettim bana hakkını helal ediyor musun? Anne yüreğidir çocuğuna hiç kızgın olabilir mi? O’ na, ‘bana haksızlık yaptığın falan yok hakkımı sana helal olsun’ dedim. Zaten hiç bir anne çocuğuna kızgın olsa bile ona kıya bilir mi. Anne yüreği çocuğuna karşı her zaman saf ve temizdir. Yüreğimde hissettiğim tek şey ona duyduğum sonsuz sevgidir. Ona dedim ki ‘oğlum sen namus ve şeref yolunda bir adım attın benim sana olan saygım sonsuzdur.’ Bunları ona söyledikten sonra oğlumun yüzündeki o sevinci unutamıyorum. Ezberimde bir tek o kaldı. Son bir kez oğlumu görmek beni çok mutlu etmişti. Ben asla çocuklarımı dövmezdim onlara Haksızlık etmezdim. Arada bir beddua ederdim. Etmez olaydım… Oğlum Cebbar (Botan), gelinim Sakine (Xalet) nin yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz. Cezaevindeki diğer oğlum Hacı onların şehit düştüğünü söyledi. Taziyelerini kurduk ama cenazelerine ulaşamadık. Cenazelerinin yerini bilmiyoruz. Oğlumun mezarının nerde olduğunu bilmiyoruz. Ama bir korucunun akrabalarımızdan birine, cenazesinin 14- 15 gerillanın içinde bulunduğu Siirt’in bir köyündeki toplu mezarlıkta olduğunu söyledi. Bu yer Newala Qesaba’ya yakın bir yerdeymiş diye duyduk…  

Eylül 2013 Cizre

MÜRSEL YILDIZ & İBRAHİM ALP 

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (22.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (80.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (23.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (81.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (24.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (82.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (25.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (83.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (26.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (84.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (27.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (85.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (28.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (86.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (29.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (89.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (30.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (87.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (31.BÖLÜM-SON)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (88.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (90.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (91.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (92.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (93.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (94.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (95.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (96.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (97.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (98.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (99.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (100.BÖLÜM)

PKK'YE DAYATILAN TASFİYECİLİK VE TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ(1.BÖLÜM-ÖNSÖZ)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (101.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (2.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (102.BÖLÜM)