SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (81.BÖLÜM)
SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (81.BÖLÜM)
0 Yorum
212
05-05-2022

İslami toplumlar tarihinde M.S 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar süren dönem, zifiri bir karanlık dönem olarak da değerlendirilebilir. Hiçbir alanda gelişme emaresi yoktur. Doruktan tam çöküşe gitmenin bütün özellikleri ortaya çıkmaktadır. Kutsal kitaplarda çok geçen lanetlilik, tepeden tırnağa tüm zihniyet ve kurumları sarmış durumdadır. En dramatik çelişki ortaya çıkmıştır. Yadsımanın yadsınması, en acılı ve tüketen sürece girmiştir. Binlerce yıldan beri insan toplumunda, zihniyet ve kurumsal yapılarda gerilikleri aşıp yenilikleri doğurma anlamındaki büyük yadsıma, tez, artık antitez, yadsınma güçleri tarafından yenilme, tüketilme ve içinin boşaltılması sürecine mahkumdur. Ortadoğu tarihinde bu dönemi sadece İslamiyet’ten kaynaklanmış olarak düşünmek eksik olur. Bunu daha derinlikli nedenlere bağlamak gerekir. Bir kültür, bir uygarlık biçimi bir alanda ne kadar derinliğine kök salmışsa, yenisinin, zıddının ortaya çıkması da o kadar zor olur. Yeniliğe, yeni topraklar ve taze kan gerekir. Bir örnek vermek gerekirse; avcılık ve toplayıcılık toplumunun en çok geliştiği evre olan Magdelian (M.Ö 10000’lere kadar) kültürü, bugünkü Fransa ve İspanya yöresinde gözlemlenmektedir. Paleolitik dönemin yukarı aşamasını köklü yaşamasına rağmen, neolitiğe geçemiyor. Başka nedenler yanında en önemlisi, yukarı paleolitik kültür kendini yadsıyacak koşullara sahip değildir. İç dinamiği ve yakın çevresi bunu aştıracak özelliklerden yoksundur. Dışardan etkilenerek aşılması kaçınılmazdır. Kendisine çok alışmış biri nasıl ki kendine sevdalı, kendini üstün görür, beğenir ve kimseyle değiştirmeye yanaşmazsa; bir kültür de kendini derinliğine yaşıyorsa, alabildiğine içselleştirmişse ve başka tür bir varoluşu düşünmeyecek kadar benmerkezci olmuşsa, onu değişime zorlayacak güç ve kültür dışardan etkilemek durumundadır. Çözülüş ve yenilenme dış dinamiklerin eseri olacaktır. 

Ortadoğu’nun derinliğine neolitiği yaşaması; coğrafyası, iklimi, bitki ve hayvan kültürüyle yakından bağlantılıdır. Yanı başındaki Dicle, Fırat ve Nil vadileri, ikinci önemli coğrafi kuşak olarak köleci sistemi neolitiğe alternatif olarak geliştirebilecek koşullara sahiptir. Bu, tarihi bir şans oluyor. İki tarihi çağ yan yana birbirinden uzun süre beslenerek yaşayacaklardır. Dikkat edilmesi gereken husus, birbirlerinin bağrından çıkmıyorlar. Çağdaş diyalektik tarih yorumlarında, sistemlerin aynı yerdekinin aynı yerinde, bağrında çıkmaları değerlendirmesi doğru olmamaktadır. Gözlemler, bunun daha çok etkileme temelinde dıştan geliştiği biçimdedir. Sümer köleliği kesinlikle neolitiğin merkezi olan yerinde gelişmiyor. Şiddetli etkilenmekle birlikte, gerçekleştiği alan en geri toplayıcı kabilelerin yaşadığı bataklık bölgedir. Aşağı Mezopotamya olarak da adlandırılan bu bölge, neolitiği hiç tanımamış, klan kültürünü aşmamış alanlar olarak bakır toprak rolünü oynamaktadır. Neolitik kültürün değerleri sulandırılmaya müsait topraklarla birleştirilince, yeni toplumsal sistem ortaya çıkar. Yukarı ve Aşağı Mezopotamya’nın yan yana iki tarihi kültüre zemin teşkil etmesi şansın sonucudur. Bu şanstır ki, tarihin en verimli uygarlığına beşiklik ediyor, tarihi yaratıyor. Feodal uygarlık, yine dışta bir alanda, ticaretin ürünü olan dört yol ağzındaki bir çöl kent merkezinde çıkış yapıyor. Mezopotamya ve Nil etrafında feodal uygarlık gelişemez. 

Çünkü kendine sevdalı, gırtlağına kadar köleci zihniyet ve yaşam tarzına batmış ve kurumlarına alışmış bu yöre kültürü, kendi bağrından yeni sistemi çıkaramaz. Kendini gelişme aşamalarına uğratabilir, ama aynı sistem içinde olma şartı geçerlidir. Farklı ve yeni olan sistem, dışta gelişecek ve etkileyip etkilenecektir. Bu, tarihin bir gelişme yasası olan yadsımanın yadsınması kuralına uygundur. Yeni sistemin uç verdiği alan, sanki yeni bir tekniğin ve silahın üstün patlama gücüymüş gibi daha öncekilerini etkisizleştirmesi söz konusudur. Eski, yeni tarafından dıştaki kuruluş alanından saldırıya uğrayacak, ateş altına alınacak ve yenilip aştırılacaktır. İslamiyet Ortadoğu’daki üçüncü büyük çıkış olarak bu rolünü oynadıktan sonra, tarih adeta unutulmaya yüz tutacak, diğer bir deyişle lanete ve ihanete uğrayarak terk edilecektir. Bu hazin ama anlaşılır bir sonuçtur. Hz. Muhammed’in son peygamber olma kehaneti anlamlıdır. Yine mahşerde dirilme ve Muhammed’in şefaat için ortaya çıkması bununla ilgilidir. 308 Sümer Rahip Devletinden Çok sevilmiş bir toprağın nadasa terk edilmesi de bazen gereklidir. Çürümüş bir ağacın yerine yenisini dikmek gerekir. Çok kullanılan, eskir. Çöldeki patlamayla zaten başka değer üretecek toprak kalmamıştır. Uygarlığın tüm verileri ortaya çıkmış, toprağın emilecek tüm gücünü emmişlerdir. Ana ihtiyarlamıştır, süt veremez durumdadır. Yeni bir aşılanmayla, kocayla ürüne geçecek durumda değildir. Üretilebilecek bütün çocukları üretmiş, bol besinin sütüyle beslemiştir ve artık tekrar toprağına dönmenin vaktindedir. İnsanlık ailesi için ne gerekliyse bu ana, bu topraklar üretmiş ve dünyanın dört yanına başarıyla savurmuştur. Adem ile Havva’nın Habil’i ve Kabil’i olarak, çoban ve çiftçi olmuşlardır. Nuh’un dört oğlu olmuşlar, dört yöne ve dört ırka dağılıp yeryüzünü uygarlığa açmışlar; tarım bitkisini, evcil hayvanları, köyü, kenti, sınıfı, devleti, tanrıyı, tüm zanaatları, kutsal kitap ve peygamberleri, edebiyatı ve sanatları, müziği, mimariyi, silahı, yolu, velhasıl insanlık adına ne gerekliyse hepsini yaratmışlar, beslemişler ve her tarafa armağan etmişlerdir. Bütün bunlar yorar. 

Ortadoğu, doğurgan ana kültür, insanlık beşiği artık perde gerisine, belki de mezarına, kim bilir belki de renkli ve canlı yeniden bir uygarlık olarak doğuş yapmak için çekilecek, uyuyacak ve yeniden uyanacak, rönesansını geçmişine layık gerçekleştirecektir. Bütün bu gerekçeler, gerileme ve çürümenin tüm suçunu İslamiyet’e yükleyemeyeceğimizi gösterir. Ama yine de İslami biçim altın da toplumlar yenik ve çürümeye terk edilmiş gibidir. Hoyratça çiğnenmekte, onuruyla oynanmakta ve şaşkınlıktan şaşkınlığa girmektedirler. Mitoloji yaratan ulu rahipler, din yaratan yüce peygamber ler, imparatorluk kuran büyük Sargonlar, tarihin tanıdığı tüm tanrıçalar, ilk destanı yaratanlar, şiiri yazanlar, müziğin en derin uyumunu verenler, sonuna kadar gaddarlık yapanlar, en büyük vicdanlılar hep bu topraklarda, bu kültürde ortaya çıktılar, yaşadılar, öldüler, yeniden ve yeniden doğdular. Hem de daha güçlü, daha zengin, çok renkli, çok sesli olarak. Neden tekrar çimlenmesinler? Tarih gerçekten öğretici derslerle doluysa, o halde yapılması gereken en temel iş, lanetliliğin ve çürümenin nedenlerini doğru anlamaktır. Hastalıktan kuşku duyulmuyorsa, önce gerekli olan rasgele iğne yapmak veya besinlerle doyurmak değil, teşhisini doğru yapmaktır. İlk önce şu hususları iyi anlamak gerekir: Ortadoğu’nun mitolojik zihniyeti paramparçadır. Dini çoktan yitirilmiştir. Bilimi ise hiç olmamıştır. Adeta Babil Kulesi’nin dibinde, her dilden konuşup da birbirini hiç anlamayan sağırlar diyalogu yeniden yaşanmaktadır. Ne kadar acı bir tecelli! Ortadoğu’nun doğusunda Safevi İran, batısında Osmanlı Anadolu, tarihin en anlamsız, beyinsiz, yüreksiz, tekrarını oynayan Hacivat ve Karagözleri bile olamayacak figüranlardır. Ne eski ne de çağdaş tarihle hiçbir ilişkileri yoktur. Ne Batılı ne de Doğulu uygarlıkla alakaları kalmıştır. 

Ne Hıristiyanlık ne de Müslü manlık’la ilgileri kalmıştır. Birisi iktidar için 17 kardeşini boğacak kadar insanlıkla ilgisini kesmiştir. Mitoloji, felsefe ve bilim çoktan unutulmuştur. Gerçek sahiplerini kaybetmiş arsalar üzerinde en kötü spekülatörleri temsil etmektedirler. Sadece spekülatörcülük! M.S 15-20. yüzyıl, Avrupa’nın büyük yükseliş çağıdır; akıl, bilim ve tekniğin şahlandığı zamandır. Bireyin ilk defa her türlü kölelik zırhlarını parçalayabileceğine inandığı, bunun için emin ve başarılı adımlar attığı tarihi dönemdir. Gerçek yeni ve büyük bir uygarlıktır, doğup büyümekte olan bir uygarlıktır. Bunda Ortadoğu’nun payı yok mudur? Nasıl olmasın? Ona gerekli tüm malzemeyi o verdi. Tam on beş bin yıl Avrupa’ya bu doğuşu yaptırmak için, o Ortadoğu ebelik yaptı. On bin yıl neolitik ebelik, beş bin yıl uygar ebelik yaptı. Doğan çocuğun hoyrat, ata tanımaz, kadir kıymet bilmez olduğu doğrudur. Sanki bir tanrıymış gibi kendi kendine sahiplik edecek kadar mağrur, büyüklük sevdasına kapılmış olduğu doğrudur. Fakat toy ve uçuruma doğru yuvarlanma tehlikesini yaşadığı da doğrudur. Bütün bunları çok iyi anlayacağız. Kendi çürümüşlüğümüze sevdalanmadan, ama insanlığın doğuş anası ve büyüten beşiği olduğumuzu da unutmadan, tanıyacağız. Taklit etmeden öğreneceğiz. Ama uygarlığın ana toprağında, onun renginden, kanından, öz oğulları ve kızları olarak yeniden doğuş için, bu sefer ihtiyarlamış Avrupa’ya ebelik yaptırarak, bu kutsal yeniden doğuşu gerçekleştireceğiz. 

Genelde Ortadoğu, özelde İslam tarihinden çıkarabileceğimiz tüm dersler birikip bir Ortadoğu Rönesansı’nda düğümlenmektedir. Görkemli ideolojik kimliklerin ve temsil ettikleri tüm değerlerin çoktan çökmüş olup, uzun bir süreden beri yaşadıkları çürümenin de artık sonuna gelindiğini kabul etmeliyiz. Geçmişin tüm mitolojik ve dinsel öğelerinin sosyolojinin doğrultulmuş bilimsel ölçütleriyle kapsamlı bir çözümlenmeye tabi tutulması, yapılması gereken ilk aydınlanma işidir. Bunun ışığında yapılacak cesur ve çok yönlü tartışmalar doğru bir saflaşmayı sağlayacaktır. Her şeyiyle yaşanan Babil Kulesi’nin dibindeki sağırlar diyalogu, yerini doğru ve yetkin anlayışa, sağlam iş ve karakter temsiline götürecektir. Safların doğru belirlenişi ve yetkin karakter temsili kör pratiğin, vicdansız, çirkin ve yanlış yaşamın sonunu getirecektir. Tarihin yetki anlamı kadar, geleceğin doğru tasarımına dayalı yeni ideolojik kimlik, yaşanması gereken toplumsal pratiğin önünü aydınlatacak, gerekli cesaretli verecektir. Devrimci pratiğin kendisi, gecikmiş de olsa Ortadoğu Rönesansı’nı yaratacaktır.

Feodal uygarlığın Hint ve Çin örnekleri fazla bir orijinalliğe sahip değildir. Hint ve Çin, M.Ö 4000 yılından beri Ortadoğu’nun neolitik kalıpları ile tarımsal devrim kazanımlarını özümseme sürecine almışlardır. Böylelikle aynı tarihsel çizgiye çekilmiş bulunuyorlar. M.Ö 2500 yıllarında İndus ve Pencap nehirlerinin vadilerinde Harapa ve Mohenyadora , büyük ihtimalle Sümerlerin gelişmiş kent kolonileri olarak uygarlık sahnesine çıkmaktadırlar. Tunçla silahlanan yukarı barbarlık aşamasındaki Aryenler, M.Ö 1500’lerde kesintisiz gelişecek Hint uygarlığının temellerini atacaklardır. Aynı gelişme Sarı Irmak kenarlarında, Çin’de de yaşanacaktır. Köleci sistemin Sümer benzerleri, iki bin beş yüz yıllık bir gecikmeyle gelişmeye başlayacaktır. Rahip ağırlıklı ilk devletleşme örnekleri, katı merkeziyetçi tanrı-krallar rejimini doğuracaktır. Yaklaşık beş yüz yıllık kendi tanrılığına inanmış bu rejimler, öncelikle ideolojik olarak, beraberinde politik olarak parçalanıp uzun bir kargaşa dönemine sürükleneceklerdir. Gelişen köleci sistem, M.Ö 250 ve M.S 250 yılları arasında yaşayacağı son restorasyonla, yerini yeni ilişki tarzına, feodal uygarlık gelişimine bırakacaktır. Konfüçyüs ve Budha, Uzak Doğu’nun reformatör peygamberleri olarak, daha yumuşatılmış sömürü ve politik sistemin öncüleri rolünü oynayacaklardır. Uzun bir kuluçka döneminden sonra, M.S 500 yılları feodal dönüşüm çağıdır. Ortadoğu’daki gelişmeler dıştan etkilenmesini sürdürmektedir. Feodal İslam’ın baskıcı etkileri, Çin ve Hindistan’daki feodalizmi hızlandıracak ve güçlendirecektir. M.S 1000-1500 yılları olgunlaşma süreciyken, bundan sonrası gittikçe yükselen Avrupa uygarlığı karşısında bağımlılaşma ve çürümedir. Buna benzer bir gelişme, en gecikmiş halka olarak Güney Amerika’nın Aztek ve İnka (Meksika ve Peru’da) uygarlıklarında yaşanacaktır. M.Ö 500’de başlayan süreç, M.S 1500’lerde İspanyol etkisi altında bağımsızlaşıp benzer bir çözülmeye uğrayarak tarihten silinmeyle yüz yüze kalacaktır.

HALKLAR ÖNDERİ ABDULLAH ÖCALAN 

YORUM GÖNDER

ZİYARETÇİ YORUMLARI

BENZER KONULAR

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (22.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (80.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (23.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (81.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (24.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (82.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (25.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (83.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (26.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (84.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (27.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (85.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (28.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (86.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (29.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (89.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (30.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (87.BÖLÜM)

BAŞKA DİLDE ANNE OLMAK (31.BÖLÜM-SON)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (88.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (90.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (91.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (92.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (93.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (94.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (95.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (96.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (97.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (98.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (99.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (100.BÖLÜM)

PKK'YE DAYATILAN TASFİYECİLİK VE TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ(1.BÖLÜM-ÖNSÖZ)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (101.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (2.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (102.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (3.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (103.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (4.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (104.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (5.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (105.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (6.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (106.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (7.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (107.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (8.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (108.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (9.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (109.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (10.BÖLÜM )

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (110.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (11.BÖLÜM )

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (111.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (12.BÖLÜM )

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (112.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (13.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (113.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (14.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (114.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (15.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (115.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (16.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (116.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (17.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (117.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (18.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (118.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (19.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (119.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (20.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (120. BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (21.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (121. BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (22.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (122. BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (23.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATIK UYGARLIĞA I CİLT (123.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (24.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (124.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (25.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (125.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (26.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (126.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (27.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (127.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (28.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (128.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (29.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (129.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (30.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (130.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (31.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (131.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (32.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (132.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (33.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (133.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (34.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (134.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (35.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA (135.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (36.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (136.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (37.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (137.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (38.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (138.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (39.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (139.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (40.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (140.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (141.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (41.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (42.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (142.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ(43.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (143.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (144.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (44.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (145.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (45.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (146.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (46.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (147.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (47.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (148.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (48.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (149.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (49.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT (150.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (50.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (51.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA I CİLT SON (151.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (152.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (52.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (153.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (53.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (154.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (54.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (155.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (55.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (156.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (56.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (157.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (57.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATIK UYGARLIĞA CİLT II (158.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (58.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (59.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (159.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (160.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (60.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (161.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (61.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (162.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (62.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (163.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (63.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (164.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (64.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UGARLIĞA CİLT II (165.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (65.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UGARLIĞA CİLT II (166.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (66.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (167.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (67.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (168.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (68.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (169.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (69.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (170.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (70.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (171.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (71.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (172.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (72.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (173.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (73.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (174.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (74.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (175.BÖLÜM)

TASFİECİLİĞİN TASFİYESİ (75.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (176.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (76.BÖLÜM)

SÜMER RAHİP DEVLETİNDEN DEMOKRATİK UYGARLIĞA CİLT II (177.BÖLÜM)

TASFİYECİLİĞİN TASFİYESİ (77.BÖLÜM)